
![]() |
Dr.Mehmet DEMİRKAYA Tıp Doktoru
|
Referanduma Giderken...
Bu ülkede, sıcak sımsıcak ağustos güneşinin altında birbirine hoş görü ile bakan insanların yaşadığı, barış ve kardeşlik türkülerinin yakıldığı günlere olan özlemlerimizi her zaman tekrarlıyoruz. Eski yaraların sarıldığı, birbirimizi ötekileştirmediğimiz, geçmişten gelen tatlı bir melodide ki “sen, ben, o yok biz varız. Hep insanız.” sözcüklerini mırıldandığımız bir ülke hayallerimiz hep başka bir bahara kalıyor.
Ne çabukta buluveriyoruz aramıza duvarlar örecek konuları. 30 sene önceki 12 Eylül'ün kabuk bağlamış yaralarını tekrar kaşımamıza vesile olan bir referandum sürecine girdik. Eskilerin deyimi ile “Az buçuk mürekkep yalamış” günümüze uyarlarsak bilgisayarın başına kurulmuş, klavyede bir iki tuşa dokunan aydınlarımız yürürlükteki anayasanın değiştirilmesinde hemfikir. Lakin MFÖ “sen neymişsin be abi” şarkısını hepimiz için yaptığından, her şeyin iyisini, doğrusunu biz biliyoruz. Bir tek şey hariç; Uzlaşma kültürü, ortak akıl için çaba sarf etmek. Böyle olunca hepimiz anayasa uzmanı olup çıkıyor kendi anayasamızı dayatıyoruz. “Bu ülkede hep birlikte yaşıyoruz, öyleyse birlikte yaşamanın temel metni olan anayasayı hep birlikte yapmamız gerekir.” diyemiyoruz.
Şimdi Ağustos sıcağına birde referandum ateşi eklendi. Bir yanda Ak Parti, SP ve BBP nin oluşturduğu EVET cephesi, diğer yanda CHP, MHP ve DP nin yer aldığı HAYIR cephesi. Bunların dışında bir de BOYKOT çağrısı yapan BDP ve marjinal solun çeşitli fraksiyonları. Referandum halkın yönetime doğrudan katılmasının önemli araçlarından birisi olmasına rağmen bu süreç maalesef halkın en iyi taş ustalarına parmak ısırtırcasına birbirlerinin arasına duvar örmesi olarak işliyor. Birbirimizi ötekileştiriyoruz ve düşüncelerimizi mahkûm ediyoruz. Evet, cephesi, bu anayasa değişikliğinin Türkiye'nin demokratikleşmesi için şimdiye kadar atılmış en önemli adım olduğunu ve halkın iradesini egemen kılacağını söylerken. Karşı cepheyi “darbeci, postal yalayıcı, statükocu, Ergenekoncu ve demokrasi düşmanı” olarak tanımlıyor. Hayır, cephesi anayasa değişikliğinin asıl hedefinin siyasi iktidarın yargıyı ele geçirip yolsuzluklarını aklamak olduğunu söylüyor. Karşı cepheyi “dayatmacı, AB ve ABD işbirlikçisi, sivil darbeci ve hain “ olarak tanımlıyor. Her iki cephenin ortak noktası karşı cepheyi BDP ve PKK ile birlikte hareket etmekle suçlaması.
Evet ve hayır cepheleri birbirlerini bölücü örgütün işbirlikçisi olarak suçlayıp, illegal bir örgütü legal siyasi partilerle aynı platformda buluşturmanın kimin ekmeğine yağ sürdüğünü düşünmelidirler. Kanaatimize göre, bağımsız, özgür iradeye sahip bireylerin hiçbir baskı ve tehdit altında olmadan sandığa gitmesi teşvik edilmelidir. Sandığa gidip özgür iradesi ile tercihini yaparak vatandaşlık görevini yerine getirenleri, hiç kimse tercihi nedeniyle yaftalamamalıdır.
Asıl önemli sorun BOYKOT cephesinden gelmektedir. Özgür vatandaşların kendi iradesini yansıtan tercihi yapmak için sandık başına gelmesi, boykotçuların işine gelmemektedir. Bu nedenle vatandaşların sandığa gitmesini engellemek için çalışacaklardır. Bunu yazmaktan hicap duyuyorum, fakat bazı illerimizde, şehir, kasaba, köy ve mezralarda halkımız istese de sandığa gitmekte zorlanacaktır. Bölücü terör örgütü ve işbirlikçilerinin tehdidi ile vatandaşlarımız can ve mal güvenliğinin tehlikede olduğu korkusu ile sandığa GİDEMEYECEKTİR. Bölücü terör örgütünün militanları tarafından gözaltına alınan sandığa gidip deşifre olmak masum ve namuslu vatandaşlarımız için kolay bir tercih olarak gözükmemektedir. BDP sözcüleri şimdiden vatandaşlarımıza denize, pikniğe, güzel yerlere gidin ama sandığa gitmeyin söylemleri ile üstü örtülü tehditlerle propagandaya başlamışlardır.
Bazı seçim bölgelerinde çok düşük katılımın olması, hatta bazı sandıklarda hiç katılımın olmaması, boykot cephesine çok büyük propaganda imkânı verecektir. Yaratılacak fiili durum bölge halkının BDP ye olan desteği olarak ilan edilecektir. Demokratik hakların kullanılmasını baskı, tehdit ve yıldırma taktikleri ile önlemenin demokratik zafer ilan edilme ihtimalide acı bir paradoks olarak karşımıza çıkabilecektir.
Bu oyunu bozmak başta seçimlerin huzur ve güven içinde yapılmasını sağlamakla yükümlü olan yetkililerin olmak üzere hepimizin görevidir. Unutmayalım oy vermek demokratik hak olmanın yanında bir vatandaşlık görevidir.
- Alevi Evlilik
- Doktor Evlilik
- Yuvayı Dişikuş Yapar
- Evlilik Kataloğu
- Dedem Evlenecek
- İslami Evlilik
- Öğretmen Evlilik
- Hemen Evlilik
- Anlaşmalı Evlilik
- Kürt Evlilik
- Engelliler Evleniyor
- Rüya Tabirleri
- Rus-Türk Evlilik Sitesi
- Web Tasarım
- Şehitler Ölmez
- Muhsin Yazıcıoğlu
- Hosting Domain
- Zengin Eş
- İzmir Evlilik
- Dert Ortağı
- Acil Tazminat
- Muhsin Yazıcıoğlu
- Konya Evleniyor
- Birlikte Tatil
- Evlilik Kataloğu
- Sanal Psikolog
- Polis Evlilik
- Avukat Evlilik
- Deniz Gezmiş
- Holiday in Anatolia
- Kitap Bülteni
- Bekar Alemi










































