Naim YALÇINEL
Araştırmacı Yazar



mny01naim@hotmail.com




YUNAN DÜĞÜNÜ ...

İşimizin gereği sürekli seyahat ediyor ve farklı kültürleri tanıma fırsatımız oluyor.

Geçen hafta sonu, Yunanistan bayiimizin mağaza müdürünün düğününe gittim. Almanya ve Amerika"dan sonra, Yunanistan bizim önemli pazarlarımızdan birisi olmuştur. Daha dün tarihin sayfalarından gelen gürültülü sesler gibi, Yunan hakkında konuşurken şimdi, ticaretin getirdiği medeniyet nelere kâdir olmuştu !!!

Evet ticaret ve sanayi medeniyettir, dostluktur, kardeşliktir. Çoğu zaman bürokrasinin açtığı uluslar arası yaralar, tüccar ve yatırımcıların köprüsü ile düzeltilebilmiştir.

Yunanistan"a gitmek ve orada kendi örf ve adetleri çerçevesinde yapılacak bir düğüne katılmak oldukça heyecan verici idi. Evlenenlerin ikisi de Yunanlı olması, bu ülkeye ait bu konudaki kültürü tam manası ile izletecekti.

Yunan firmanın, Türk ortağı olan Sayın Bora Beyazıt, Almanya"dan Atina"ya geldi, havaalanında buluştuk ve düğün yerine hareket ettik.

Atina"ya 200 km. mesafedeki, portoheli kasabasında yapılacak düğün yerine ulaştığımızdaki karşılama beni çok duygulandırdı. Damat ve firma yetkilileri, “bu düğünün en önemli ve baş konuğu sizlersiniz, bizi ne kadar mutlu ettiğinizi bilemezsiniz” dediklerinde, ben de çok duygulandım.

Düğün saati geldiğinde, sıcak kanlı dostlarımızın heyecanı da bir kat artmıştı. Saat 20.00 de denize nazır bir kilise bahçesinde başlayan tören, 2 saat kadar sürdü. Ben de bu arada adaların neden verildiğini, bizde kalsa ne kadar güzel mekanlara sahip olacağımızı düşünerek denizi temaşa ettim.

Törenin ardından yemeğe geçildi, burada düğün sahiplerinin inançlarımıza gösterdikleri hassasiyet takdire şayandı. Garsonun masamıza her gelişinde Bay Kostas gelerek bize uyacak yiyeceklerin verilmesini sağlaması benim çok hoşuma gitti. İşte “bu” dedim, inançlara saygılı olmak budur, bazen Müslüman ülkemizde baş örtüsü skandallarını görünce utanıyorum.

Ertesi günü, Sayın Beyazıt ile, bir gece konaklamak için Atina"nın Ominya bölgesindeki otelimize hareket ettik. Otelin adresi elimizde olmasına rağmen, hayretler içinde kaldığımız bir saat kadar, adres arama için Ominya-Atina sokaklarında tur attık. Mültecilerin istilasına uğramış olan semtte, yol kenarında koluna uyuşturucu iğne yapanları bile gördük. Yüzlerce genç insan bu semtin sokaklarında ürkütücü görüntüler vererek dolaşmakta idi.

Mülteci sorununun ne demek olduğunu orada çok net gördük. Yunan millî politikasında, bizim can düşmanımız olan PKK destek görmüştü, şimdi ise, bize ettiğini çekiyor diye düşünmüş olsam da, insanî cephem, bu sorunun uluslar arası görüşmelerde yer verilmesi gerektiği kanaatine vardım.

Mülteciler genç insanlardan oluşmakta ve gittikleri yeri mahvediyor, çok ciddi sıkıntı veriyorlar. Sanki çözümü ülkelerin gelir ve hayat seviyelerinde kısmî de olsa, dengeleri kurmaktır, diye düşünüyorum.

Seyahat sonrasında eve geldiğimizde hep söyleriz ya, “İnsanın evi gibisi yoktur” diye, evet ülkemizde dış kaynaklı problemler olsa da, bu şehrin yöneticileri iyi olmasa da, “Türkiye bizim vatanımız ve onu çok seviyoruz.”






(*) Haber Sitelerine - Özel Server - Bilgi ve sipariş için Tıklayınız...

Bu yazı 09/09/2009 tarihinde eklenmiştir.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Özbekler ne doğru söylemiş… 'Ağzı varsa yer'
  2. "Devletler masası" projesi
  3. Ey en merhametli Meleğim…
  4. Bizi aldatan bizden değildir
  5. Taksimi, taksim edelim…
  6. Yeni anayasadan beklentim...
  7. Adana siyaseti ve seçilmişlerin gücü...
  8. Ülkücü Kardeşlerimden gelenler…
  9. Suç ve ceza …
  10. Almanya’daki yangınlar tesadüf mü ?
 
Sayfalar: 1

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

Authors