AMERİKA'YI DA FETHULLAH GÜLEN YÖNETİYOR!

Geçtiğimiz gün adı sık sık sansasyon olay ve haberlerle anılan Hanefi Avcı'nın yazdığı kitaptan bazı iddialar medyaya yansıdı. Doğrusu haber ilgimi çekti. Sayın Avcı'nın anlattıklarına göre Sayın Gülen dünyanın tek yöneticisi!

Önce geçmişe giderek Gülen Hareketi'nin medyada ön plana çıkan başarılarına bakalım:

-Türkiye'de en başarılı okullar, Sayın Gülen'in sevenleri tarafından kurulmuş.
-En başarılı dershaneler, Sayın Gülen'in sevenleri tarafından kurulmuş.
-Ortaasya'daki başarılı Türk okulları, Sayın Gülen'in sevenleri tarafından kurulmuş.
-Türkiye'de milyon satan bir gazete, Sayın Gülen'in sevenleri tarafından kurulmuş.
-Türkiye'nin en dikkat çekici TV Kanalı, Sayın Gülen'in sevenleri tarafından kurulmuş.
-Türkiye'deki gariban öğrencilere kucak açan anne babaların çocuklarını düşünmeden gönderebildikleri yurtlar, Sayın Gülen'in sevenleri tarafından kurulmuş.

-Dünya çocuklarına İstiklal Marşı'mızı, Sakarya Türküsü'nü, şarkılarımızı, türkülerimizi söyleten halk oyunlarımızı oynatan en başarılı uluslararası organizasyonlar, Sayın Gülen'in sevenleri tarafından yapılıyor.

Bir de işin Amerika boyutu var, onu da Milliyet Gazetesi'nden Aslı AYDINTAŞBAŞ 'tan dinleyelim:

"Washigton etkisi

Yine de küresel bir güç olarak Türkiye’yi farklı bir yere taşıdıkları; nüfuz alanını genişlettikleri de malum. Cemaatin özellikle Washington’da TUSCON ve Rumi Forum gibi yapılarla maddi imkanlar ve sıkı çalışmayla edindiği yer, neredeyse Türkiye’nin yıllardır lobi yaparak kurduğu etkiyle eşdeğer. Gülen, kendisini Pocoma dağı eteklerindeki evinde ziyaret etmek isteyen Amerikalı müridlerine, önce oturdukları eyaletteki yerel seçim kampanyalarına destek vermelerini istiyormuş.

Geçenlerde bir dostum ABD’nin çeşitli yerlerinde cemaate bağlı 180 yerel örgütün oluşturduğu çatı kuruluşun Washintgton davetini anlattı.

“Kongre ve Temsilciler Meclisi’nden 60 kişi vardı” dedi. “60 milletvekili değil herhalde...” dedim. Cevabı, “Hayır 60 senatör ve milletvekili” oldu. Küçük dilimi yuttum.


ABD başkentinde Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir faaliyetine 60 milletvekilinin katıldığını hatırlamıyorum.

Dedim ya, belli ki Gülen hareketi, Doğu ve Batı arasında “köprü” olma konusunda ciddi, Batı’daki varlığı da kalıcı... "

Şimdi bu satırları da okuduktan sonra gel de Hanefi Avcı'nın iddialarına inanma!

Bu iddialara geçmeden önce Hanefi Avcı'nın da bir zamanlar Fethullahçı olarak anıldığını hatırlatmak istiyorum.

Fethullah Gülen'in her elini dokunduğu işin başarılı olması; Türkiye'de nerede başarılı bir çalışma var ise mutlaka arkasında Gülen Hareketi vardır imajı oluşturdu. Yarın AIDS'e
çare bulunur ve bunu başaranların arkasında da Fethullah Gülen var
denilirse şaşırmayacağım.

Bu durum bana Osmanlı dönemindeki fetih öncesi yapılan çalışmaları hatırlattı.

Osmanlı Padişahları bir ülkeyi fethedecekleri zaman, önce oraya binlerce casus göndererek o ülkeyi veya kaleyi fethedilmeye hazır hale getirirlermiş. Casuslardan bazıları kiliselerde papaz olarak görev yaparmış. Papaz her pazar ayininden sonra "Osmanlılar öyle muhteşem güce sahip ki, gelirlerse onlara karşı koyamayız, bizi mahvederler, onlar çok güçlü" der ve ayini kapatırmış. Yıllar sonra Osmanlılar geliyor denilince halk papazın telkinlerinden etkilenerek kaçarak dağlara sığınmış. Osmanlı askerleri de kılıcını kınından bile çıkarmadan şehri teslim almış.

Hanefi Avcı'nın kitabındaki iddiaların gazeteye yansıyan bölümü bana Osmanlı'nın fetih stratejisini çağrıştırdı. Eğer gerçekten Fethullah Gülen sevenleri bu kadar etkili iseler, Hanefi Avcı da bu sistemin bir parçası olarak, karşıt görüşlere mesaj veriyor.

Bu da paranoyanın zirve yapmış hali...

Hanefi Avcı'nın iddiaları, tarihin tozlu rafları arasında kalan bir konuyu daha hatırlattı.

ABD tarihinde ilk defa siyah ve Müslüman Barack Hussein Obama ABD Başkanı seçildi. Karşısında sarışın ve güzel kadın Hillary Clinton vardı.

Hillary Clinton'ın Fethullah Gülen'in Amerika'daki çalışmalarına büyük destek verdiği her toplantılarına katıldığı biliniyor. Hatta eşi ABD eski Başkanı Bill Clinton da bir etkinliğe video konferans sistemi ile mesaj göndermişti.

Aslı Aydıntaşbaş'ın anlattıklarını da göz önüne aldığımızda dünyayı etkileyen bir insanla karşı karşıyayız. Bir insan Erzurum'un Korucuk köyünden çıkacak ve tüm insanlığa aynı anda sevgi ve kardeşlik mesajları verecek, bu mesajlar da kabul görecek. Duyan, sesin geldiği tarafa doğru koşacak. İnanılır gibi değil...

Örneğin Mavi Marmara olayında bir mesaj verdi; o mesaj hem İsrail hem Amerika hem Türkiye hem de İslam Dünyası tarafından dikkate alındı. Sorunu kısmi de olsa çözdü.

Savaşın eşiğine gelmiş dünyayı bir cümleyle yerlerine oturttu.


Türkiye'yi ve dünyayı içine düşmek üzere olduğu bir kuyudan çekip çıkardığı gibi Filistin ambargosunu da deldi. Hem de tereyağından kıl çeker gibi...

Şimdi tüm bunları düşününce, Hanefi Avcı'nın kıytırık iddialarını da önümüze koyunca aklımıza bir soru geliyor...

Bu soruya ilk karşı çıkacak kişi Sayın Gülen olur ama soru işte insan merak ediyor...

Acaba Sayın Gülen insanlığın asırlardır beklediği kutsal kitaplarda adı ve şekli tarif edilen İsa Mesih veya İslam Dünyası'nın Mehdisi olabilir mi?

Sayın Gülen öyle bir etkiye sahip ki sözünü hem Müslümanlar dinliyor, hem Museviler hem de Hristiyanlar...

Türkçe Olimpiyatları'ndaki manzara zaten derinden düşündürüyordu! Bir de Hanefi Avcı'nın kıytırık iddiaları eklenince yoldan çıktım!

Sayın Gülen kusura bakmasın içimde böyle garip bir his var...

YerelGündem.Com / Yusuf İNAN

Bu haber 21/08/2010 tarihinde eklenmiştir.