Bilal EYÜBOĞLU
İzmir Barosu Avukatı




Çifte standartı seviyoruz.

Gelin dürüstçe kabul edelim, söylem olarak eleştiriyoruz ama uygulamaya bakarsak çifte standartı basbayağı seviyoruz.

Sözde bilgiyi çok değerli buluyoruz; fakat sıra kitap okumaya gelince çoğumuz kitaptan umacı görmüş gibi kaçıyoruz.

Sözde şiddeti kınıyoruz, ancak fırsatı doğunca şiddetin daniskasını uygulayabiliyoruz.

Mevlana’nın deyişiyle, kendi kelimizi, çıbanımızı pek olağan kabul ettiğimiz halde, sıra başkalarınkine geldiği zaman kınayıp, tiksiniyoruz.

Eğer söz konusu olan bizim çıkarımız ise, küçük kıyameti de büyük kıyameti de koparmayı bir hak gördüğümüz halde, başkalarının hakkı, yararı bazen umurumuzda bile olmuyor.

Trafikte hatalı ve hatta tehlikeli sollamayı olağan görüyoruz; Fakat eğer benzeri tutumla karşılacak olursak, kan beynimize sıçrıyor, demediğimizi bırakmıyoruz.

Vefasızlığın dik alasını yapıyoruz ama, bir sevdiğimizin vefasızlığını zor affediyoruz.

Sağlığımıza zararlı beslenme nedenlerini ve yaşantı biçimini pekala bildiğimiz halde, keyfimizin çektiği gibi davranabiliyoruz.

Tuttuğumuz takıma karşı gösterdiğimiz hoşgörüyü, karşı takımdan esirgiyoruz.

Tuttuğumuz siyasi partinin ağır bir kusurunu görmezden, duymazdan geldiğimiz halde, karşıt siyasi partilerin bir kusurunu abarttıkça abartıyoruz, sakız gibi çiğniyoruz.

“Arap Balharı Hareketi” açısından cumhuriyet ve demokrasinin büyük önemini takdir ediyoruz ama, bizde bunların onlarca yıl önceden, hem de serbest siyasi tercihle hayata geçmiş olmasını hiç önemsemiyoruz.

Kendi özgürlüğümüze bayılıyoruz, kendi insani haklarımızın üzerine titriyoruz ama, başkalarının özgürlük ve insani hakları derdimiz olmuyor.

Başkalarının görevini kötüye kullanmasını ifrid olduğumuz halde bunu kendimiz yaptığımız zaman çok doğal sayıyoruz.
Daha pek çok örnek sayıp sıralamak mümkün.

Harbi olalım... Her zaman, sözümüzle özümüz, içimizle dışımız birbirini tutmuyor, çelişki yaşamak umurumuzda olmuyor. Hem böyle hem öyle davranabiliyor, işimize geldiği gibi tavır almayı seviyoruz.

Ancak çifte tavırlı olmak ilkeli ve erdemli olmaya geçit vermiyor; tutarsızlığa yol açıyor. Tutarlılığın olmadığı yerde ise insanların “makul” olanda buluşmaları çok zor oluyor; ilişkiler, değerler temeline oturmuyor. Böyle bir ortam ise güven bunalımına, saygısızlığa yol açıyor. Çifte standart devreye sokulduğu zaman gerçekler kolayca saptırılıp çarptırılabiliyor. Zihinler karışıyor; bu da bağdaşmak yerine çatışmaya yol açıyor.

Erdemli yaşayabilmenin olmazsa olmaz bir koşulu da, neyse o olmak, öyle yaşamak; Mevlana’nın deyişiyle, “Ya olduğun gibi görünmek, ya da göründüğü gibi olmak” tır.

Unutmayalım, özüyle sözü bir olmak, kişiyi, kendi gözünde değerli kıldığı kadar, başkalarının gözünde de değerli kılmaktır.




(*) ÜCRETSİZ HOSTİNG : 2 GB Hosting Web Alanı + 10 GB Bantwith + 5 Farklı Site Yayınla... Com Net Org - Com.tr Alan Adı Tescili (*) HABER SİTELERİNE VE KURUMSAL ŞİRKETLERE ÖZEL HOSTING - DEDICATED SERVER...

Bu yazı 15/12/2011 tarihinde eklenmiştir.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Bir daha EXPO 2020 (5)
  2. Bilişim Devrimi ve Fatih Projesi
  3. Çağlara Sığmayan Bilge: Mevlâna
  4. Adalet perisinin keskin kılıcı
  5. Cumhurbaşkanımızdan demokrasi mesajları
  6. Yaşamaya değer
  7. Toplum önderliği budur sayın valim
  8. Aman dikkat, adres bildirmemenin artık cezası var
  9. Cana can katmak (2)
  10. Kadına Zorbalık...
 

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

Authors

ÇOK OKUNAN YAZILAR

ÇOK OKUNAN HABERLER