disscuss print

Com - Net - Org ve Com.tr Alan Adı Tescili - Bilgi ve sipariş için Tıklayınız...

Şanlıurfa MÜSİAD’dan “Medyanın siyaset ve ekonomi üzerindeki rolü” paneli

Şanlıurfa MÜSİAD’dan “Medyanın siyaset ve ekonomi üzerindeki rolü” paneli_resim
ŞANLIURFA - Geleceğin Medyası, Türkiye’nin Kalkınmasında Medyanın geleceği ve yeni arayışlar’ adlı panel Şanlıurfa’da bir otelde gerçekleştirildi. Panelde MÜSİAD Üyeleri ve Gazetecilere hitap eden AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Şanlıurfa Milletvekili Emin Önen, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Kasım Gülpınar ve www.haber7.com haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Erdoğan, sanal medya kullanımı ve önemi, medya, gazetecilik, medyanın ekonomi üzerindeki etkileri ve gündemdeki konularla ile ilgili önemli açıklamalar yaptılar.

Panele AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Şanlıurfa Milletvekili Emin Önen, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Kasım Gülpınar, AK Parti Büyükşehir Belediye Başkan adayı Celalettin Güvenç, www.haber7.com haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Erdoğan, Editörü Ömer Süt, MÜSİAD Şanlıurfa Şubesi Başkanı Abdurrahman Yetkin, Genç MÜSİAD Başkan Yardımcıları Ayşe Akyüz Çakır ve Sema Saraç, Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Kaya ve çok sayıda MÜSİAD üyesi katıldı.

Panelistler

MÜSİAD Şanlıurfa Şubesi tarafından düzenlenen ve moderatörlüğünü MÜSİAD Şanlıurfa Şube Başkanı Abdurrahman Yetkin’in yaptığı panele, AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Şanlıurfa Milletvekili Emin Önen, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Kasım Gülpınar ve www.haber7.com Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Erdoğan konuşmacı olarak katıldılar. AK Parti Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkan adaşı Celalettin Güvenç ise, panelin başında programı nedeniyle ayrılmak zorunda kaldığını belirterek herkese teşekkür edip salondan ayrıldı.

Sosyal medya önemli bir mecra

Panelde ilk sözü www.haber7.com Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Erdoğan aldı.
Erdoğan konuşmasında sosyal medyanın önemini anlattı.

Sosyal Medyanın önemli bir mecra olduğunu belirten www.haber7.com Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Erdoğan, Türkiye’nin ‘Arap Baharı’ denilen süreçte Sosyal medya ile tanıştığını anlattı.

Medyanın siyasetv e ekonomi üzerindeki etkisinden bahseden Erdoğan, “Ben özellikle medyanın ekonomi üzerindeki etkilerinden bahsetmek istiyorum. Diktatör yapıların, halk ayaklanmalarıyla devrilmeye başlaması ve onların bütün örgütlenmelerinin, haberleşmelerinin, meydan buluşmalarının yönlendirilmesinin sosyal medya üzerinden gerçekleştirmiş olmaları, sosyal medya gerçeğini Türkiye’nin gündemine getirdi. Gezi olayları olarak adlandırılan hadiseler de bunu ülke olarak yaşadık. Meselenin arkasında olan gruplar, güç odakları, sosyal medya üzerinden haberleştiler. Bir anlamda buluşmaların haberleşmesini, yönlendirilmesini bu alanda yaptılar. Bu ülkemizde ciddi bir kalkışmaya yol açtı. Türkiye’nin gündemini 3 ay boyunca yoğun olarak etkilediler. Etkileri de hala devam ediyor. Medya üzerinden ciddi bir deformasyonu, bilgi kirliliğiyle, asıl amacın ne olduğunu gizleyerek, yeşili korumak, ağaçları korumak protesto eylemi gibi algılattılar. Sonrasında anlaşıldı ki asıl amaç bu değilmiş. O zaman aynı gerekçelerle oluşan Taksim Platformu çıkıp dedi ki ‘İstanbul için Türkiye’nin önünü açacak projeler olan, Kanal İstanbul’u, 3. Havalimanını, Marmaray gibi dev projelerini devreye soktunuz. Bunları bize sormadan yapamazsınız, bunları istemiyoruz’ dediler. Demek ki asıl mesele yeşili korumak değil, gezi parkı değil, başka bir şeydi. Bunlarla mücadele edilirken, başka bir olay daha çıktı. 17 Aralık’ta sabah vakti evlerinden alınan bakan çocukları, iş dünyasının önemli isimleri karşımıza çıktı. Bu operasyonda önemli ayaklar var. Türk ekonomisi hedef alındı. Son dönemde başarıyla gerçekleşen projelerin altına imza atan müteahhitler, iş adamları gözaltına alındı. Operasyonla içeri alınmak istendi’ dedi.

Ekonomik ve siyasi beklentilerin biçimlenmesinde de ilk akla gelen yine medya
Daha sonra söz alan AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Şanlıurfa Milletvekili Emin Önen de, medyanın siyaset üzerindeki rolü konusuna ağırlık vererek, “Medya denildiğinde, haberlerden, reklamlara, filmlerden, müziğe, tartışma programlarından, yarışmalara, sanata ve spora kadar uzanan çeşitli faaliyetler aklımıza gelir. Bütün bu faaliyetlerin bir toplumun kültürel ve düşünsel dünyasıyla ilgili olduğu düşünüldüğünde, medya sektörünün modern toplumlar için önemi daha belirgin biçimde ortaya çıkıyor. Her geçen gün değişen modern yaşam, iletişim ihtiyacını büyüttükçe, iletişim teknolojileri de gelişiyor. İletişim teknolojilerinin gelişmesi ise modern insanın, kendisiyle ilgili, içinde yaşadığı toplum ve dünyayla ilgili bilgilerini ve algılarını da değiştiriyor. Bugünün dünyasında medyanın önemi, özellikle insanların algı, düşünce ve değerlerini biçimlendirebilme gücünden kaynaklanmaktadır. Çatışma ve savaş hallerinde nasıl propaganda aracı olarak ilk akla gelen medya oluyorsa, benzer biçimde ekonomik ve siyasi beklentilerin biçimlenmesinde de ilk akla gelen yine medya olmaktadır. Değişik ve çeşitli konularda yapılan programlar bir yandan toplumun bilgilenmesini hızlandırırken bir yandan da bireysel ve toplumsal düşünce ve görüşlerin de biçimlenmesine ve yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Bu özelliği ile medya, toplumların demokratikleşmesi sürecinde vazgeçilmez bir araçtır. Haber ve fikir üreten, ürettikleriyle toplumu etkileme gücüne sahip olan medyanın nasıl bir ekonomik ortamda faaliyet gösterdiği, finansman yapısının kimler tarafından kontrol edildiği son derece önemlidir. Çünkü Türkiye gibi pek çok ülkede medya şirketleri, diğer şirketler gibi kâr amacı güden ve piyasa koşullarına tabi olan şirketlerdir ve ciddi bir ekonomik aktördür” dedi.

1980’lerle birlikte ekonomik faktörlerin etkisi arttı

Türkiye’de medyanın 1960’lardan itibaren endüstrileşmeye başladığını hatırlatan Önen, “1980’lerle birlikte ekonomik faktörlerin etkisi artmıştır. 1990’larda özel radyo ve televizyon yayıncılığının başlamasıyla da hızlanmıştır. Yatay ve dikey birleşmelerle güçlerini arttıran, zaman zaman kurdukları kartellerle, zaman zaman da promosyon savaşlarıyla ön plana çıkan rekabet stratejileri izleyen medya grupları 2001 krizinden olumsuz etkilenmiştir. AK Partinin 2002 yılında iktidara gelmesinden sonra ekonomideki olumlu gelişmeler ve istikrarla birlikte ilan ve reklam gelirlerindeki artışın sürmesi sonucu özellikle 2005 yılından itibaren yatırımcıların medyaya yatırım ilgisi artmıştır. Türkiye’de medya sektörünün büyüme potansiyeline yönelik bir öngörü de Price water house Coopers Küresel Eğlence ve Medyaya Bakış 2008 - 2012 raporunda dile getirilmiş ve raporda Türkiye’de medyanın 2014 yılına kadar %12,6 büyüyeceği öngörülmüştür. Ekonomideki olumlu seyir, pazarın henüz doygunluğa ulaşmamış olması, büyüme eğiliminin devam etmesi medya sektörünü yatırımcılar açısından cazip hale getirmektedir. Gelişen ekonomiler iletişim gereksinimini körüklemekte, satın alma gücünün yükselmesi tirajları arttırmakta, artan tirajlar da yeni ürünlerin tanıtılmasında aracı olmaktadır. Medyanın belirli bir güç odağının merkezi haline gelmesini teşvik eden etkenlerin en önemlilerinden biri siyasal görüş ayrılıklarıdır. Belirli kişi ve gruplar dünyada, ülkelerde veya belirli bir yörede kendi düşüncelerine uygun zemin oluşturmak ve siyasal görüşlerini yaymak amacıyla medyayı kullanmakta veya kendileri bir medya organı ortaya çıkararak halka mesaj vermektedirler. Verilmek istenen başta siyasi içerikli mesajlar her zaman doğru algılanır mı? Doğru algı içinde uygun zaman ve ortam olmalıdır. Siyasi literatürümüzde başarılı ve değişik örnekler vermek mümkündür. 1946 Genel Seçimlerinde yeni kurulan Demokrat Partinin “Yeter Söz Milletindir!” sloganı hala hafızalardadır. Uzun süren tek parti dönemine alternatif olduğunu ileri süren bir muhalefet partisi için bu slogan, seçmenlerin genel seçimlerden yalnızca bir parti değişimi değil, bir iktidar ve yönetim biçimi ya da hayat tarzı değişikliğini de bekledikleri düşünüldüğünde, kitlelerin kendi içlerinde benimsedikleri fakat dile getiremedikleri bütün isteklerinin bu sloganla dile geldiği hissiyatı doğmuştur” diye konuştu.

Twetter, Facebook, Whatsapp, Linkedin, Youtube, Pinterest, Google, İnstagram, Vine tam gaz

Sosyal paylaşım sitelerinin önem kazandığını belirten Emin Önen, açıklamalarına şöyle devam etti;

“Günümüz medyasında haber içeriği veya yeni bir gündem oluşturmada gazete, televizyon muhabirleri ve haber ajanslarının alternatifi durumuna gelen, hatta en hızlısı olan ve yeni medya olarak adlandırılan sosyal paylaşım sitelerinin kullanımı önem kazanmaya başlamıştır. Yeni medya; internet ve mobil ağlar üzerinde etkileşimli, zaman ve mekan bağımsız bir iletişim ortamı ve bu ortamdaki tüm hizmetlerdir. Hepinizin bildiği birçoğunuzun kullandığı gibi Twetter, Facebook, Whatsapp, Linkedin, Youtube, Pinterest, Google, İnstagram, Vine gibi uygulamalara üye olan kullanıcılar; haber, fotoğraf ve video gibi çoklu medya formatlarını sıklıkla kullanmaktadırlar. Bu bağlamda profesyonel medya organizasyonları da kendi sosyal paylaşım sitelerini oluşturmakta ve bu sektör çok hızlı gelişmektedir. Diğer uygulamalara göre çok daha hızlı olan sosyal medya uygulamalarına bir kaç örnek vermek istiyorum. Birincisi facebook; facebook şuan dünyada 847 bini mobil kullanıcısı olan ve 1milyar 200 milyonun üzerinde aktif kullanıcısı bulunan uygulama. Gelirinin yüzde 50’si reklamlardan oluşmaktadır. Facebook kullananların yaş ortalaması 22. Bakınız yaş ortalaması çok genç olan ve sosyal medyayı iyi kullanan yeni bir nesille iç içeyiz. Bir diğer uygulama twetter. Dünyada 500 milyonun üzerinde twetter hesabı, 215 milyon aktif kullanıcısı var. Günde 500 milyon tweet’in yüzde 78’i mobil kullanıcılar tarafından yazılıyor. Hatta şuanda benim bu konu üzerinde bir konuşma yaptığımı kendi veya kurumsal hesabından paylaşan arkadaşlarımızda aramızda var. 24 Nisan 2013 tarihinde Uluslararası haber ajansı Associated Press’in Twitter hesabını ele geçiren hacker’ların “flaş haber; Beyaz Saray’da iki patlama oldu, başkan Obama yaralandı” şeklindeki 59 karakterlik tweet’i dünyanın önemli borsa endekslerinden biri olarak bilinen Dow Jones’u sarstı ve tweet’in hemen ardından borsa üç dakikada 143 puanlık sert bir düşüş yaşadı. Tweetin’in doğru olmadığı çok kısa bir sürede anlaşılmasına karşın borsada 136 milyar dolarlık değer kaybı odu. İşte bu şekilde 2 milyonunun üzerinde takipçisi olan kullanıcıdan, yeni ve ani bir gündem oluşturabilen bu 59 karakteri okumak kontrol etmek sadece beş saniyenizi alıyor ve verilmek istenen mesajın veya haberin doğruluğu araştırılmadan çok hızlı bir şekilde kontrolsüz olarak yayılıyor. Bu durum kişisel veya kurumsal kullanıcılar için yönlendirici içerik, sizin veya adınıza açılan hesaplar, uygulamalarla verdiğiniz bilgiler ve yetkiler bakımından çeşitli riskler içermektedir. Medyanın kamuoyunun sesi olma görevini başarıyla yerine getirebilmesi için meslek etiğini her şeyin üzerinde tutması, doğru, ilkeli ve objektif habercilik anlayışından ayrılmamalıdır. Medya gücünün kötüye kullanılması, demokrasiyi olumsuz yönde etkileyeceği gibi, kamu yararı ve kamu düzenine de zarar verecektir. İşte 17 Aralık 2013 operasyonu sonrasında medya haberlerinin Halk Bankasına verdiği zarar ve uluslararası basındaki yansımaları ortada. Halk Bankasının toplam hisse senedi değeri 9 milyar 498 milyon dolardan 7 milyar 873 milyon dolara düştü. Bankanın 1 milyar 625 milyon dolar değer kaybı var. Bu kayıp kimin? Bu operasyonlar sırasında uluslararası basında çıkan haberlerin yüzde 95’i Türkiye’deki siyasi ve ekonomik istikrara vurgu yapıyor. Türkiye hedef alınarak bir siyaset mühendisliği yapılıyor ve bu istikrarın sürmesi durumunda Türkiye’nin bölgesinde en güçlü aktörlerden biri haline geleceği dile getiriliyor.”

Türkiye 2013’te % 4,4'lük büyüme ile üst üste 15 çeyrek büyüdü
AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Şanlıurfa Milletvekili Emin Önen, sözlerini şöyle tamamladı;

“Bakınız arkadaşlar Türkiye ekonomisi AK Parti iktidarı boyunca 2013'ün ikinci çeyreğinde yakaladığı yüzde 4,4'lük büyüme ile üst üste 15 çeyrek büyüdü. Türkiye, küresel ekonomik krizden en hızlı çıkan ve son dönemlerdeki küresel ekonomik belirsizlikten göreli olarak en az etkilenen ülkelerdendir. 2002-2012 döneminde yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 5,2 olmuştur. 2011 yılında Türkiye Ekonomisi IMF’in yüzde 7,5’lik tahmininin üzerinde yüzde 8,8 oranında büyümüştür. 2012 yılında yüzde 2,2 oranındaki ekonomik büyüme hızımız 2013’ün ilk çeyreğinde yüzde 3, ikinci çeyreğinde yüzde 4,5, üçüncü çeyreğinde yüzde 4,4 oranında büyümüştür. AB Komisyonunun Avro Bölgesine ilişkin ekonomik değerlendirme raporunda, kriz öncesi 10 yılda Avro bölgesinde yıllık büyüme hızı yüzde 2 iken, küresel krizle birlikte 2007-2013 döneminde bu oran yüzde 0,7’ye gerilemiştir. Komisyon raporunda Avrupa’da politikalar değişmez, ekonomik reformlar yapılmaz ise 2014-2023 döneminde yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 1,1 olması öngörülmüştür. ABD’nin ise 2023 yılına kadar yıllık ortalama büyüme potansiyeli yüzde 2,5 olacağı tahmin edilmektedir. Ortadaki realite ise Türkiye’nin Avro Bölgesinden ve ABD’den daha fazla büyüyeceği yönündedir. Türkiye’de kişi başına gayri safi yurtiçi hasıla, 2012 yılında, 2002 yılına göre 3 kat artarak 3.492 dolardan 10.497 dolara yükselmiştir. Satın alma gücü paritesine göre ise kişi başına gayri safi milli gelir, 18 bin doları aşmıştır. İşte maksadını aşan ve haber değeriyle bağdaşmayan yaklaşımlar Türkiye’yi hedef alıyor. Başta siyasi ve ekonomik istikrarı hedef alıyor ve güçlü Türkiye’yi uluslararası arenada bazı güçler istemiyor. IMF tahminine göre, dünya toplam mal ve hizmet ticareti hacmi 2014 yılında yüzde 4,9 oranında, Dünya Ticaret Örgütü tahminine göre ise yüzde 4,5 oranında artacaktır. TÜİK’in 2013 yılının Ocak-Kasım dönemi verilerine bakalım. İhracatımızın yüzde 42’sini AB’ye yapmışız. İhracatta Asya ülkeleri yüzde 31, Afrika ülkeleri yüzde 9, Amerika kıtası yüzde 6 pay almış. İthalatta ise AB’nin payı yüzde 37, diğer Avrupa ülkelerinin payı yüzde 16, Asya ülkelerinin payı ise yüzde 31 düzeyinde. Enflasyon tek hanede ve 2013 yılında yüzde 7,4. 2014-2016 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programın temel amacı; potansiyel büyüme hızına ulaşmak, cari işlemler açığını daha da azaltmak, enflasyonu düşürmek, kamu mali dengelerini iyileştirmek ve böylece makroekonomik ve finansal istikrarı güçlendirmek. Türkiye, 150 milyon yolcu kapasiteli dünyanın en büyük havaalanlarından birini yapmaya hazırlanıyor; boğazda üçüncü köprü devam ediyor, nükleer santrallar için anlaşmalar imzalanıyor. Terör ve asayiş sorunu yok. Yatırımcıya teşvik var. Türkiye büyüyor, gelişiyor. Şimdi siz yabancı bir yatırımcı olsanız ve bu istikrar ortamında Türkiye gelmek istemez misiniz? Elbette istersiniz. Sonuç olarak; Bugün Türkiye’nin geleceği ile uğraşanlar içine düştükleri yanılgıdan kurtulup, Türkiye’ye karşı hasmane tutum beslemekten vazgeçerek, Türkiye’nin yanında yararlarına olan duruma odaklanmalılar ve Türkiye ekonomisinin bundan sonra da daha güçlü büyüyüp gelişeceğini artık anlamalıdırlar. Toplumun çıkarlarını gözeten ve özgürlüklerin gelişmesine katkıda bulunan bir güç olarak medyanın, kendisini sorgulayarak iç denetimini yapması etkinliğini artıracaktır. Bu duygu ve düşünceler ile programın gerçekleştirilmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

Son olarak konuşan AK Parti Şanlıurfa Milletvekili M.Kasım Gülpınar da, yürütme-yasama-yargıdan sonra basının 4. Kuvvet olduğunu belirterek kuvvetler ayrılığını diye getirdi.

‘Basının tarafsız olması, şehir efsanesidir’.

Kendisinin de gazetecilikten gelme olması nedeniyle medya, babasının Avukat olması nedeniyle yargı, siyasetçi olması nedeniyle de yasama vöe yürütme konusunda deneyim kazandıklarını hatırlatarak, “En sık kullanılan ve basının ‘tarafsız’ olması gerektiği deyimi şehir efsanesidir. Ancak vicdan temelli oluşturulan bir yapının üzerine liyakatı da esas alarak bina inşa edilmesi halinde, adil basın kavramı elde edilebilecektir. Büyük sermaye güçlerinin medya da güç sahibi olmaya çalışmasıyla birlikte medya doğru kullanılmaz oldu. Güvenirliliğini yitirmeye başladı. Basının tarafsızlığına gölge düştü. Sermaye sahiplerinin medyaya hakim olmak istemesi, basını ne kadar tarafsız kılabilir ki? Ayrıca siyasetçilerin medyayla olan ilişkilerinin sınırını iyi belirlemeleri lazım, sınır belirlenmezse sıkıntılara yol açılır. Medya, ya da medya mensubundan yola çıkarak, medya mensubuyla dost olarak o kuruma çok yanaştığınızı düşünürseniz yanılırsınız. Medya’nın dostu mu olacaksınız, medya sizi malzeme olarak mı kabul edecek? bu ayrımlar iyi yapılmalı. Doğu kültürüyle yoğrulmuş, materyalist ve makyavelist düşünce bizim toplumumuzun genlerinde yok. Bu düşüncelere uzak bireyler olarak, siyasetçiler bu sınırı belirleyemediği zaman hayal kırıklıklarına uğruyor. Tabi ki tüm bunların yanında insan adilse, vicdanlıysa, merhametliyse, medya dahil hiç bir şeyden zarar gelmez” dedi.

‘Dört kuvvetinde içinde bulundum’.

Milletvekili Kasım Gülpınar Türkiye’de Yasama, yürütme, yargı ve medyanın da 4. Güç olduğunu belirterek, empoze edilmek istenenin tam tersine, yürütme ve yasamanın sanal kuvvet olduğunu belirterek, “Burada yargıyla polemiğe girmek istemiyorum. Kimin gücünü nasıl kullandığını, dört kuvvettin ayrışıp ayrışmadığını, hangisinin hakiki kuvvet olup olmadığını iyi biliyorum. Medya en hakiki kuvvettir” diye konuştu.

AK Parti iktidarı siyasete güveni arttırdı.

“Hangi kuruma çok güveniyorsunuz” adında yapılan anketlere dikkat çeken Gülpınar sözlerine şöyle devam etti;

“Basın AK Parti iktidarı öncesinde ‘hangi kuruma çok güveniyorsunuz’ anketleri yapıyordu. Kendini de ‘Basına güveniyor musunuz’ seçeneğine eklemiyordu. Siyaset kurumu bu anketlerde yerlerde sürünüyordu. Zaman içerisinde, AK Parti iktidarı ile birlikte siyaset kurumu güvenilirliği tavan yaptı. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte siyasete güven geldi. Şimdi o bazı medya grupları bu güveni yeniden sarsmaya çalışıyorlar. Ama başarılı olamayacaklar.”

Panelin 2. Bölümü soru-cevap şeklide gerçekleştirildikten sonra MÜSİAD Şanlıurfa Şube Başkanı Abdurrahman Yetkin, kısa bir değerlendirme yaptıktan sonra, panelistlere plaket takdim etti ve davetlilere teşekkür etti. 




computer Haber Sitelerine ve Kurumsal Şirketlere Kurumsal Hosting - Bilgi ve sipariş için Tıklayınız...

Bu haber 21/01/2014 15:47 tarihinde eklenmiştir.

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
captcha
 
Authors