
![]() |
İlbey ADIBELLİ Emekli Öğretmen Eğitimci
|
AYAKKABISINI BOYAMAYAN BOYACI
Eski lostra salonlarını ya da pırıltılar saçan sandıklarıyla sokaklarda iş yapan ayakkabı boyacılarını hangimiz hatırlıyoruz? Ben hatırlıyorum. Hepsi özenle çalışır, birbirleriyle tatlı bir rekabet içinde, sanki bakırı altına dönüştüren simyacılar gibi işlerini olağanüstü bir titizlikle yapar, kendi tarzlarında yarattıkları bir sırayı izleyerek ayakkabıları huşu içinde boyarlardı.
Ne zaman ve nasıl oldu belirlemek zor ama o boyacılar sanki ortadan kayboldular. Kimi zaman bir otel lobisinde eski zaman ustalarını andıran yaldızlı sandıklarıyla ayakkabı boyacılarına rastladığınız oluyor, ama lüks atmosferin de desteklediği onca parıltıya karşın insan bir eksiklik duygusu hissetmekten kendisini alıkoyamıyor.
Geçenlerde böyle bir ayakkabı boyacısına rastladım. Güzel görünen bir sandığın arkasında kendince düzenini yaratmış, ayakkabı boyuyordu. Belki geçmişe duyduğum özlem dürttü, belki de sentetik boyalarla iflahı kesilmiş pahalı ayakkabıma karşı duyduğum vicdan azabı neden oldu bilmiyorum, ben de boyatayım dedim. Sandığa yaklaştım ve bana gösterilen tabureye oturdum.
Tam otururken bir şeyin beni rahatsız ettiğini fark ettim. Kısa bir inceleme sonunda şaşılası keşfimi yaptım: Boyacının ayakkabıları boyasızdı! İçimde oluşan bu rahatsızlığa rağmen, yanılmış olmayı dileyerek, boyama işleminin sonuna kadar sabretmeye karar verdim. Ne yazık ki yanılmamıştım; ayakkabım bir yana, çorabım ve pantolonumun paçaları da dikkatsizce sallanan boya süngerinden nasiplerini aldılar.
Her zaman doğruluğuna inandığım bir dersi tekrar etmiştim: "Kendine ve işine özen göstermeyen biri, sizin işinize de özen göstermeyecektir."
ŞİRKETİN ALTINDA YATIR VAR
Bir şirketin Genel Müdüründen dinlediğim hoş bir öyküyü sizlerle paylaşmak istedim. Şirkete başvuru yaptığında kendi özelliklerini abartan ve dinamik görünen birçok çalışanın işe başladıktan hemen sonra üzerlerine ölü toprağı serpilmiş gibi hareketsiz, verimsiz, gözleri ölü balık gözü gibi bakan insanlar haline dönmelerinden çok şikayetçi olduğu için sık sık, "Bu şirketin altında yatır var. Şirkette çalışmaya başlayıncaya kadar herkes mükemmel ama sonra insanlara bir şeyler oluyor," diye yakınan Genel Müdür zamanla anlaşılan herkesi şirketin altında bir yatır olduğuna ve insanları bu hale getirdiğine inandırmış.
Günün birinde, Genel Müdürümüz şirkete geldiğinde çalışanların tavırlarından işyerinde garip bir şeyler olduğunu anlıyor ve biraz soruşturduktan sonra neler olduğunu öğreniyor. İster inanın ister inanmayın ama gerçek şu: Şirketin altında yatır olduğuna ciddi ciddi inanan çalışanlar, makus talihlerini yenmek için olsa gerek üşenmeyip kurşun döktürmüşler!
Çalışanların şirketin en alt katına getirdikleri yaşlı bir kadının kurşun dökme ayininden medet umduklarını öğrendiğinde Genel Müdür çok gülüyor ve şu işe bakın ki hala böyle bir yatırın varlığını kendisinin uydurduğuna çalışanları inandırabilmiş değil.
Kıssadan Hisse: Bilimsel olmayan, kolaycı yöntemler istenen sonucu veremez. Bilimsel yöntemleri uygulamak ve kalıcı çözümlere ulaşmak ise uzun süreli yatırım ve çalışmayı gerektirir. Eğer işyerinizde motivasyon düşüklüğü ve verimsizlik gözlemliyorsanız, insanların kolaya kaçarak çözümler bulma isteği bir espri olarak sizi sadece güldürmeli.
ŞAPKAMIN PARASINI İSTERİM
Çalışanların masraf faturalarını onaylamak zorunda olan yöneticiler çok iyi bileceklerdir ki bu konu oldukça hassas ve çalışanın yerine kendini koyamadığın zaman sürekli problem yaratan bir konudur. Bununla ilgili hoş bir öykü anlatmak istiyorum.
Bir şirketin satış temsilcisi Eskişehir'e satış seyahatine gider. Trenden inip dalgın dalgın oteline giderken esen bir rüzgar ile şapkası uçar ve nehre düşer. Buna çok üzülen satışçı derhal bir şapkacıya gider ve kendisine yeni bir şapka alır. Dönüşte yazdığı masraf dökümü içine bu şapkanın faturasını ekler. Satış Müdürü dökümleri incelerken hemen şapkayı fark eder ve satışçıyı çağırarak açıklama ister.
Satışçı, "Şirket beni Eskişehir'e göndermeseydi ben de şapkamı kaybetmeyecektim. Bu nedenle, şirket bu şapkanın bedelini karşılamak zorunda," der. Buna karşılık Satış Müdürü sert ve otoriter bir tavırla şapkayı bu listede görmek istemediğini söyler ve listeden siler. Ne var ki, satışçının sonraki seyahatinin ardından masraf listesinde aynı şapka faturasını görmekten kurtulamaz. Satışçıyı çağırır ve bu kez daha büyük bir hiddetle bu şapkayı listede görmek istemediğini yineler.
Satış Müdürü, bir sonraki seyahat dönüşü aynı satışçının masraf listesini alır ve merakla inceler. Masraf dökümleri içinde şapkayı göremeyince sevinir ve bir yandan kendisini kutlarken inadından vazgeçtiği için satışçıyı çağırıp teşekkür eder. Satışçı ise sakin bir sesle, "Aslında şapka o liste içinde de yer alıyor efendim. Ama siz görmek istemediğiniz için göremiyorsunuz," demez mi.
Kıssadan Hisse: Çalışanların masraflarını onaylamak zorunda olan yöneticiler, masraf listelerindeki harcama kalemlerini denetlemede sergiledikleri özenden daha fazlasını bu listeleri dolduran kişileri anlamaya, onlarla empati kurmaya harcamalıdırlar. Aksi takdirde, masraf listelerinde görünmeyen çok sayıda gizli faturayı onayladıklarını bilmelidirler.
- Alevi Evlilik
- Doktor Evlilik
- Yuvayı Dişikuş Yapar
- Evlilik Kataloğu
- Dedem Evlenecek
- İslami Evlilik
- Öğretmen Evlilik
- Hemen Evlilik
- Anlaşmalı Evlilik
- Kürt Evlilik
- Engelliler Evleniyor
- Rüya Tabirleri
- Rus-Türk Evlilik Sitesi
- Web Tasarım
- Şehitler Ölmez
- Muhsin Yazıcıoğlu
- Hosting Domain
- Zengin Eş
- İzmir Evlilik
- Dert Ortağı
- Acil Tazminat
- Muhsin Yazıcıoğlu
- Konya Evleniyor
- Birlikte Tatil
- Evlilik Kataloğu
- Sanal Psikolog
- Polis Evlilik
- Avukat Evlilik
- Deniz Gezmiş
- Holiday in Anatolia
- Kitap Bülteni
- Bekar Alemi










































