disscuss print

Com - Net - Org ve Com.tr Alan Adı Tescili - Bilgi ve sipariş için Tıklayınız...

İSKENDERPAŞA CEMAATİ OY'UNA SAHİP ÇIKIYOR

İSKENDERPAŞA CEMAATİ OY'UNA SAHİP ÇIKIYOR_resim
[*] Röportajı yaptığımız kişinin adını kendi isteği ile koymadık. Röportajı kimin verdiği Sayın Nureddin Coşan tarafından biliniyor. Bu görüşler bu meclislerde de gündeme getirildi.


Tayyip Bey, öncekilerden çok ders aldı..


İskenderpaşa Cemaati'nin üst düzey bir yetkilisi ile özel bir röportaj gerçekleştirdik.

Yetkiliye, önce, son günlerde ilk olarak Cemaat Lideri Nurettin Coşan'ın 'Aklını Kullan' başlıklı MHP'ye destek vereceklerini açıklayan deklerasyonu ve hemen ardından Cemaat Şeyhi Beyefendi'nin bu açıklamaya, "Oyumuzu kimsenin emriyle kullanmayız" cümleleriyle başlayan tepki açıklamasını sorduk.

Ardından seçim sürecini değerlendirmesini istedik. Kendisine laiklikten, Türkiye'nin demokratikleşme sürecine, darbelerden Ergenekon sürecine kadar aklımıza gelen her konuyu sorma imkanı bulduk.

AK Parti'nin icraatlarını yakından takip ettiklerini, onayladıklarını belirten Yetkili, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında da olumlu düşünüyor: "Recep Tayyip Bey yakından tanıdığım birisi, öncekilerden çok ders aldı. Şartlara göre strateji belirlemek güzel bir maharettir. O da, bunun en iyisini yapar."

Her sorumuzu tek tek yanıtlayan Cemaat Yetkilisi'nin açıklamalarının oldukça ses getireceğini düşünüyorum.


Halide DEMİR - www.yerelgundem.com - Özel Röportaj (halidedemir@yerelgundem.com)

Halide DEMİR: Cemaatinizin gücü ve etkinliği biliniyor. En son İskenderpaşa Cemaati Lideri sıfatı ile kaset skandallarıyla sarsılan MHP'ye seçimlerde destek vereceklerini açıklayan Nurettin Coşan'ın açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?


Cemaat Yetkilisi: Selamün Aleyküm.. Bismillah... Kardeşimizin, "Biz bütün partilere aynı mesafedeyiz. Oyumuzu kullanırken Allah'ın bizlere verdiği iradeyi, yani reyi, yani oyu kimseye kaptırmayız, oyumuzu kimsenin emriyle de kullanmayız. İslam ahlakıyla ahlaklanmış kişileri tercih edeceğiz" şeklinde verdiği bu cevaba aynen katılıyorum.


Ayrıca bilinmeli ki; Allah ve Rasulü’nün lanetlemiş olduğu ırk illetini baş tacı etmiş, alınları secdeye gelmemiş bir lidere sahip, Allah’ın(c.c.) Kur’an’ı Kerimde kati haram kıldığı zinayı içinde normal hale getirmiş bir partiye de asla oy vermek gibi bir düşüncemiz olamaz.

H.D: Bugün de İskenderpaşa Cemaati Şeyhi H.D Efendi'den yazılı bir tepki açıklaması geldi. Şeyh H.D Efendi, "Biz bütün partilere aynı mesafedeyiz. Oyumuzu kullanırken Allah'ın bizlere verdiği iradeyi, yani reyi, yani oyu kimseye kaptırmayız, oyumuzu kimsenin emriyle de kullanmayız. İslam ahlakıyla ahlaklanmış kişileri tercih edeceğiz" şeklinde süren bir açıklama yaptı.

Yetkili: H.D Beyefendi'ye teşekkür ederim.

H.D: Seçimlere günler kala Türkiye'nin siyasi gündemini nasıl değerlendiriyorsunuz?


Yetkili: Verdikleri sözleri Allah fırsat verdikçe yapanlar ve gene vaat ettiklerini yapacağına inandığımız güzel insanlarla, o tepeden bu tepeye atlarını sürerken iftiralar, bühtanlar, hakaretler ve biraz önceki vaadini çiğneyip geçenleri seyrediyoruz ekranlarda.

H.D: Cemaat, Referandum sürecinde 'Evet' oyu kullanma yönünde irade beyan etmişti. Seçimlerden sonra eğer AK Parti tekrar halkın güvenoyunu kazanırsa, özgürlükler ve temel hak ve özgürlüklere ağırlık verecek olan Yeni Anayasa hazırlama süreci daha da netleşecek. Sizin Yeni Anayasa hakkındaki görüşleriniz ve önerilerinizi YerelGündem aracılığıyla kamuoyuyla paylaşacağınızı umud ediyoruz?

Yetkili: Yeni Anayasa'nın sadece hukukçuların anlayacağı bir anayasa ve geçmiş yıllarda olduğu gibi inananlara zulüm aracı olmasını beklemeyiz. Herkese fikir özgürlüğü adı altında sınırsız bir hürriyet veren özellikte de değil postaldan kurtarılmış, adalet anlayışıyla hazırlanmış sivil bir anayasa istiyoruz.

H.D: Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Türk siyasetinde cemaatlerin siyasi partilere, aleni veya gizli desteği olmuştur. Sizin cemaatinizin de referandum sürecinde olduğu gibi irade beyanları oldu. Cemaatlerin Türkiye siyasetindeki rolü, belirleyiciliği ve önemi hakkında neler söylersiniz efendim?

Yetkili: İrade beyanları aleni, bir gazete, dergi veya radyo ve televizyonlardan yapılırsa, benim kanaatime göre cemaat içi huzursuzluğa sebep olur. Kanaat bildirecek önder, lider, komutan, şeyh, efendi o zamana kadar sergilediği tavırlarla, sözlerle yanında ve her zaman kendisine ulaşabilecek cemaatine zaten ne tarafta olduğunu göstermiş ve ortaya koymuştur.

Ancak, O önder cemaatten uzak olursa, onun davranışlarından, günlük sohbetlerinden, bir sürü görüş ve kanaatlerinden istifade etmek mümkün olmuyor. Türk siyasetinde özellikle tek parti dönemi ve baskıcı dönemler hariç, partilerin şekillenmesinde cemaatlerin rolü büyük olmuştur.

H.D: Merhum Adnan Menderes'in idam edilişi ve çok partili sürece girilen 1950 sonrası Türk siyasetini nasıl değerlendirirsiniz?


Yetkili: Adnan Menderes’in saf, iyi niyetli bir kişiliği vardı. O’nun bu yumuşak özeliklerinden, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ikinci bir partiyi ona kurdurmak suretiyle istifade etmek istemiştir. Fakat, istediklerini alamayınca bebek ve köpek davaları gibi uyduruk davalarla idama mahkum etmişlerdir. Menderes iktidardı ama, muktedir değildi. O muktedirler günümüz siyasetini de yönlendirme peşindeler. Fakat, meyve bekledikleri bütün ağaçlar kurumaya başladı.

Ağaçların kurumuş olduğunu henüz bazı cemaatler bile anlayamadılar. Aslında o ağaçlar (Demirel gibiler) canlı değil hep suni idi ve hiç çiçek açmamışlardı. 40-50 yıl çiçek açacaklar diye beklendi. Ergenekon’un suni ağaçlarıydı bunlar.


H.D: AK Parti bu seçimlere de hazır. Hizmet ve eser siyaseti yaptıklarını her fırsatta dile getiren Sayın Başbakan ve hükümetinin bugüne kadar ki icraatlarını bize değerlendirme lütfunda bulunursanız çok seviniriz?

Yetkili: Recep Tayyip Bey yakından tanıdığım birisi, öncekilerden çok ders aldı. Şartlara göre strateji belirlemek güzel bir maharettir. O da, bunun en iyisini yapar.


H.D: AK Parti'nin Türkiye'yi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokma başta olmak üzere büyük hayalleri var. Bu seçimlerde nasıl bir strateji izleyeceksiniz? AK Parti'yi destekleyen bir tutum içindeydiniz, bunu sürdürecek misiniz? Destekleyecek iseniz diğer cemaat ve tarikatlara da bu yönde bir çağrınız olacak mı?

Yetkili: Az önceki cümlelerim Ak Parti'ye şimdilik güvenimizi gösterir. İnanan kesimin de güvenmesini arzu ederim.


Bir başkalarını desteklemek için hikmetler arayanlar olacaktır. Bence, yürüdüğümüz yolda oyalanmak olur.

Birilerinin de meclise girmesini isteyenler, istediğiniz MHP kendi “bozkurtları”yla meclise girsin ve iyi yapılacak olumlu şeylere destek versin görelim.


Daha evvel çok az şeylere şartlı destek vermişlerdir.

H.D: Başörtülü kızlar henüz yasal düzenlemeler tamamen netleşmese de fiilen üniversitelere başörtüleriyle girebilir hale geldiler. Bunu olumlu bir gelişme olarak mı değerlendiriyorsunuz yoksa yetersiz mi buluyorsunuz?

Yetkili: Hem olumlu bir gelişme, hem de yetersiz.

Bana Kanadalı bir kardeşim gelmişti de orası ile ilgili sorular sordum.

-"Kardeş, siz Kanada gibi gavur bir ülkede ne yapıyorsunuz, çocuklarınızı, özellikle de kız çocuklarınızı eve mi kapatıyorsunuz? O çocuklar etraftaki emsallerini görerek bunalıma girmiyorlar mı? Hem dünyevi hem de uhrevi bilgileri bu yavrular nereden öğreniyorlar? İş ve aş uğruna, o yaramaz ülkelerde siz de dahil bütün aile fertleriniz dininizden, dolayısıyla ahıretinizden fedakârlık yapmış olmuyor musunuz?

Hiç olmazsa, bizde yasaları hazırlayan lâikler, çocuklarımızın on iki yaşına kadar yaz kurslarına camilere gitmesine müsaade etmiyorlarsa da, kendilerinin de Müslüman olduklarını söyleyerek, bize bazı meselelerde acıyorlar ve on iki yaş sonrasını birazcık da olsa bize bırakıyorlar' dedim. İyi ki demişim.

-“ Kardeşim, ben de senin gibi bu ülkede doğdum, 39 yaşıma kadar da bu ülkede yaşadım. Öncelikle şunu söyleyeyim ki, din hürriyeti bakımından Türkiye ile Kanada’yı mukayese etmek mümkün değil. Biz orada gerçekten cennetteyiz kardeş. Sana bir misal anlatayım da burasıyla orasını mukayese etmek mümkün mü, değil mi ona siz karar verin.

-Ben işim gereği Ottava (Başşehir) şehrinde oturuyorum. Orada değişik ülkelerden gelen Müslümanlar olarak ciddi bir potansiyelimiz var. Bir araya gelerek bir dernek kurduk ve bu potansiyeli, bu gücü değerlendirelim dedik. Arkasından çocuklarımız için büyükçe bir arsa satın alıp, ilköğretim ve ortaöğretim için üç binadan oluşan okul yaptık. Çocuklarımız okula başlayacaklardı ama bizim de maddi gücümüz artık iyice zorlanmaya başladı. Geriye, Ottava’nın değişik semtlerinden bu çocukları okula getirecek servisler ve öğle vakti o yavrulara yemek verilmesi kalıyordu.

Bir grup arkadaşla randevu alarak belediye başkanına gittik ve durumu anlattık.

-“Demek okul binasını bile yaptınız, daha önceden görüşmüş olsaydık binayı da biz yapardık. Şu anda sizin neye ihtiyacınız varsa yazarak bana verin” dedi.

Biz de daha evvel hazırladığımız listeyi kendisine uzattık. Listeye şöyle bir göz attı; - “Öğretmen maaşlarını yazmamışınız” dedi. Kendisi onu da ilave etti.




-Tam on gün içinde, ihtiyacımız olan 17 adet servis şoförleriyle birlikte emrimize hazırdı. Hem de kızlarımız için ayrı ve perdeli servisler istemiştik, aynen öyleydi. Ayrıca, öğle arasında 420 öğrencimize verilen yemek menüsünde dört çeşit vardı.

Okulda kız çocuklarımız ayrı, erkek çocuklarımız ayrı bloklarda idi, binaları yaparken öyle planlamıştık. Yan yanalardı ama, arada yüksekçe bir duvar vardı. Bahçeleri bile ayrıydı.”

Hiç olmazsa bu kadar olmalı diyorum.

H.D: Sizce Türkiye demokrasi ve özgürlükler sürecinin neresinde?


Yetkili: Henüz başında. Önce bir lider bulundu sonra Cumhuriyet kuruldu. Cumhuriyet kurularak ardından liderler seçilmedi. Onun için şimdi Cumhuriyet kuruluyor, inşallah ardından idareciler gelecek, özgürlükler de onun ardından.

H.D: Laiklik sizin için ne anlam ifade ediyor? Türkiye'de gerçek anlamda laik bir sistem var mı? Yoksa sadece dini öğelerin sürekli dışlandığı, dindarların 'ötekileştirildiği' bir süreç olarak mı yaşandı bugüne kadar?



Yetkili: Laiklik kelimesi 90 yıldır inanan kesim için nefret edilen bir kelime özelliğini hala yitirmiş değildir. Bu kelimeyi benimseyenler ve uygulayanlar dindarları bu memlekette hep fazlalık olarak görmüşlerdir.

Türkiye’de laik bir sistem hiç olmadı, zaten olmasını biz de istemiyoruz. Yeni Anayasa'da da gene birilerine pirim vermemek için böyle bir kelimenin konulmasını kesinlikle istemiyoruz.

H.D: Laiklik sizin için ne anlam ifade ediyor? Kötü bir şey mi? Türkiye'de gerçek anlamda laik bir sistem var mı? Yoksa sadece dini öğelerin sürekli dışlandığı, dindarların 'ötekileştirildiği' bir süreç olarak mı yaşandı bugüne kadar?


Yetkili: Türkiye’yi dini kabul etmeyenler (Ateistler) ve bir dine mensup olanlar diye ayırmak yanlış olur. Madem bir aradayız, güzel geçinmenin tek yolu laik kelimesine yer vermemektir. Neticede insanı insan olarak kabul edip, hak ve hukukunu koruyarak, bir arada tutacak bir Anayasa ve bunu adaletle uygulayacak liderlere ihtiyaç vardır.

Belki de, ülkeyi laik/anti-laik diye ayıranlar, ülke insanın birbirlerini boğmasını istemiş, kendileri ise sadece malı götürmemiş, gülerek keyif sürmüşlerdir. Neticede, İkinci Dünya Harbi'nden beraber çıktığımız Avrupa ülkeleri ile bizim şimdiki durumumuzu mukayese etmek yeterlidir.



H.D: Laik kesimdeki korkuları nasıl değerlendiriyorsunuz? Hiç hakverdiğiniz oluyor mu? Sanki her iki kesim de yıllarca birbirini tanımadığı, 'öteki' olarak gördü birbirini, diyalog yolu kapalı olunca da her taraf sadece kendi isteklerinde diretti mi?

Yetkili: Evinde Kur’an-ı Kerim bulundu diye cezalandırılanlar, başında sarık, sırtında cüppe var diye işkencenin her türlüsüne layık görülenler, konuşur, belki halkı ayaklandırır korkusuyla yakalanıp idam edilen 17 bin alim. Bu melanet laik yobazlığın adım adım sona erdirilmesi, tabii ki birilerini üzecek. Fakat, güzelliğe alışmak daha kolaydır, çabuk adapte olacaklarını düşünüyorum.

Biz insana, ne olursa olsun hep insan gözü ile baktık, Allah'ın (C.C.) onları da Eşref-i Mahluk olarak yarattığını hiç unutmadık.

Bu yüzden bizim çektiğimiz sıkıntılar onlar eliyle de olsa, affettik. Onların da inanan kesime, bundan sonra güzel yaklaşacaklarını tahmin ediyorum.


H.D: Türkiye siyasi tarihi aynı zamanda bir darbeler tarihi gibi. 12 Eylül, 27 Mart, 28 Şubat gibi. Her on yılda bir darbelere alıştırıldık sanki. En son Ergenekon sürecinde yaşananlar ortada. Ergenekon sanıklarının ülkede yine darbe hazırlığı içinde oldukları tek tek belge, mühimmat ve bilgilerle ortaya çıktı. Tabi yargı süreci sürüyor. Bunların içinde cami bombalanması gibi kamuoyunu dehşete düşüren iddialar da var. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu süreci?

Yetkili: Kısaca; darbe yapanlar dahi, “Evet biz darbe yaptık” demiyorlar. Darbe hazırlığı içinde olanlar aynı şekilde “Evet maksadımız darbe yapmaktı” diyemiyorlar, kıvırıp duruyorlar.

Mert insanlar inandığı değerler için bir şey yapmışlar ve yapacaklarsa bunu merçe de itiraf ederler.


Görüyorsunuz güç, her zaman sizin elinizde kalmıyor. Neticede, ölünce hiç kalmayacak, doğruların ne ise savunsana, göreyim seni. “Konuşup da hapislerde mi çürüyeyim” diye düşünüyorlar herhalde.

Mü’minler Hz. Yusuf gibidirler, zindanlar onlar için saraylar gibidir, inandıklarından taviz vermezler.


Allah’a (C.C) emanet olunuz.







computer Haber Sitelerine ve Kurumsal Şirketlere Kurumsal Hosting - Bilgi ve sipariş için Tıklayınız...

Bu haber 08/06/2011 15:19 tarihinde eklenmiştir.

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
captcha
 
Sayfalar: 1 2
Authors