Meltem GÜRSOY
Gazeteci Yazar



mgursoy@yerelgundem.com




Fethullah Gülen'in ne kadar serveti var?

Bugünlerde bizim site hararetli ve tartışmalı günler yaşıyor. Ben de tartışmaları gözlerim açık izlerken biraz da yüzüm kızarıyor. Çünkü tartışmanın sorusu benden çıktı!

Malum, iki yazı yazdım şöhrete ulaştım! O nedenle dünyanın her yerinden mail yağıyor. Büyük bölümü teşekkür ve takdir mesajları, bir bölümü de “karalama” içerikli mailler...

Bizim sitenin Genel Yayın Yönetmeni Yusuf İnan'ın davetiyle İzmir'deki Türkçe Olimpiyatları'na katılmıştım. Tören bittikten sonra insan selinin içinden çıktığımda Yusuf İnan'ı soru yağmuruna tutmuştum.

Sıkı durun- ilk sorumu yazıyorum!

Fethullah Gülen'in ne kadar serveti var?
Sıfır...
Kaç evi var?
Sıfır...
Villası, yazlığı...?
Sıfır...
Yatı, gemisi, sandalı yok mu?
Yok...

Yusuf İnan'a: “Sen benimle dalga geçiyorsun. Bu adam leylek olsa yuvası olur. Dünyanın her yerine okul açacak, tüm İzmir'i sokağa dökecek de bir evi, arabası, yatı katı serveti olmayacak, hayatta inanmam” demiştim.

İşte beni ikna eden cevap:

“Eğer Fethullah Gülen'de normal insan zaafları olsaydı, bu insan seli buraya akmazdı. Tüm dünyaya okul açamazdı. Ben de buraya gelmezdim. Bu adam farklı...” demişti.

O konuşmadan sonra evime geldim ve gördüklerimi yazdım. O yazıyı insanlar çok beğendi. Teşekkür mesajları geldikçe yazıyı tekrar tekrar okuyorum. Bana hiç de mükemmel bir yazı gibi gelmiyor! Çok ham ve yavan bir yazı gibi geliyor, hatta utanıyorum.

Zaruri açıklama.


Bildiğiniz gibi yıllar sonra ülkeme döndüm. Şimdi aile fertleriyle hasret gideriyorum. Genç kızlara da bir tavsiyem var!

Her kimle evlenirseniz evlenin, ailenizle bağlarınızı kesmeyin. El gidiyor, aile kalıyor. Herkes terk ediyor, aile terk etmiyor. Ailenin önemini şimdi çok iyi anladım.

Bu arada benim ismimin altında Gazeteci Yazar yazılmış, ben gazeteci sayılmam. Yerel Gündem'de de tesadüfen yazmaya başladım. Yazılardan kaç para aldığımı merak edenler var, ben yazdığım yazılardan para almıyorum, diğer yazarlar da almıyor.

Yerel Gündem, tamamen gönüllüler hareketi!

Yerel Gündem, İzmir'de ve Türkiye'de muhalif olduğu için reklam pastasından pay alamıyor. Biraz fazla doğrucu!

Belki ben de o nedenle burada yazıyorum.

Yerel Gündem ile ticari bir bağım yok... Her hangi bir yerde yazı yazma gibi bir düşüncem de yok.

Ben Türkiye'ye dinlenmek için döndüm.

Nazım Usta'nın tabiriyle “Yorgunum!”

**

Maillere tek tek cevap yazacak kadar kendimi güçlü hissetmiyorum. Bir de o iltifatları haketmediğime inanıyorum.

Ama...

Madem insanlar benim içimden geçenleri merak ediyor, önem veriyor, ben de içimden geçenleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Fethullah Gülen servet içinde yüzen bir adam olsaydı bu kadar etkilenmezdim.


http://www.herkul.org sitesinde benim yazımla ilgili bölümü izlerken gözlerime inanamadım.

Kendi kendime konuşmaya başladım: “Tamam serveti olmayabilir; az yer, az uyur ama lüks koltuklarda, dev avizelerin altında konuşur” sanıyordum.



Ama öyle değil. Basit bir koltukta oturarak konuşuyor. Elleri ve vücudu, konuşurken efelenmiyor.

Ceketinde beş mi, altı mı düğme var hepsi de kapalı.

Böyle bir hatip olamaz.
En azından ben bugüne kadar görmedim.
Benim çevremde en mütevazi olanının bile burnu kalkıktır. Ayakta durur, elini cebine atar, konuşurken -hiçbir şey yapmasa- bilgisiyle dinleyenleri ezer.

Fethullah Gülen konuşurken karşısındaki insanlar camdan, elmastanmış da kırılıvereceklermiş gibi konuşuyor.

Hani Said Nursi için “tam da solcuların idealindeki adam” demiştim ya, Fethullah Gülen de aynı çizgide.

Gelen olumsuz maillerin bazılarında: “Sen Fethullah Gülen'e bakıp aldanıyorsun, bu akımın gazetesinin başındaki adamın aldığı maaş bile .................. kadar, onlardaki lüks, şatafat, debdebe kimsede yok” deniliyordu.

Maili okuyunca bir an içimde deprem oluyor sandım. Maili editöre gönderdim. Altına da bol soru işaretleri koydum. Cevap anında geldi... Saat gece 02.45.

“Öyle bir şey olması mümkün değil. Orası ticari kuruluş ama vakıf gibi çalışır, dünyaya okul açıyorlar, öğretmenler bile neredeyse para almadan çalışıyor. Yine de sorup, araştıralım...” yazıyordu.

İşte bu mail trafiğinden sonra ben kendi sorunlarıma yoğunlaştım. Şimdi o olay büyümüş ve düelloya dönmüş! Yerel Gündem'e dava açılmış. Gerginlik artmış ve ben bu duruma sebep olduğum için üzgünüm.

**

Mailime bir çok davet geliyor. Eskiden olsa her etkinliğe, toplantıya, panele katılırdım. Şimdi biraz içime kapandım. Said Nursi'nin Çamdağı'na çekilmesi gibi bir şey.

Mesude ninenin bir buçuk odalı evinde bir hafta kalacak kadar çatlak olduğumu arkadaşlarım söylüyor!

Ben biat kültüründen gelmiyorum. Aykırıyım. Sorgulayan bir kültürden geliyorum. Bir çok kez aldatıldım, itiraf ediyorum. Bir daha o acıyı yaşamak istemiyorum.

Türkçe Olimpiyatları'nı gördüm. O muhteşem manzaranın sahibinin "parasız pulsuz servetine" de şahit oldum.

Şimdi Fethullah Gülen Hareketi'nin – Said Nursi Felsefesi'nin, ucundan kıyısından gerçek hayattaki işlerliğini merak ediyorum.

Fethullah Gülen'i sevenler, ona inananlar gerçekten inandıkları düşüncenin çok farklı kitlelere ulaşmasını istiyorlarsa, Fethullah Gülen gibi yaşamalılar.

21.Yüzyıl'ın en tehlikeli bombası şüphedir.

Şüphe ile yıkılmayacak gökdelen olmaz.


Benim ilk sorum “Fethullah Gülen'in ne kadar serveti var” olmuştu.

Sıfır kelimesini duyunca kafasına elma düşmüş Sir Isaac Newton 'a döndüm.

İnanamadım.

İnsanlar bir kitap yazıyor, zengin oluyor. Fethullah Gülen'in yüzlerce kitabı var. Hepsi de satış rekoru kırıyordur. Böyle bir adamın üzerine oturacağı kendisine ait bir sandalyesi yoksa, o insanın peşinden gidilir.

Solcular en kısa sürede Fethullah Gülen'i gerçek kişiliğiyle, yalın haliyle tanımalı. Fethullah Gülen'in etrafına örülen çelik kale de yıkılmalı.

İnsanlar, tüm dünyanın önüne servet döktüğü bir insanın, kendisine ait oturacak bir tane sandalyesi bile olmadığını görmeli, anlamalı.

İşte o zaman kitleler harekete geçer.

Ben bugüne kadar ne ülkemde, ne de yurt dışında insanlık için yok olmuş ikinci bir insana daha rastlamadım.

Bu durum fazlasıyla sıradışı.





(*) Haber Sitelerine - Özel Server - Bilgi ve sipariş için Tıklayınız...

Bu yazı 30/12/2011 tarihinde eklenmiştir.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Tam 57 yıl nöbetine Sadık kalan Osmanlı askeri !!
  2. Nazım Hikmet, Ömer Hayyam ve Hükümdar...
  3. Sevgili oğlum, şunu bil yeter; baban boyun eğmedi, kalemini satmadı...
  4. Etiyopyalı Ahmet ve Türk Okulları...
  5. Bu bir hikaye mi, gerçek mi?
  6. Kadınların korkulu rüyası artık mobbing
  7. Mahidevran Sultan'ın çileli ve hazin öyküsü!
  8. ''Anneler kız doğurmaktan hep gurur duysun diye…''
  9. Sath-ı arz bir mescid ise yeryüzü de bir dersanedir...
  10. Fethullah Gülen ve Nazım'ın Hasreti
 
Sayfalar: 1 2 3

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

Authors