
![]() |
Computerman - Bilişim Uzmanı
|
İskender Pala'nın gizli sırlarını deşifre ediyorum!
"Balyoz Belgeleri'ni Taraf Yazarı Baransu'ya İskender Pala vermiş...!"
Bu haberi görünce bıyık altından güldüm.
Niye mi?
Anlatayım...
Askerlik yaptığım günlerde yakışıklı, boylu boslu bir subay Karamürsel Eğitim Merkezi'nin kapısından kimliğini göstererek girmek istedi. Nöbetçi askerler içeri almadı. Bu nedenle giriş kapısında hararetli bir tartışma başladı. Ben de içeride nöbetçi amirliğinde oturuyorum. Yanımda da Öğretmen Binbaşı ..... ...........ile yine Öğretmen Üsteğmen ..... .......vardı.
Askerlere, "Neden almıyorsunuz?" diye sordum. Askerler cevap vermeden subay anlatmaya başladı:
“Efendim ben Beşiktaş Deniz Müzesi'nde görevli yüzbaşıyım, Eğitim Merkezi Komutanlığı beni konferans vermem için davet etti. Ben daha önce bu birlikte görev yaptım. Şimdi müsaade ederseniz konferansa geç kalmak istemiyorum” dedi.
Ben de, kimlik kartını bize teslim etmeden içeri giremeyeceğini, kuralların böyle olduğunu söyledim.
(Kurallar böyle olmasına rağmen teamül bu şekilde değildi...)
Yüzbaşı: “Ben daha önce bu birlikte görev yaptım, şimdi de konferans vermem için davet edildim, kimliğimi size de göstereyim, siz de almazsanız almayın” dedi.
Kimliğini çıkardı ve bana uzattı. Baktım İskender Pala yazıyor.
“Tamam Yüzbaşım buyrun girin” dedim.
Önce şaşırdı sonra teşekkür etti ve yürüdü. Bir müddet sonra geri döndü “Biraz önce almıyordunuz, şimdi neden alıyorsunuz” diye sordu.
"Yüzbaşım siz ünlü edebiyatçı İskender Pala değil misiniz?"
“Edebiyatçıyım ama ünlü değilim” dedi...
"Ben sizi tanıyorum, siz üniversitelere hoca olarak davet edilen edebiyatçısınız, buyrun girin, kusura bakmayın" dedim.
Yeniden teşekkür etti ve tebessüm ederek yoluna devam etti.
Ben nöbet kulübesine döndüm geldim ki, içerisi ateş atıyor!
İlk çıkış, Öğretmen Binbaşı'dan: “Sen bu adamı nasıl içeri alırsın?”
"Size teessüf ederim binbaşım. Siz bu yüzbaşıyla birlikte çalışmışsınız, mesai arkadaşınıza neden zorluk çıkarıyorsunuz?"
“Yahu kardeşim sen deli misin, şimdi amiral arar bak sen ne sözler işiteceğiz, senin dünyadan haberin yok” dedi ve yerine oturdu.
Üsteğmen ayağa kalkarak "yandık yandık" diye odada dolaşmaya başladı. "Ah Computerman, bizi yaktın. Yarın bak nereye sürüleceğiz?" dedi...
Ben de “Çok abartıyorsun üsteğmenim, olur mu öyle şey” dedim ve telefon çaldı. Binbaşı telefonu açtı ve yüzünün rengi değişmeye başladı. Kırmızı, beyaz, lacivert, mor hangi renk dersen var.
Telefondaki amirin konuşması bitmiş olmalı ki binbaşı “ Ben almadım efendim” dedi.
Telefondan bağıran ses “Kim aldı?!” diye sordu.
"Efendim Computerman almış..."
Telefon binbaşının yüzüne şak diye kapatıldı. Binbaşı: "Kurmay Başkanı aradı"diyebildi.
Arkasından bir telefon daha. Bu sefer komutan amiral arıyor. Binbaşı, komutan amiralden de fırçayı yedi.
Bu arada “Ben almadım efendim Computerman aldı” diye lafı araya sokuşturdu.
Telefon yine şak diye kapandı...
Binbaşı ve Üsteğmen bana dönerek: "Yahu Computerman, bu adamlar senin adını duyunca neden sus pus oluyorlar?"
“Valla ben de bilmiyorum, belki birine benzetmişlerdir” dedim.
Bu sözüm üzerine binbaşıyla üsteğmen gülme krizine girdi. Ben de acı bir keyifle çayımı içtim.
Aradan bir kaç saat geçti. Şairliği de olan bir albay vardı, o geldi. İçeri girdi ve şair ruhuyla ağzına ne gelirse saymaya başladı!
“Biz konferansa adamı davet ediyoruz, adam kendi parasıyla otobüse binip geliyor, siz yarım saat kapıda bekletiyor, içeri almıyorsunuz” dedi.
Daha güzel cümleleri de var ama ben unuttum!
Albayın siniri geçince: “Albayım misafir yüzbaşıyı ben içeri aldım, almayanlar bu binbaşı ve üsteğmen. Onlara da emir veren amiral. İsterseniz bu güzel sözleri kendisine söyleyin” dedim...
Albay sinirlendi, çıktı gitti.
Binbaşıyla üsteğmen bu sefer ikinci gülme krizine tutuldu.
“Yahu Computerman kurmay başkanı ve amiral adını duyunca tırsıyor, albay gelip posta koyuyor. Demek ki, albay seni tanımıyor!” diye dalga geçtiler...
“Ben de yarına kadar bilenler bilmeyenlere anlatır” dedim...
Ertesi gün şöhretimiz her yere yayıldı!
İşte İskender Pala bu şartlarda görev yapıyordu. Bu şartlarda çalışan bir subayın, "Balyoz Darbe Planı" gibi özel bilgileri elde etmesi çok zor.
Eğer konu Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün İskender Pala'yı Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu yönetimine atamasını engellemek ise, yol ve yöntem yanlış...
İskender Pala'nın o kuruma atanması tam isabet...
O belgelerin kimden çıktığını merak edenler bilsin ki, o belge ve bilgilere o toplantılara katılmayanların, özel seçilmiş personelin içinde olmayanların ulaşması mümkün değil. Hele İskender Pala gibi itilip kakılan bir subay o belge ve bilgilerin beş km yakınından bile geçemez...
* İskender Pala o tarihte binbaşı da olabilir. Rütbesini tam hatırlamıyorum.
- EXPO Nedir ? Neyi Amaçlar ?
- İstifacılar EXPO'yu taşıyamadı...
- Emekli Astsubaylar ihtilal mi yapacak?
- CHP Deniz Gezmiş'i Siyasete alet ediyor...
- Yeni CHP'yi Gürsel Tekin kurar...
- Evlenmek yerine Seks Shoop
- İzmir'de Cuma Namazı kılınmaz...!
- İzmirli Şair Kocaoğlu'nun Vasiyeti
- Esma Esad çırılçıplak...
- Atilla Sertel Mustafa Balbay'ın nasıl kardeşi?
- Alevi Evlilik
- Doktor Evlilik
- Yuvayı Dişikuş Yapar
- Evlilik Kataloğu
- Dedem Evlenecek
- İslami Evlilik
- Öğretmen Evlilik
- Hemen Evlilik
- Anlaşmalı Evlilik
- Kürt Evlilik
- Engelliler Evleniyor
- Rüya Tabirleri
- Rus-Türk Evlilik Sitesi
- Web Tasarım
- Şehitler Ölmez
- Muhsin Yazıcıoğlu
- Hosting Domain
- Zengin Eş
- İzmir Evlilik
- Dert Ortağı
- Acil Tazminat
- Muhsin Yazıcıoğlu
- Konya Evleniyor
- Birlikte Tatil
- Evlilik Kataloğu
- Sanal Psikolog
- Polis Evlilik
- Avukat Evlilik
- Deniz Gezmiş
- Holiday in Anatolia
- Kitap Bülteni
- Bekar Alemi










































