
![]() |
Bilal EYÜBOĞLU İzmir Barosu Avukatı
|
Mutluluk, daha çok sevgi demektir
Çok değil, daha yarım yüzyıl öncesine kadar, dünyada bir yetişkin günde ortalama olarak 18 dakika gülebildiği halde, günümüzde bu gülüş süresinin 6 dakikaya kadar düştüğünü araştırmalar ortaya koymuştur. Peki bu gidişat, sizce insanlığın mutluluğa doğru yol aldığını mı gösteriyor? Hiç kuşku yok, tersine giden bir şeyler var. Öteki dünya halkları ne durumdadır bilemem ama, kendi halkımın ne ölçüde mutlu olduğunu elbette biliyorum.
Mutluluk, en basit tanımı ile, insanın kendisini iyi hissetme halidir. Servet, kudret, şöhret sahibi olmak yetmez: insanın mutlu olabilmek için kendisini iyi hissetmesi ön şarttır. Kendimizi genellikle iyi halde hissedebiliyor muyuz peki? Çevrenizdekiler ne kadar mutlu, “Ben mutluyum!” diyebilenlerimiz ne kadar çok?
Biliyoruz ki, eski çağlarda dünyanın başına, savaşlar, doğal afetler, kıtlıklar, yokluklar bela olduğu için, insanlık huzur ve refaha hasret idi. Mutluluk, ancak peri masalları ile saraylarda yaşanıyordu. İyi de, teknoloji bu kadar harikalar yaratmış iken çağımız insanına niye mutlu olamıyor? İnsanlar ne diye bu kadar huzur ve mutluluk yoksulu? Oysa mutluluk, yaşam iksiri, yaşama sevinci.
Geçen hafta yaşlı dünyamızın yedi milyarıncı bebeği törenle karşılandı. (Her ülkeden sembolik olarak birer yedi milyarıncı bebeğe, “Dünyamıza hoş geldin!” jesti yapıldı.) Yine soralım: Bebekler nasıl bir dünyaya gözlerini açtılar sizce. Giderek güzelleşen bir dünyaya mı?
Çelişki şurada ki, çağımızın olanakları olağanüstü boyutlarda olduğu halde insanlar daha az mutlu. Her ne kadar ihtiyaçlar eski çağların ihtiyaçları ile karşılaştırılamayacak derecede ağır ve çok boyutlu ise de imkanlar da son derece büyük ve göz kamaştırıcı.
Yazık ki, günümüzde sıkıntılar ve sızılar bunalım düzeyine erişmiş durumda. İnsanları, çetin ve çetrefil yaşam koşulları yanında, acımasız rekabet koşulları ve artan sevgisizlik ortamı da kızgın, kırgın ve saldırgan yapıyor. İnsanlar depresyon sarmalında, intiharlar, cinayetler ürkütücü boyutlarda. Sevgisiz, hoşgörüsüz bir toplum olduk çıktık. Çoğu insanımız hak aramayı hak alma kavgasına dönüştürmeyi tercih ediyor. Sempati imiş, empati imiş, hoşgörü imiş, pek umursadığımız yok. Hayatımıza hakim olan biricik duygu, bencilliğimiz. Sevgilerimizi, yeterince büyütemiyor, yüreğimizi güzel duygularla dolduramıyoruz.
Kabul ediyorum, olumsuz koşullar, tıpkı matruşka misali insanları kuşatmış durumda. İhtiyaçların olağanüstü artmış olması, insanları örseliyor, hatta bunaltıyor. Fakat yok mu bu olumsuz gidişin hiçbir çaresi? Bunca imkanlar içinde geniş kitlelerin kahırdan kavrulup durması bir kader olabilir mi? Yeterince mutlu olup mutlu yaşamak herkesin hakkı değil mi?
Bence sihirli çare, öncelikle daha çok sevgidir. Sevgi, acımasız koşulların panzehiridir. Öyle ki sevginin çoğaldığı ortamlarda, huzur ve başarı nasıl olsa yeşerir. Sevginin egemen olduğu ilişkilerde manevi doyum maddi doyumun önüne geçer. Manen tatmin olabilen insanlar ise, kendilerini daha çok iyi halde hissedebilirler. Mutluluk ise işte budur!
Değerli okuyucum, bugün bayram. Bir insan eğer ister, çabalar ve mutlu olmanın altın kurallarına da uyarsa, mutlu yaşamasa bile pekala mutlu olabilmektedir. Unutmayalım ki, hiç değilse bayram haftasında mutlu olmak, kendimize ve çevremize karşı borcumuzdur. Her gününüzün bayram tat ve mutluluğu içerisinde geçmesini gönülden diliyorum!
- Alevi Evlilik
- Doktor Evlilik
- Yuvayı Dişikuş Yapar
- Evlilik Kataloğu
- Dedem Evlenecek
- İslami Evlilik
- Öğretmen Evlilik
- Hemen Evlilik
- Anlaşmalı Evlilik
- Kürt Evlilik
- Engelliler Evleniyor
- Rüya Tabirleri
- Rus-Türk Evlilik Sitesi
- Web Tasarım
- Şehitler Ölmez
- Muhsin Yazıcıoğlu
- Hosting Domain
- Zengin Eş
- İzmir Evlilik
- Dert Ortağı
- Acil Tazminat
- Muhsin Yazıcıoğlu
- Konya Evleniyor
- Birlikte Tatil
- Evlilik Kataloğu
- Sanal Psikolog
- Polis Evlilik
- Avukat Evlilik
- Deniz Gezmiş
- Holiday in Anatolia
- Kitap Bülteni
- Bekar Alemi










































