
1 YILLIK Hosting Alana, 3 YILLIK Hosting HEDİYE... TIKLAYINIZ.
PROF. DR. MEHMET TEKELİOĞLU : TÜRKİYE VE İZMİR İÇİN 100. YIL BESTESİ YAPIYORUZ
"Türkiye ve İzmir için 100. Yıl Bestesini Yapıyoruz"...
Bu sözler AK Parti İzmir 1. Bölge Milletvekili Adayı Sayın Prof. Dr. Mehmet Tekelioğlu'na ait.
AK Parti İzmir Milletvekili Prof. Tekelioğlu, bu dönem de Başbakan tarafından aday gösterilen az sayıdaki siyasiden biri.
Seçim çalışmalarının yoğunluğuna karşın her gün gazetelerde İzmir gündemini yakından takip ediyor.
Röportaj yapmak istediğim insanların başında geliyordu Sayın Prof. Dr. Mehmet Tekelioğlu. O yoğun, biz yoğun derken nihayet röportaj için gün tayin ettik.
Gün gelip çattı, sözleştiğimiz yere, AK Parti İl Başkanlığı'na ulaştığımda, kendisini odasında yerel basın başta olmak üzere gazeteleri incelerken buldum. Koltuğuma oturdum, ben soluklanır ve çayların gelmesini beklerken Sayın Tekelioğlu da, birkaç dakika daha gazetelere bakışını sürdürdü.
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) mezunu, uçak Mühendisi Prof. Dr. Mehmet Tekelioğlu, her ayrıntıyı mühendis titizliğiyle ele alan biri izlenimi bıraktı bende.
Ciddi, konulara hakim ama sadece İzmir'i değil Türkiye'nin geleceği üzerine düşünen, kafa yoran biri Sayın Tekelioğlu.
Nitekim kendisiyle sohbetimizde İzmir'in sorunlarından, Başbakanın açıkladığı projelerle İzmir'in ve İzmirlilerin kavuşacağı yüksek yaşam standardını da konuştuk. Aynı zamanda Kürt Sorunu, BDP, Yeni Anayasa'nın gerekliliğin nedenlerine kadar birçok konu hakkındaki düşüncelerini dinleme olanağı da bulduk.
Lafı daha fazla uzatmadan gelin Sayın Prof. Dr. Tekelioğlu'nu dinleyelim:
Halide DEMİR- www.yerelgundem.com Özel Röportaj (halidedemir@yerelgundem.com)
Halide DEMİR: Seçim çalışmalarınız nasıl gidiyor? Sahada en çok hangi talep, soru ve sıkıntılarla karşılaştınız?
Prof. Mehmet S. Tekelioğlu: İnsanlar yerel yönetimlerden bekledikleri hizmetlerin tam olmayışını dile getiriyorlar. Biz de onları dinliyoruz, 'bunlar yerel yönetimlerin işini bizi ilgilendirmez' demiyoruz. Bunlar yerel yönetimlerin işi ama eğer siz 12 Haziran'da bize kuvvetli bir mesaj verirseniz bu yerel yönetimler için de bir mesaj olur diyoruz. Gene de bazılarını yerel yönetimlere iletmemiz lazım. Biriktiriyorum seçimden sonra Aziz Bey'e ya da ilçe belediye başkanlarına bu sorunları ileteceğim.
En çok karşılaştığımız sorunlardan birisi de işsizlikle ilgili. Biz şimdi işsizlikle ilgili olarak pek çok yerde talep görüyoruz. Işsizim diyen insanların çoğu hiçbir meslek sahibi olmayan insanlar. Ben tesadüfen bizim evin orada bir çorba içeyim dedim, 'İşler nasıl?' dedim. 'Işimiz çok iyi' dediler. Başka yerlere şube açın dedim. 'Ama pasta ustası bulamıyoruz' dediler.
Yine geçen gün Belenbaşı'na giderken arkadaşlarla buluşmak için yol üstünde bir yere oturduk, çay içiyoruz. Patronu geldi, yine 'Nasıl işler?' diye sordum. O da 'İşler iyi ama eleman sıkıntımız var. Aklı başında bir garson bulamıyorum' dedi.
İzmir'de hizmet sektörünü geliştirdik diyelim, büyük bir eleman ihtiyacı olacak. O bakımdan tedbirleri şimdiden almak gerekiyor. Dolaştığımız yerlerde karşılaştığımız temel sorunlar bu. Bir de, insanlar ceplerine giren paranın daha çok olmasını istiyorlar. Doğudaki olaylar ne oluyor?' diye soruyorlar.
H.D: İzmir projeleri açıklandı. Bazıları 'hayal' dedi?
M.T: İstanbul-İzmir Otoyolu mesela gerçekleşiyor, inşaat başlamış durumda. Bunların belli vakit alacağını hepimiz biliyoruz. Evet, bir takım projelerimize afaki diyenler oldu. Hiçbiri afaki değil. Mesela Körfez geçişi. İncelemelerden sonra gündeme getirildi.
Bu yolu kaç yılda bitiririz, finanse ederiz, diyelim ki 4 yılda bitirdik, sonra yıllara bağlı olarak buralardan kaç araç geçer, ne kadar gelir elde edilir, bu rantabl bir yatırım olur mu olmaz mı gibi tüm ayrıntılar ele alındı. Tüm bu tetkikler yapıldıktan sonra bu projeler gündeme getirildi.
İzmir-Ankara Otoyolu ve hızlı treninin de tetkikleri bitti, proje ihalesi önümüzdeki aylarda yapılacak. Eleştirenlerin yerinde ben olsam, bunlar eksik diye eleştirirdim. Mesela biz jeotermalle ilgili, kültür-sanatla ilgili şeyleri yazamadık. Proje kitapçığımızın kapağında bile 35 + diye yazıyor. Dolayısıyla bunları da ilave edeceğiz.
Bu projeler kesinlikle hayali değil. Ama bizim bunlar 2023 hedeflerimiz. Sana bak bir manşet söylüyorum. (birlikte gülümsüyoruz) Biz 100. yıl Bestesini yapıyoruz. Bu bestenin bir kısmı İzmir'de yazılıyor. 100. Yılı Türkiye'de ve İzmir'de besteliyoruz. Istiyoruz ki bu bestenin en güzel yeri İzmir olsun. İzmir çekici gücü olsun. Bu hizmetler 100. Yıl Bestesi olacak.
H.D: 'Niçin bu kadar gecikildi?' eleştirilerine yanıtınız ne olurdu?
M.T: Evet, şu eleştiriyi getiriyorlar, işte '8.5 yıldır iktidarsınız, bunları niçin yapmadınız?' şeklinde. Bir kere biz hukuki altyapıyla ilgili büyük sıkıntılar yaşadık. Çok basit bir İzmir Limanı örneği ve İnciraltı ile Çeşme'nin planlanması gibi konuların tümü yargıda çok oyaladı bizi.
Kültür Bakanı diyor ki, 'Bir planlama yapıyoruz, askıya çıkarıyoruz, mahkemeye gitmeden burada oturup konuşalım, bir eksiğimiz varsa düzeltelim'. Ama bizim bu İzmir'de bir alışkanlık haline gelmiş sanırım. Mimarlar, şehir plancıları odası gibi kurumlar sürekli, herşeye karşı çıkıyor. Tüm attığımız adımlarda bu sıkıntıları yaşamamak için çalışıyoruz.
Kuzey Otoyolu mesela zaten yapılmış. Acaba bunu çanakkale üzerinden daha yukarılara götürebilir miyiz diyoruz. Birçok proje başlamış zaten. İzmir-Antalya otoyolu gibi. Projelerin tamamının ayağı yere basıyor. Önümüzdeki seçim döneminde çıkıp da bunları niye yapmadınız diyenlere, bunlar bizim 2023 hedeflerimiz diyeceğiz. Her bir projeyle ilgili durumumuz şudur diye açıklama yapacağız her safhada.
H.D: İZBAN örneğinde olduğu gibi İzmir'deki yarım ya da sürüncemede kalan yatırımlara hükümet desteği oldu. Ancak yerel yönetim İzmir'e destek verilmediğini belirtiyor?
M.T: Bunlar doğru değil. Pek çok yerde açıklıyorum ve anlaşılıyor. Hatta bazı yerlerde şehir efsanesi haline getirilmiş. Başbakan da böyle bir şey mümkün değil diyor. Ama Sayın Aziz Bey çıkıyor, sayıyor sayıyor. Ama saydığı herşey Başbakanın kastettiği ile ilgili değil. O zaman Sayın Aziz Bey'in Sayın Başbakana ettiği teşekkürleri nereye koyacağız?
H.D: Yeni bir CHP var artık. Sayın Kılıçdaroğlu da bunu sürekli vurguluyor? Değerlendirmeniz?
M.T: Evet, Yeni CHP diyor. Daha önce biz projelerle konuşmuyorduk diyorlar. Evet bu kısmen doğru. Yeni projelerinin ne kadarının ayağı yere basıyor, onu bilemem. Mesela Aile Sigortası diye birşey söyleniyor. Bu o kadar tehlikeli birşey ki Türkiye için. Şimdi ben size soruyorum, siz asgari ücretle biryerde çalışıyorsunuz, asgari ücretle çalışırken ne düşünürsünüz? Buradan çıkayım, iş çıkışında ek iş yapayım, geliri arttırayım dersiniz. Bu Türkiye'de ne işe yarar? Bu, Türkiye'de kayıt dışını ve eleman sıkıntısını doğurur. Bu bizim için tehlikeli birşey.
Bir de yeni CHP diyorlar. Kemal Kılıçdaroğlu gidiyor, özerklik falan filandan bahsediyor. Bu Altı Oku ne yapacağız? Halkçılık, itirazımız yok. Laiklik, ona da tamam. Sonra, Milliyetçilik. Şimdi Altı Ok içindeki Milliyetçilik tanımıyla, bugünkü uyuşuyor mu acaba CHP'de.
Bu iki kavramı yani Milliyetçilik ve Devletçilik'i ne yapmalı? Bu iki kavramı açıklasınlar, ondan sonra yeni CHP desinler. Aksi takdirde tüm bunlar havada kalıyor. Milliyetçilik derken klasik anlamda Cumhuriyetin başındaki Milliyetçilik tanımında ülkede Türkten başka kimse yok. Herkes Türkleşecek. O milliyetçilik tanımları bir felaket. Zaten bizi zora sokan, o tanımları yeniden ele almayışımız. CHP bunu hiç yeniden ele almıyor.
Oysa biz kültürel çeşitliliğimize sahip çıkalım ama Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığında birleşelim diyoruz. CHP'de bu yok, Türk'ten başka kimse yok bu ülkede onlara göre. Oysa Kürdüz diyorlar, kimliğimizin tanınmasını istiyoruz diyorlar.
Şimdi bakın, Doğuda kopan kavga şudur, AK Parti mi BDP mi daha fazla oy alacak? Kim daha çok oy alırsa, yarın çıkıp Kürtlerin gerçek temsilcisi biziz diyecek?
Öyle değil mi?
BDP bütün gücüyle AK Parti zaafa uğrasın diye uğraşıyor. Şimdi bizim aklı başında insanlarımızla bu fırsatı vermemeliyiz. Çünkü BDP Kürtlerin gerçek temsilcisi değil. Çünkü onlar hala bu işi silahla halletmeye çalışıyorlar ve hala kandan besleniyorlar.
PKK'yı koruyup kollamıyorlar mı?
Yıllardar bu sorunun bitmesi için ekonomik olarak kalkındırılması lazım deniyor. Şimdi tüm bunlar oluyor, bu insanların istismar ettikleri her konu yavaş yavaş ortadan kaldırılıyor. Mesela çok açık bir konu, Kürtçe kursları açılsın diye kıyametler kopuyordu. Kürtçe öğrenemiyoruz diyorlardı.. Kürtçe kursları serbest oldu, her tarafta çığ gibi Kürtçe kursları açıldı. Ama altı ay sonra bir tane kurs kalmadı. Ama şimdi bu istismar konusu ortadan kalktı.
Ben çok iyi biliyorum, kütüphanelere Kürtçe kitap koymak yasaktı. Bunu Avrupada bile kullanıyorlardı. Avrupa Konseyi'ndeki raportörler yani. Biz geldik dedik ki, ya kardeşim Kürtçe kitabı kaç kişi okuyor da Kürtçe kitap koymaktan korkuyorsunuz? Kitaplar kondu ve o istismar da bitti.
Şimdi yollar yapıldıkça, yatırım gittikçe, insanların emniyeti sağlandıkça, tüm bu istismar konuları ortadan kalkıyor. Tüm bunlar inşallah seçim sonrasında daha da rahatlayacak.
H.D: CHP statükonun devamından yana mı diyorsunuz yani?
M.T: Evet, şimdi CHP hem statükonun devamını istiyor, hem de Doğuda gidiyor ben yenilikler yapacağım diyor. Ikisi birarada olamaz. Bu mümkün değil. Bu statükonun bazı noktaları ayaklarının altından kayıyor.
Sadece OHAL'i bile kaldırsak iyi denilen noktadan bugün geldiğimiz noktaya bakın. Bu Avrupa Konseyi'nde Kürtlerin Kültürel Durumu diye bir rapor hazırlandı. O raporda adam, o raporu yazarken Türkiye'de TRT'de iki saatlik Kürtçe yayın yapılıyordu, on dakika mıydı ya da hatırlamıyorum, adam bunu büyük gelişme diye yazmıştı. Şimdi geldik Kürtçe TV'ye. Şimdi PKK'nın yayınları yerine TRT 6 izleniyor. Bunlar kötü şeyler mi? Değil tabi.
Bazıları bunları farklı şekillerde yansıtmaya çalışıyor. Ama bu anlayış devam edip istismar konuları kalktıkça bunlar bitecek. Önemli olan şey dağlardaki PKK kampları. Bu kamplar bir anda en çok 6 bin kişiyi barındırıyor. 30 bin militan öldürüldü. Yani beş kere dolmuş boşalmış. Şimdi insanlar hala o kamplara gitme isteğindeyse, o zaman problem o kampa gidecek ortamı ortadan kaldırmak olmalı. O ihtiyacı ortadan kaldırmazsanız, bu böyle devam eder.
Bu silahla olmaz. Yani güç kullanarak, öldürürek kalkmıyor. Bu çok açık. Şimdi MHP gibi bazıları 'Taviz veriyorsunuz' diyorlar. 'Vurun, öldürün' diyorlar.
Bu iş bu şekilde bitmiyor. Bu ülkemizi de çok yoruyor. Bakın bizim burada, İzmir'de açıkladığımız projelerin maliyeti aşağı yukarı 35 milyar dolar. Halbuki biz oraya şimdiye kadar 350 milyar dolar terörle mücadele için harcamışız.
Bu paranın kalkınma için harcandığını düşünün. Ne kadar büyük bir potansiyelimizi eritiyoruz. O bakımdan yaptıklarımızı kavrayamayanlar veya bunu istemeyenler, oradaki istismar konularını teker teker ortadan kaldıracağız.
H.D: İzmire dönersek. Yaşam tarzı, laiklik algısı hala İzmirlilerde ağırlıklı olarak hakim mi? Size bu konuda sorular geliyor mu?
M.T: Zaman zaman bu sorularla karşılaşıyoruz. Ancak oldukça azaldı. Yine de bütünüyle ortadan kalkmamış. Geçenlerde İZSİAD'ın kahvaltısı vardı, orada bir bayan sordu, 'Biz İzmirli kadınların korkusu var. Bizi eve hapsedeceksiniz, korkuyoruz' dedi. Olabilir mi böyle bir şey?
Şimdi bizi itham ettiği o anlayış, başörtülü çocuklar da üniversitede okusun diye mücadele ediyor, değil mi? Başörtülü çocuğu üniversitede okutmaya çalışan bir anlayış, onu eve hapsetme düşüncesine sahip olabilir mi? Bazı şeyler rasyonel değil.
Bunlar anlaşılabilir değil. Başka bir şey, ben buna işte Rakı-Roka-Balık diyorum, biz buna nerede, ne zaman karıştık? Bunu izah etmeliler. Hadi İzmir'i bir kenara bırakalım, Türkiye'yi 8.5 yıldır AK Parti yönetiyor, İstanbul'u da. Boğazda rakı içiminde sıkıntı oldu mu? Orada olmuyorsa, burada hiç olmaz. Dolayısıyla yaşam tarzına karışma diye birşey olamaz. Aslında anlaşılmayan nokta şu, biz bütün alanların özgür olmasını istiyoruz.
Özgürlük başı açıklar için var da, başı örtülüler için yoksa orada bir sorun var demektir. Ya da tam tersi başı kapalılar için var da, açıklar için yoksa orası sorunludur.
Oysa ne kadar özgürlür o kadar ekonomik gelişme. Dünya hiçbir zaman daha kötüye gitmez. Bugünkü dünya dünkü dünyadan daha özgür, bugünkü Türkiye dünden, daha özgür olacak. Suyu tersine akıtmak mümkün değil.
H.D: Seçimlerden sonra Yeni Anayasa hazırlıkları tam gaz sürecek?
M.T: Bu seçimin temel argümanı olarak ortaya koyduğumuz şey, seçimden sonra Yeni Anayasa hazırlanması. Bütün istediğimiz bu anayasa değişikliğine Türkiye'de ortak aklı kullanarak, birlikte yapabilmek.
Şurası çok açık, Türkiye'de sadece meclis çoğunluğuyla iktidar olunamaz. Eğer sizin sendikalarla, STK'larla temasınız yoksa, birlikte hareket etmiyorsanız, eğer basın kurumlarının hepsi birden sizin aleyhinizdeyse, burada iktidar olamaz ve yürütemezsiniz. Sanal ve sıkıntılı birşey olur.
Halbuki biz diyoruz ki toplumun tüm dinamiklerini harekete geçirmemiz lazım, onları dinlememiz lazım. Bunun için de alabildiğine gayret ediyoruz. Ve her kanun, yönetmelik çalışmamızda ilgili tüm STK'ları çağrılıyor, konuşuluyor ve ona göre karar veriliyor. Ama bundan şu çıkmamalı, çağırdığımız herkes çıkardığımız kanundan tatmin oluyor.
Olmaz yani. Bu eşyanın tabiatına aykırı birşey. O bakımdan herkesi dinliyoruz makul her görüşe değer veriyoruz. Ayrıca biz partiyiz, bir programla ortaya çıkıyoruz, anlayışımız budur, sorunlara yaklaşım tarzımız ve yöntemimiz şudur diye beyanatımız var. Sonraki hal ve hareketlerimiz veridğimiz sözlere uygun olmalı. Eğer siz bütünüyle yenilikçi muhafazakar anlayışla çıkıp, ondan sonra buna çok aykırı işler yaparsanız olmaz o zaman, parti olamazsınız.
Ama bu parti anlayışı içinde çıkar herkese herşeyi anlatabilirsiniz. Bazıları diyor ki Anayasa'yı kurucu meclisler yapar. Ne yapacağız yani, kurucu meclis olması için ihtilal olmasını mı bekleyeceğiz? Böyle birşey olamaz. Bu anlayış yanlış. Biz çağın gereklerini teker teker yerine getirmek zorundayız.
Şimdi de eğer biz yenilikleri yapmazsak, bizden sonra gelecek çocuklarımız bizim için diyecekler ki, 'Ne tembel adamlarmış. Bunlar şu sorunları görmemişler. Bir İhtilal Anayasası ile bu ülkeyi 30 yıl yönetmişler.' Bunu diyecekler de, hiç değilse şimdi halledelim. Yeni bir anlayışla çağın gereklerine uygun yeni bir Anayasayı hep birlikte yapalım.
H.D: STK'lara bakışınız, onlarla ilişkileriniz nasıl? Seçimden seçime gidenlerden olmadığınızı biliyoruz?
M.T: STK'ların önemli fonksiyonları var. Ve örgütlü toplumun vazgeçilmez unsurları. Biz bu örgütlü toplumdan bahsederken düşünce, fikir özgürlüğü diyoruz, bir de örgütlenme özgürlüğü var. Örgütlenmiş toplumun kıymeti büyük. Onlarla ilişkimizi her zaman iyi tutuyoruz.
Bizim için o sözkonusu değil. Eğer seçimden seçime bu faaliyetleri götürürseniz sıkıntı çekersiniz. Ben gittiğim pek çok yere daha önceden de defalarca gitmişim ya da bir biçimde irtibatım olmuş. Tabiki bir seçim atmosferinde, bir STK'nın tüm üyelerinin aynı istikamette davranmasını beklemek doğru değil. Çünkü diyelim ki fırıncılar odası kendi sorunlarıyla ilgili örgütlenme içindeyse, bunlar seçim için de aynı partiye oy verecekler değil. Ama biz onları dinliyoruz, ziyaret ediyoruz, sorunlarının çözümünde yardımcı olmaya çalışıyoruz.
H.D: İzmir'de bu seçim çalışmalarında sanki daha fazla hizmet ve proje eksenli konuşmalar yapılıyor? Yanılıyor muyum? En azından AK Parti sürekli hizmet ve projeler açıklıyor?
M.T: Haklısınız. Bundan önceki referandum ve seçim İzmir'de işte laiklik, Cumhuriyetçilik, yaşam tarzı kaygısı gibi bu eksende cereyan etti. Bu eksende olduğu zaman her iki taraf da rasyonel düşünmeyi kaybediyor. Akılla düşünmek yerine bir takım görüşleri öne çıkararak düşünüyorlar. Halbuki bu seçimde biraz bu eksenden uzakta cereyan ediyor seçim kampanyaları.
Akıl tutulması oluyor o durumlarda. Her iki tarafta ama. Iki taraf birbirini anlamaz hale geliyor. Biz bu eksenden uzak tutmak için bu seçimi bütün gücümüzle çalışıyoruz. Ve onun için de diyoruz ki hizmet ve eser siyaseti yapıyoruz, sayın Bakanlar da buna azami dikkat ediyorlar.
Bizim yapacaklarımız var, biz bunlarla uğraşıyoruz. Bu eksenden uzak tuttuğumuz müddetçe kampanyalar da sağlıklı gidiyor. Bu eksende takıldığı zaman İzmir'de bütün taraflar normal düşünemez hale geliyorlar. Ben böyle görüyorum.
H.D: Anketler yaptırıyorsunuz. İzmir'de partiniz ne durumda?
M.T: Anketlerde çok net bir yükselişimiz var. 1984 yerel seçimlerde pek çok yeri ANAP kazandı, 1999'da da pek çok yeri SHP kazanmıştı. Niçin onlar kazanmıştı? Çünkü ANAP'lı belediyeler yeterince hizmet üretememiş ve onlar biraz hoyratça davranmanın bedelini ödemişlerdi ve SHP kazanmıştı. Yüksel Çakmur o zamanın belediye başkanıdır. Sonra 89-94 arasında SHP hiç hizmet üretemediler. 94 seçimlerinin hemen hemen hepsini kaybettiler. İzmir'de Burhan Özfatura aldı.
Şimdi ben İzmir'de yerel yönetimlerde böyle bir bıkkınlık görüyorum. Büyük konuşmak istemem ama böyle bir intibam var. Aday olarak pek çok yere gidiyorum. Herkes bize karşı çok nazik, oy verenler de vermeyecek olanlar da. Sizi dinlemek istemiyorum diyen çıkmadı bu zamana kadar.
Çok iyi bir sonuç bekliyoruz. Sayı ve yüzde söyleyemem ama çok iyi bir netice alacağımızı düşünüyorum.
Anlaşmalı Evlilik Sitesi - Evlilik fırsatı ayağınıza geldi - TIKLA KAYIT OL - TIKLA EVLEN
Bu haber 08/06/2011 tarihinde eklenmiştir.
- Alevi Evlilik
- Doktor Evlilik
- Yuvayı Dişikuş Yapar
- Evlilik Kataloğu
- Dedem Evlenecek
- İslami Evlilik
- Öğretmen Evlilik
- Hemen Evlilik
- Anlaşmalı Evlilik
- Kürt Evlilik
- Engelliler Evleniyor
- Rüya Tabirleri
- Rus-Türk Evlilik Sitesi
- Web Tasarım
- Şehitler Ölmez
- Muhsin Yazıcıoğlu
- Hosting Domain
- Zengin Eş
- İzmir Evlilik
- Dert Ortağı
- Acil Tazminat
- Muhsin Yazıcıoğlu
- Konya Evleniyor
- Birlikte Tatil
- Evlilik Kataloğu
- Sanal Psikolog
- Polis Evlilik
- Avukat Evlilik
- Deniz Gezmiş
- Holiday in Anatolia
- Kitap Bülteni
- Bekar Alemi































