Anasayfa

19.06.2007 (BİE Genel Kurulu)

Değerli konuklar,

Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan, barış ve huzur ülkesi Türkiye’den;
Akdeniz ve Ege’nin yıldızı İzmir’den ve İzmir halkından getirdiğimiz kucak dolusu selam ve sevgiyi iletmekten büyük bir onur ve mutluluk duyuyorum.

Eminim pek çoğunuz, İzmir’in, 8500 yıllık tarihi boyunca, pek çok önemli uygarlığa evsahipliği yaptığını biliyorsunuz.

Ve bu uygarlıklar sayesinde, her zaman ticaretin, kültürün, sanatın, mimarinin, felsefenin ve sağlığın başkenti olduğunu…

Farklı dinler ve farklı etnik kimlikler, İzmir’de, binlerce yıl boyunca tam bir uyum içinde yaşadılar.

Toplumlar, hep hoşgörü ile kucaklaştılar.

Dostluklarını, üzüntülerini ve sevinçlerini paylaştılar.

Bugün kentimize miras kalan kültürel zenginliğin özünde de işte bunlar yatmaktadır.

Ve benim ülkem, bugünümüzü borçlu olduğumuz Atatürk tarafından, İzmir'in kurtuluşuyla kuruldu.


İzmir’in kurtuluşu, ülkemin “külleri arasından” yeniden, barış ve hoşgörü temelleri üzerinde doğmasında bir dönüm noktası oluşturdu.

Bu nedenle ben, vatandaşı olduğum Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığının simgesi olan bir şehirden, İzmir’den geldiğimi gururla söylüyorum.

Biliyorsunuz, bu yıl; Mevlana'nın 800. doğum yıldönümü dolayısıyla, UNESCO tarafından “Mevlana Barış ve Hoşgörü Yılı” ilan edildi.

Biraz önce sahnede izlediğiniz semazen de, Mevlana felsefesinin temeli olan “saf insan ruhunun birliğini” simgeliyordu.

Bu ruh İzmir’de, tüm İzmirlilerin gönlünde yaşıyor.

İzmir'e geldiğinizde, dünyanın neresinden olursanız olun, kimsenin size 'öteki' olarak bakmadığını göreceksiniz.

Bizler insanlara göz hizasından bakarız ki, gözlerimizin güldüğünü görebilsinler...

Ayrıca İzmir, “Güzel” sıfatıyla anılan bir kent…

Tarih boyunca; coğrafi ve iklimsel güzelliğinin yanı sıra; insanlarının güler yüzlülüğü, barışçıl ve medeni yaşam biçimiyle İzmir, bu sıfatı fazlasıyla hak ediyor.

Yine benim ülkemin, benim şehrimin öyle bir özelliği var ki, o da tüm dünya için aynı anlamı taşıyor.

Bu özelliği iki kelimeyle “sevgi ve kardeşlik” olarak özetleyebilirim.

Sevgi ve kardeşlik, Mevlana'nın bizim genlerimizde yaşayan mirasıdır.

Daha 1492’de, İspanya’dan ve Portekiz’den gelen Musevilere kapılarını açan Osmanlı, tarihi boyunca tebası arasında ayrım gözetmeyerek, bu mirasa sımsıkı sarıldığını göstermiştir.

Tüm semavi dinlerden insanlar, yüzyıllarca bu kentte, barış içinde bir arada yaşamışlardır.

Bugün kent merkezinde, birbirine taş atımı mesafede; sinagoglar, kiliseler ve camiler bir arada bulunuyor.

Değerli konuklar,

Bugün size, İzmir'in nasıl bir aday olduğunu anlatmaya çalıştık.

Elbette daha konuşacağımız, söyleyeceğimiz çok şey var.

Ama biliyoruz ki; burada sizlere aktaracağımız hiçbir ifade, İzmir’e geldiğinizde görecekleriniz kadar etkileyici olamayacaktır.

Kentimize konuk olduğunuzda, ne demek istediğimi inanın çok daha iyi anlayacaksınız.

EXPO 2015’te, İzmir’de buluşmak dileğiyle, sizlere teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aziz KOCAOĞLU
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı

 

<< Geri