Erol MARAŞLI
Gazetezi Yazar




Mit ne iş yapar?

Sormadan edemiyoruz?

“MİT/ Milli İstihbarat Teşkilatı/ nedir ve ne iş yapar?” diye!
Eğer cevabınız; “ MİT; TC. devletinin en önemli bir istihbarat kuruluşudur… devlet için önemli istihbaratı toplar, topladığı bilgileri devletin ilgili kurumlarına aktarır… hayati tehlike arz eden konularda bilgisini devlete ileterek bir noktada tehlikeyi önler!... tedbir aldırır…” derseniz aldanırsınız
6.01.1926 tarihinde rahmetli Atatürk’ün talimatı ve Genelkurmay Başkanı rahmetli mareşal Fevzi Çakmak tarafından kurdurulmuştur. Devletin bir kuruluşudur. Amenna ve saddakna!

Amma velakin 1950 den sonra “istihbarat işini başarı ile yapmış’mıdır?” diye sorarsanız; bana göre yap/a/mamıştır.

Yapsaydı Türkiye devletinde ;
9 subay olayı ile başlayıp günümüze kadar gelen askeri darbe teşebbüslerini…

İlki 3. Mayıs 1960 günü verilen ve daha sonraları devam eden askeri muhtıraları…

27.Mayıs 1960 da adımı atılan darbeleri…
Bağlı bulunduğu kuruma/Başbakanlığa/ yani siyasi iradenin temsilcilerine haber vermesi gerekmezmiydi?

Gerekirdi?
Verdi mi?
Ver/e/medi!

Darbe teşebbüsleri; ya ihbar sonucu ya da siyasi iradenin başka kanallardan haber alması ile bastırıldı…

Muhtıralar; verildikten sonra duyuldu…
Darbeler de ise “tık” yok…
Bunun acısını; en iyi, “bir muhtıraya ve bir ihtilal’e” maruz kalmış eski başbakan/daha sonra cumhurbaşkanı oldu/ sayın Süleyman Demirel bilir.

On iki Mart muhtırası verildiğinde; başbakan olarak dönemin MİT başkanı Fuat Doğu Paşa’dan bu bilgiyi alamadığı gibi başbakan emrindeki bu memuruna ulaşamaz. Cihet-i askeriye bir muhtıra hazırlığı içindedir. Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç; MİT Başkanı Fuat Doğu Paşayı çağırır ve askerlikten gelme Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a bilgi vermek ve tavrını ölçmek için gönderir. MİT Başkanının ne yapması gerekirdi. Doğruca gidip Süleyman beye durumu ihbar etmesi gerekmezmiydi?

Evet!
Peki Fuat paşa ne yaptı?

O günü benim BALANS AYARLARI kitabımdan okuyalım: İsterseniz, kendisinden dinleyelim: “ Eve geldiğim zaman düşündüm. Eğer bu haberi verirsem haklı olarak sayın Demirel seçimle işbaşına gelmiş bir başbakan olarak karşı çıkacaktı. Ve kendisiyle beraber partisi de karşı çıkacaktı. Halbuki durum çok kritikti. Karışıklık çıkacak, beklide kanlı ve sert bir mücadeleye dönüşecekti. Sayın Demirel ‘ben halk iradesiyle geldim. Binaenaleyh böyle bir emirle yerimi bırakmam’ diyecekti. Ve bir mukavemet başlayacaktı. O mukavet neyle karşılaşacaktı ? Öyle yumuşak değil, belki de daha sert bir darbeyle. Menderes’in durumun gördünüz. Kızılay’da vesair yerde ne hale geldi. Binaenaleyh o tabloların bir daha tekerrür etmemesi bakımından ben şahsen Demirel’e bunu söylemediğim için bugün memnunum.”

Doğu paşa, 11 Mart günü veremediği bu bilgiyi, 12 Mart günü Sunay paşa’dan alacağı bir “emir”le Demirel’e “tebliğ” edecekti. Gerçi Mit müsteşarı’nın veremediği bu haberi Demirel almakta gecikmedi: gazeteci Cüneyt Arcayürek, haberi Demirel’e ulaştırdı. Düşünün gelebilecek bir darbeden, başbakanın haberi olmuyor ama; istihbarat örgütlerinin vermediği bu haberi bir gazeteci başbakana iletiyordu… Başbakan Demirel’in bilgi kaynağı yalnız gazeteci Cüneyt Arcayürek’den ibaret değildi: çeşitli kaynaklardan da bilgi sızmıştı. Zaten 10 Mart tarihli gazeteler, yüksek rütbeli komutanların genelkurmay’da toplantı yapacaklarını yazmamışlarmıydı? Hükümetin bunu izlememesi ve toplantı hakkında bilgi edinememesi mümkünmüydü ?
Arcayürek ise gazetedeki köşesinde “komutanların, başbakan’a bir muhtıra vereceklerini” açık açık yazmıştı. Yazı yayınlandığı gün, Demirel yazının sahibi ile görüştü ve Mit müsteşarını makamına çağırdı: ilk önce bir “ağız yoklaması” yaptı ama Doğu paşa sır vermedi. Başbakan, 9 Mart toplantısında alınan kararlarla ilgili ip uçları vererek, konuyu bildiğini ihsas/ üstü kapalı anlatma/ ettirdi. Sonra da “git sayın Cumhurbaşkanı’na söyle bu konuda ciddi şüphelerim olduğu gibi bilgilerim de var!” diyerek, Sunay paşa’ya gönderdi. Sunay paşa konunun üzerine “şal attı”: “ Merak etmeyin, bir şey olmaz. Ben meseleyi hassasiyetle takibediyorum.” diye haber gönderdi.
Demirel, bu kez yazının sahibi Arcayürek’i evine çağırdı. Arcayürek o günü şöyle anlatıyor: “Bugün yazınızı gördüm’ dedi, ‘evet efendim’ dedim. ‘Bendeki bilgi o. Yarın yapacaklar’ dedim. ‘Ama istihbarat kaynaklarından bana gelen bilgiler böyle değil. Yok böyle bir şey’dedi. ‘Sizi yanıltıyorlar efendim’ dedim. ‘Mektup mu, muhtıra mı, nedir bilmiyorum, ama böyle bir şey olacak’ dedim. Öylece kalakaldı.” Fuat paşa, başbakan’ın emrinde çalışan kişi olarak isteksiz de olsa cumhurbaşkanı Sunay paşa’nın emri üzerine “bu ulvi görevi” yüklenmek zorunda kaldı. “Cumhurbaşkanımız, zat-ı alinizin çekilmesini istiyor. Kuvvet kumandanları yönetime el koydular.” diye, başbakanı bilgilendirdi (!)”

Ba’de harb-ül Basra! Basra harap olduktan sonra!

Bunları niçin yazıyorum.

Mit sivilleşti. Ama işlev aynı. 2002 den sonra yaşanan olaylarda MİT başbakan sayın Tayyip Erdoğan’a darbe teşebbüslerini, Ergenekon’u, e- muhtırayı haber verdi mi?

Hele dün sayın MİT müsteşarı Hakan Fidan’ın konuşmasını okuyalım da sonra konuşalım: ne diyor sayın Fidan? Türkiye’de istihbarat kurumlarının koordinasyonu için iki ay önce Milli İstihbarat Koordinasyon kurulu oluşturulmuş ve bunun sekreterya’sını da MİT üstlenmiş../Çok doğru bir karar/ Bu kurul topladığı istihbarati bilgileri “uygulayıcı kuruluşlarla paylaşıyorlar” mış. Bu da çok yerinde ve doğru!

Peki, Uludere’deki olay için ne demiş? “28 Aralık 2011 günü hayatını kaybeden 35 vatandaşımız ile ilgili olabilecek grup, yer, tarih, sayı ve geçiş güzergâhlarına ilişkin teşkilatımızca herhangi bir istihbarat paylaşımı gerçekleştirilmemiştir…” Baransu’nun daha sonraki haberlerinin de eleştirildiği açıklamada, ‘Anılan gazeteci asılsız iddialarını devam ettirebilmek için daha önce kurguladığı mizansende değişikliğe giderek, kelime oyunları yapmak suretiyle, bir kısmı güncelliğini yitirmiş raporları, olayla ilişkilendirme gayretine girmiştir”

Yani o gün Mit’e bu geçişle ilgili hiçbir istihbarati bilgi gelmemiştir. Koordinasyon merkezine de gelmemiştir. Oradaki insansız uçaklar, Mit’in elemanları, jandarma ve asker istihbaratı, polis istihbaratı’nın böyle bir geçişten haberi olmamış ki; bilgi beslenmesi yapılmamış. Ve olanda olmuş!

Yani sınırlarımız yol geçen hanı mı? Bu kurumlar özellikle de MİT ne iş yapar ?

Diyelim ki bilgi aktaran heronlar da mı uyumuş… uyumamışsa; MİT koordinator olarak durumu sayın başbakan’a iletti mi?
Söylenecek daha çok söz var ama…

Özür: Bugünkü gazetelerde ki manşetler şöyle “ Bir ilk yaşanıyor..ilk kez bir emekli, Genelkurmay Başkanı tutuklandı” Yanlış! İlk kez tutuklanan 27 Mayıs 1960 tarihinde Genelkurmay Başkanı olan rahmetli Rüştü Erdelhun’dur. Emekli edildi ve Tutuklandı. ALLAME Türk/iyeli/ basını adına bu yanlış bilgiden dolayı Özür diliyorum.






(*) ÜCRETSİZ HOSTİNG : 2 GB Hosting Web Alanı + 10 GB Bantwith + 5 Farklı Site Yayınla... Com Net Org - Com.tr Alan Adı Tescili (*) HABER SİTELERİNE VE KURUMSAL ŞİRKETLERE ÖZEL HOSTING - DEDICATED SERVER...

Bu yazı 06/01/2012 tarihinde eklenmiştir.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Sızlanmak ya da kente hizmet - 3
  2. 28 Şubat Ağıtları
  3. Sızlanmak ya da İzmir'e Hizmet (2)
  4. Sızlanmak ya da İzmir'e Hizmet (1)
  5. Kurumlarda Kavga mı?
  6. Nesiller….
  7. Soykırım mı dediniz ?
  8. CHP’nin Şehit tanımı ve Aytun Çıray
  9. Üç kahraman Türk’ün vedası
  10. Mit ne iş yapar?
 

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

Authors

ÇOK OKUNAN YAZILAR

ÇOK OKUNAN HABERLER