
1 YILLIK Hosting Alana, 3 YILLIK Hosting HEDİYE... TIKLAYINIZ.
TIP OKUMAK İSTEYENLERE BÜYÜK FIRSAT
Türkiye'nin ilk Sağlık Üniversitesi eğitim-öğretime başlıyor.. Halide DEMİR/Özel Röportaj/(halidedemir@yerelgundem.com)
Şifa Hastaneler Grubu yöneticileri, 30 yılı aşkın hastanecilik deneyimlerini Şifa Üniversitesi Sağlık Bilmleri Üniversitesi kurmakla devam ettiriyor.
Türkiye'de 662 kişiye bir hekim düştüğü, dünyada da her kurulan 100 üniversiteden onunun belli bir alanda eğitim veren üniversite şeklinde hizmet verdiği gerçeğinden yola çıkan grup yöneticileri, İzmir'de bu yıl eğitime başlayacak Şifa Üniversitesi'ne 250 öğrenci almakla yoluna devam etme kararı aldı.
Uluslararası JCI kalite belgesi ve Sağlık Bakanlığı'nın A Kalite Sınıfı hastanelere verilen tüm belgelerine sahip olan Şifa Hastanesi'nde, her biri alanlarında en uzman, deneyimli 80'i aşkın öğretim üyesi ile eğitim-öğretim verecek Şifa Üniversitesi'nin Rektörü Prof.Dr. Yusuf Erdoğan ile biraraya geldik.
Şifa Üniversitesi'nin neden tercih edileceğini konuştuk. Hastanede teknoloji üst düzey, kalite A sınıf, öğretim üyeleri 'en iyiler' arasından seçilmiş. Rektör Prof. Yusuf Erdoğan kendileri için geriye kalan en önemli şeyin, en iyi öğretim üyeleriyle geleceğin öğretim üyeleri ve doktorlarını yetiştirmek olduğunu anlattı.
Halide DEMİR: Sayın Rektörüm, Şifa tematik bir üniversite. Türkiye'nin ilk sağlık bilimleri alanında eğitim-öğretim verecek üniversitesi olacak. Hedef ve amaçlarınız?

Rektör Prof.Yusuf ERDOĞAN: Otuz yıla yakın hastanecilik deneyimimizi Şifa Üniversitesi'ne aktaracağız. Modern tesislerimiz, kaliteli yetişmiş uzman kadrolarımız bize bu olanakları hekim, hemşire yetiştirmek konusunda da verdiğine inandığımız için yola çıktık. Biz bir vakıfız. Sonuçta vakıf anlayışıyla hareket edeceğiz.
Ülkemizin sağlık alanında yetiştirilecek insan gücüne ihtiyacı var. Şu anda dünyada kurulan her 100 yeni üniversiteden 10 tanesi belli bir alanda ağırlıklı olarak eğitim veren üniversite şeklinde yapılanmakta. 1984 yılından beri Şifa Hastaneler Grubu olarak markalaştırdığımız sağlık hizmetlerini üniversite olarak da markalaştırmaktayız. Güçlü ve deneyimli bir akademik kadroyla bu yıl 250 öğrenci kabul edeceğiz. Önümüzdeki yıl bu sayı bin olacak. Sonraki yıllarda da kontenjanımızı arttıracağız.
H.D: Şifa Üniversitesi'nde teknoloji, hastanecilik deneyiminiz, akademik kadro arasında ilk sırada gelen madde hangisi?
Y.E: Diğerleri zaten fazlasıyla mevcut. Hocalar, talabeleri yetiştirecek öğretim üyelerinin niteliği çok önemli. Örneğin bir Eren Akçiçek hoca. Onun gibi bir sürü örnek var. İsmail Çallı, anatomi derslerine gelip, kemik-iskelet anatomisi derslerini anlatabileceğini söyledi. Hoca fazlalığı var, ama yeterince değerlendirilemiyor. Çocuk Tıbbiye'ye giriyor, haftada 20 saat ders alıyor, birkaç uygulama. Mezun oluyor, doktor oluyor TUS'u kazanamıyor, hasta geldiğinde bocalıyor.
H.D: Bunun nedenleri?
Y.E: Hepsi birbiriyle bağlantılı. Tıp talebesinin zeka seviyesinde düşüklük mü var? Yok canım, en yüksek puanı alıyolar. İlk yüzde bir, ikilik dilimden tıp fakültelerine giriyorlar. Bu zeki çocuklar geliyor, onu cilalayıp parlatıp belli seviye kazandıracağınıza bir köşeye atıyorsunuz.
Tıp fakültesini veya diğer fakülteleri bitirdiğinde kendi alanıyla ilgili yeterince bilgili oluyor mu? Yoksa hasta geldiğinde bocalıyor veya yanlış teşhis koyabiliyor mu? Bizim hocamız vardı, hocaların hocası Vehbi Göksel ve Ömer Yiğitbaşı hoca. Dahiliyenin hocalarıydı bunlar. Ömer Hoca da bir derya, Vehbi Hoca da.
Vehbi hocanın ders hazırlama metodunu anlatıyor hanımı; -"O gün heyecanlanıyor hoca. Yaşı yetmiş, kütüphaneden kitaplar çıkar, açılır yayılır etrafa kitaplar. Eline kağıdı kalemi alır, hazırlar. Gelir size ders anlatır."
Önde profesörler, doçentler, onun arkasında talebeler. Profesörler dersini dinlemeye gelirdi hocanın.
Hoca bir gün ders anlatıyor. -"Anladınız mı bu dersi?" diyor. Arkasından -"Bu dersi ben bile anladım" diyor. Bunlar vardı. Onların hocaları Almanya'dan gelen bilimadamlarıydı. Bunlardan birisi de Ernest Frank'tı. Dahiliyeye gelen hoca.
Onunla ilgili bir hikayeyi de paylaşmak istiyorum. Frank Hoca, bir talabeyi imtihan ediyor. Beş soru soruyor, talabe dördünü biliyor, beşincisini bilmiyor, kafadan atıyor. Liste ilan ediliyor, talabe sınıfını geçemiyor tabi. .
Çocuk hocalara gidip anlatıyor, -"Frank Hoca beni bıraktı" diyor. Hoca gidiyor Frank Hocayla konuşuyor. -"Hatırlıyorum o çocuğu, yanıma getirin" diyor. -"Ben sana beş soru sordum, ilk dördünü bildin, beşinciyi bilemedin, rastgele yanıtladın. Beşinciye hastan öldü evladım" diyor. -"Onun sorumluluğunu alamam. Eğer sen Hukuk Fakültesi talabesi olsaydın sana sekiz verirdim, onun temyizi var. Ama tıbbın temyizi yok" diyor.

H.D. Anlattıklarınızla hocaları ne kadar önemsediğiniz görülüyor...
Y.E: Evet, Şifa Üniversitesi'nde kaliteli öğretim üyeleri olacak. Seçici davranıyoruz. Kaliteli öğretim görevlileri Şifa'ya gelsin yani. Hakkaten çok iyi hocalarımız var. Biri anatomiyi biliyor, yanında toksikolojide sözsahibi. Bir diğeri Türkiye'de genetik alanında üç beş isimden biri. Mikrobiyoloji hocamız şu anda, dünyadaki yayınlarda ilk onun içine giriyor, İbrahim Atalay Hoca. Şu anda da dünyada seçilmiş yayın jürilerinin içinde de ilk sıralarda.
Hoca yorgunluğu varsa ondan verim alamazsınız. En yaşlıları benim, bende bile heyecan var. Hocalarımı gördükçe daha da heyecanlanıyorum. Şu anda da hocalarımız Türkiye'nin her tarafına yayınladılar, öğrencilere anlatıyorlar. İlmi yönünü, sosyal yönünü geliştirmeli. Usta-çırak diyorlar, tıpta önemli. Ustasının yanında öğrenemezse kitaptan öğrenemiyor bu işi.
H.D: Şifa'da teknoloji, birikim, altyapı var zaten. Geriye kalan hocalar?
Y.E: Talabeler hocalara zimmetleniyor. Bizde de 3-4 öğrenci hocaya zimmetlenecek. Hoca onun herşeyini takip edecek. Derslerin dışındaki boş zamanlarını değerlendirmesine yardımcı olacak. Öğrencilerimiz isterlerse akademik kariyer yönünden de önlerini açacağız. Yurtiçi ve yurtdışı imkanlar sağlayacağız.
Ulusal ve uluslararası tüm yayınları bilgisayardan takip edebilecekler. İnternete bağlanarak yayınların hepsine bir anda ulaşabilecek. Türkiye'de bizim bir eksikliğimiz var. Okuma alışkanlığı az. Büyük hocalarımız vardı, mesela Şinasi Hoca. Ayaklı kütüphane idi adı.

Öğrenci Tıbbiyeyi bitiriyor ama yemesini bilmiyorsa, sosyal yönü yoksa, robot yetiştirmişsiniz demektir. Kitabı ezberliyor baştan sona, bir konu sorduğunuzda şu kitap, şu sayfa diyor. Burası tamam. Ama hastanın önüne gittiğinizde, bocalıyorsanız olmaz. Her hasta bir problemdir, matematik problemi gibi çözülür her birisi. Karnı ağrıyan hastaya üç beş gün teşhis konulamamış. Vehbi Hoca'ya sorduk, eklem romatizması teşhisi koydu. Talebe böyle olur. Böyle iyi yetiştireceğiz. Hedefte beyin göçünü tersine döndürmek var. Bizimki şu anda çorbanın içinde bir tuz.
H.D: Herşey hayal etmekle başlar yani?
Y.E: Bu yıl 250, seneye bin olur, sonraki yıl 2 bin olur. Bu rakam daha büyük olmaz belki ama diğer girişimlere model olur.
H.D: Sağlıkta dönüşüm sürecini yaşıyoruz. Hekim açığımız var. Siz de 'Bizim yetiştireceklerimiz kendi hastanelerimizde istihdama bile yetmez' demiştiniz.

Y.E: Şu anda ciddi şekilde doktor ve hemşire açığımız var. Yüz bine yakın doktor ve hemşire. Ve bu açıklar kapatılırken, hastanın aleyhine kapatılıyor. Doktor bir hastaya 15 dakika ayıracağına, 5 dakika ayırıyor. 20 hasta bakacağına 50-100 hasta bakmak zorunda kalıyor.
H.D. Öğrencilerin tamamını burslu okutmak da hedefleriniz arasında?
Y.E: Vakıf üniversiteleri kar amacı güden kurumlar değil. Şifa'nın gelişmesi de böyle. 32 yılda kazanmıştır ama kazandıklarını teknolojiye yatırdığı için büyümüştür. Şu anda Türkiye'de olmayan pek çok teknoloji bizde var. O teknolojiyi kullanan kadro da önemli. Şu anda bizdeki hocalar, uzman gördüğünüz hocalar, imtihana girseler profesörlüğü alacak durumdalar. Yayınları, aktiviteleri ve çalışmalarıyla. Yurtiçi ve dışı kongrelere de katılırlar.
Şu anda 60 hemşire alacağız. 6 hastanemiz var, onar tane dağıttınız mı bitti. Türkiye'nin bütününde hemşire açığı var. Maaşları mühendisin maaşı kadar.
H.D: Şifa'daki temel felsefe nedir? Nasıl marka oldu, niçin bunca güven duyuluyor?
Y.E: Şifa kurulduktan sonra İzmir'de bizim alternatiflerimiz de kuruldu. Bizim doktorlarımıza bir misli fazla maaş teklif ettiler.Ama onlar gitmedi. Niye gitmiyorlar? Ciddi paralar teklif edildi onlara ama onlar gitmediler. Gitmediler çünkü gitmemekle kazandılar.
Size bir hikaye anlatayım. Türkmenistan'da Türkmen bir öğrenci hafta sonu eve geliyor. Anne ona yemek yapıyor. Çocuk iştahsız yeyince, -"Oğlum hasta mısın, niye yemiyorsun?" diye soruyor anne. Çocuk, -"Anne gücenmezsen birşey söyleyeceğim, okulun yemeği seninkinden lezzetli" diyor.

Kadıncaağız okula gidip ahçıyı buluyor, listeyi istiyor. Yazıyor ahçı falan filan diye, altına da yazıyor, biraz da sevgi. Kadıncağız dolaşıyor, sebze-meyveleri alıyor, sevgiyi bulamıyor.
Sevgi, hoşgörü, kardeşlik, birlik-beraberlik. Şifa'nın misyonu bu. Burada birisi birinin ayağına asla çelme takmaz. 32 yıldır maaşların ödenmediği bir gün yoktur. Ayın biriyse biri, beşiyse beşi maaşları ödenir. Sigortaları yatar.
Bizim hastanelerimizde hastaların yüzde 95'e yakını Şifa adına geliyor. Diğer hastanelerde hastaların yüzde 70'e yakını doktorun adına gidiyor. Bizde doktor kim olursa olsun Şifa'ya geliyor. Ama geldiği zaman karşısında seviyeli doktor buluyor. Hemşiresi de personeli de böyle.
H.D: Kontenjanınız az ama şu anda ilgi nasıl? Öğrenci seçiminiz nasıl olacak?
Y.E: Biz kontenjanlarımızı doldururuz. Bize kim gelirse o bizim kısmetimiz. Liste elimize gelecek OSYM'den. İster yüzde 1-2, ister yüzde 5 diliminden gelsin, kapıdan adımını attığı andan itibaren Şifa'nın kolları arasına girer. Kontenjanımız 250 bu yıl. Bizim kontenjanlarımız dolar. Dolduktan sora bunların bir yıllık süre içinde öğrencinin, ailesinin, çevresinin izlenimleri başlar.
Bizi kontrol edecekler, eğitim-öğretimi, hastanenizi incelerler. Farketmeden sizi izlerler. Asıl önemli olan da bu. Bu çocukların çoğunluğu yıl sonunda, pozitif yüklenmişse, onlar anlatacak bizi. Fahri anlatıcılarımız önümüzdeki yıl birkaç bin olur.

H.D: Öğrencilerin barınma sorunu olacak mı?
Y.E: Erkek ve kız öğrencilerimiz için yurt hazırlanıyor. Ancak bu yıl bina kiralayacağız. Önümüzdeki yıl kendi binamız olacak. Gelecek yıl kampüsümüz devreye girebilir. Çiğli veya Kemalpaşa. Bornova'daki hastanenin yanında da Tıp Fakültesi binamız olacak. Kemalpaşa Sütçüler'de de kampüs yapılacak. Sütçüler Kampüsü, içinde lojmanlar, yurtlar, amfiler, binalar olacak. YÖK'e projesini gösterdik. Araştırma ve Uygulama Hastanemiz zaten Bornova'da. Onun yanında yapılacak binada da yataklı bölümler olacak.
Anlaşmalı Evlilik Sitesi - Evlilik fırsatı ayağınıza geldi - TIKLA KAYIT OL - TIKLA EVLEN
Bu haber 26/07/2011 tarihinde eklenmiştir.
- Alevi Evlilik
- Doktor Evlilik
- Yuvayı Dişikuş Yapar
- Evlilik Kataloğu
- Dedem Evlenecek
- İslami Evlilik
- Öğretmen Evlilik
- Hemen Evlilik
- Anlaşmalı Evlilik
- Kürt Evlilik
- Engelliler Evleniyor
- Rüya Tabirleri
- Rus-Türk Evlilik Sitesi
- Web Tasarım
- Şehitler Ölmez
- Muhsin Yazıcıoğlu
- Hosting Domain
- Zengin Eş
- İzmir Evlilik
- Dert Ortağı
- Acil Tazminat
- Muhsin Yazıcıoğlu
- Konya Evleniyor
- Birlikte Tatil
- Evlilik Kataloğu
- Sanal Psikolog
- Polis Evlilik
- Avukat Evlilik
- Deniz Gezmiş
- Holiday in Anatolia
- Kitap Bülteni
- Bekar Alemi


































