disscuss print

Mustafa Önsel: Cemaatçi cunta darbeye mi hazırlanıyor

Mustafa Önsel: Cemaatçi cunta darbeye mi hazırlanıyor_resim Fısıltı halinde kamuoyuna yayılan; “TSK’da çok etkiniz”, “Çoğu general bizden”, “Hocaefendiye haber yollamışlar, istediği anda her şeyi yapacak güçteyiz demişler” vs. söylentilerini duyuyoruz.

08.02.2016 20:14

Türkiye kaotik bir süreç yaşıyor. Bu süreçle ülkemizin yeniden şekillendirilmeye, bir yerlere sürüklenmeye çalışıldığı gün gibi ortada.

Bölücü terör örgütünün ihmaller sonucu yıllardır tahkim ettiği şehirlere alabildiğince yerleştiği, devletin otoritesini kullanır hale geldiği bir zaman dilimini yaşıyoruz.

Terör örgütünün şehirlerde kurduğu bu otoriteyi yıkmak için gecikmeli operasyonlar yaklaşık iki aydır devam ediyor. Şehit haberleri milletin yüreğini kararttıkça karartıyor.

O bölgede böylesi bir karmaşa sürerken Ankara ve İstanbul’da IŞİD’e ihale edilen canlı bombalar, geçtiğimiz birkaç gün önce 12 Eylül öncesini hatırlatan arka arkaya taranan kahvehaneler, artık iç sorunumuz haline gelen sınırdaş ülkelerde yaşananlar, mülteci akını, yine bölgede körüklenen etnik ve mezhepsel kavganın ülkemize ithal çabaları, bölgedeki paylaşım kavgasından parça koparmaya çalışan yayılmacı ülkelerle olan ilişkiler vb. olaylar ülkemizi oldukça kırılgan bir hale getirmiştir.

Böylesi her an daha yaygın savaşın çıkabileceği bir ortamda, halkın haliyle en çok güveneceği kurumun ordu olduğu açıktır.

Ancak…

Gelinen noktada bu güveni aşındıran çok vahim iddialar bulunduğu ortadadır.

Son günlerde kulağımıza çalınan dedikodular ilginç. Çeşitli mahfillerde, Fethullahçı örgütle irtibatlı olduğu bilinen kişilerce fısıltı halinde kamuoyuna yayılan; “TSK’da çok etkiniz”, “Çoğu general bizden”, “Hocaefendiye haber yollamışlar, istediği anda her şeyi yapacak güçteyiz demişler” vs. söylentilerini duyuyoruz.

Diyelim ki bu söylentiler, devletten tasfiye edilmeye başlanan bir hareketin hezeyanlarıdır. Fakat bu dedikodular altan alta bu şekilde yoğunlaşırken, son on beş günde olanlara bakarsak “birilerinin” bir gayret yoğunlaşmasına girdiği görülmektedir. Geçtiğimiz günlerde Fethullah Gülen Herkül.org denilen sitede, “Cennetin kılıçların gölgesinde olduğunu, savaş halinde kılıcın hakkını vermek gerektiğini” söyledi.

Hemen akabinde Zaman Gazetesi yazarı Ali Bulaç, “Zorbalar kılıç kullanır da mazlumların kılıç kullanma hakları yok mu?” dedi.

Hükümetin eski ağır isimleri Hüseyin Çelik ve Bülent Arınç artık hükümette olmamanın hıncıyla topa girdiler. Örneğin Bülent Arınç’ın, “Dolmabahçe mutabakatından zamanın Başbakanının (R. Tayyip Erdoğan) haberi vardı” diyerek yaptığı ortaya hemen ertesi gün (4 Şubat 2016) Mümtaz’er Türköne, “İdam cezasının geri gelmesi ve Dolmabahçe’de noktalanan ‘çözüm sürecinin’ sahiplerinin ipe çekilmesi lazım” diyerek çok pervasız bir vole vurdu. Aynı yazarın, 19 Mayıs 2015’de “Devri Sabık Yaratmak” başlığıyla kaleme aldığı ve resmen darbe isteyen yazısı ile bu yazısı bire bir örtüşmektedir.

Hele atılan tweetler? Basına yansıyanından örnek verelim. Yurt Atayün isimli kumpasçı eski polis şefi adına açılan hesapta bakın ne yazılmış; “Sizin büyük hatanız, Hocaefendiyi sıradan bir hoca; cemaatini de sıradan cami cemaati sanmanız oldu. Geçmiş olsun!”.Anlamlı mı, anlamsız mı?

Bu arada Nazlı Ilıcak, kumpas olduğu artık kesin kabul görmüş davalarla ilgili kumpasçı polis müdürlerinden Ali Fuat Yılmazer’in ağzından iftira dolu yazı dizisiyle bir kampanya başlattı.

Bu yazı dizisi sürerken, bugün duruşmaları başlayan ve muhtemelen sanıklarının hepsi beraat edecek olan İzmir Casusluk Davası ile ilgili manidar bir gelişme oldu. Malum davada sözde iddianamede ileri sürülen iddialar “vahim” bulunarak seksen (80) civarında personelin ilişiği kesilmişti. Geçenlerde bunlardan otuzunun (30) AYİM kararı ile atılma işlemi durduruldu. Yani bu otuz personelin söz konusu kararla yeniden göreve dönme yolu açılmış oldu.

Ancak AYİM’in bu kararından sonra çok garip bir şey oldu. Basından öğrendiğimiz kadarıyla Genelkurmay bu karara MSB üzerinden itiraz etmiş. Bu nasıl bir yaklaşım? Genelkurmay kumpas davalarına nasıl bakıyor anlamak mümkün değil?

“Bilmediğiniz şeyler var” diyen herkesle istedikleri platformda tartışırız. Bu davada bilmediğimiz hiçbir şey yok!.. 12-15 kişinin yasal olmayan yollardan elde edilen ve gayri ahlaki kabul edilen görüntülerinin üzerinden, kimse davada yargılanan 357 kişiyi töhmet altında bırakamaz… Bunların görüntüleri üzerinden algı oluşturarak masum insanların itibarıyla oynayamaz…

Bir başka gelişme ise daha önceki bir yazımıza da konu olan, Fethullahçı örgütlenmenin hemen hemen hiç olmadığı dört devrenin emekli edilmesidir. Kendi ayağına kurşun sıkmak olarak gördüğüm, 1500 civarında albayın “yığılma” ambalajıyla tasfiyesi, her halde en çok Fethullahçı örgütü sevindirmiştir. Böylece kendi elemanlarının önü iyice açılacaktır.

Bütün bunların yanısıra devletin bütün “kılcal damarlarına” sızmış olan Fethullahçı örgütle ilgili TSK’daki uzantılarının oldukça güçlü konumda olduğu, artık kulağı duymayan çobanların bile duyduğu gerçeklere ayak direyerek, bunlara karşı hiçbir soruşturmanın başlamamış olmasına sadece manidar demek mümkün değildir.

Yüksek sesle soruyorum; Bu konuda TSK’da neden yaprak kımıldamıyor ve bu konu devamlı öteleniyor? Bunun için bin bir türlü mazeret üretiliyor. Elinizi tutan nedir? Siyasi otorite de size engel değil. Hatta “çok istekli” desteği söz konusu.

TSK’nın bu yaklaşımının samimiyet testinden geçmesi mümkün değildir… Sadece son 15 gün içinde yaşananlardan, söylenenlerden yola çıkarak bir analiz yaparsak, nasıl bir sonuç çıkartacağız?

Belli ki, “birileri”“darbe” söylentileriyle TSK’da yandaşlarına yapılacak olası operasyonlara karşı tehdit yoluna başvurmaktadır. Bu sıkıştıklarının da göstergesidir. Ben bunu böyle okuyorum. Ancak “son kale” olarak gördükleri TSK içindeki yapılanmaları onların yaşamsal sigortalarıdır. Bunu kaybetmemek için her çareye başvurabilecekleri unutulmamalıdır. O yüzden de her türlü olasılığın göz ardı edilmemesi esas olmalıdır. Operasyonda gecikme, söz konusu Fethullahçı örgütün güçlenmesini sağlamaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Bunların ışığında; Fethullah Gülen ve yandaşlarının son günlerde dillerinden düşürmedikleri “kılıç”tan neyi kast ettiğini sorsak çok mu basit kaçar?

Ya da, kılıç kimin elinde desek?

Mustafa Önsel

Odatv.com


REKLAM ALANI - SİZE FAYDALI REKLAMLAR...


Bu haber 04/01/2017 21:19 tarihinde eklenmiştir.

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
captcha
 
Authors