Salih ZEKİ
BERZAH



salihzeki@yerelgundem.com


Hukuk Karşısında Eşitlik

Beşerî kanunlar on sekizinci asrın sonuna kadar fertler arasında farklar gözetiyor, kanun karşısında herkesi eşit saymıyordu. Yargılamada, ceza vermede, cezayı infazda kişiler arasında ayırım yapıyorlar, içerisindeki sınıf ve tabakalara göre mahkemeler de müteaddid oluyordu. Eşrafın özel mahkemeleri, belirli bir tabakadan hâkimleri; din adamlarının hususî, milletin çoğunluğunun da ayrı mahkemeleri vardı. Bu tabakalardan her birinin ayrı hâkimleri mevcuttu. Aynı suç için bu farklı mahkemelerden farklı cezalar takdir olunuyor, kanun nazarında suçlunun kişiliğine değer veriliyor, eşraftan birisinin işlediği ve en hafif bir ceza ile cezalandırılan fiili sıradan bir vatandaş işlerse en ağır bir şekilde tecziye ediliyordu.

Ceza, eşrafa karşı sosyal durum ve şerefiyle mütenasip bir surette, bir sokak adamına da içtimaî mevkiinin düşüklüğü derecesine göre, infaz ediliyordu. Meselâ eşraftan olanla olmayan suçlular idam cezasına mahkum edilse, eşraftan olanın kılıçla boynu uçurulur, diğeri ise, köpekler gibi iple asılıp sallandırılırdı. Bazı fiilleri vatandaşlar işlerse suç sayılır ve en ağır cezalarla cezalandırılırdı. Aynı fiilleri eşraf veya din adamlarından birisi işlerse bundan dolayı sorumlu tutulamaz ve cezalandıramazlardı.

18. asrın sonlarına yahut Fransız İhtilâline kadar beşerî kanunların durumu bu idi. Fransız İhtilâli, eşitlik ilkesini kanunun ana temellerinden biri haline getirmiş, kanunların hükümleri herkes hakkında geçerli olmaya başlamıştı. Buna rağmen eşitlik esası şu ana kadar titizlikle uygulanamamıştır. Çünkü eski âdetlerden bir anda kurtulmak ve bütünüyle maziyi inkâr mümkün olmamıştır. Tam ve mutlak eşitliğin bazı istisnaları sayılan farklı durumları kalmıştır. Bu istisnaî durumlar hakkında bazı müellifler kanunî mazeretler ve yorumlar getirmeye çalışmış, çeşitli hukukî delillerle haklı göstermeye gayret etmiş, bazı müellifler de bunları tenkit edip ilgasını istemişler, neticede ikinci grup müellifler üstün gelmiş, 19. asrın sonlarıyla 20. asrın başlarında düzenlenen yeni bazı hukuk sistemlerinde bu görüş hakim kılınarak istisnaî durumların sınırı bir ölçüde daraltılmış veya bazıları tamamen kaldırılmıştır. Bugün hukukçular, tam ve mutlak eşitliği hakim kılmak ve gerçekleştirmek için çalışıyorlar. Mutlak eşitlik yakında gerçekleşir veya gerçekleşmez. Fakat eşitlik, kalplerin kendisi için çarptığı ve insanlığın kendisine yöneldiği bir emeldir.

Umudumuz o dur ki, hazırlanacak yeni anayasada mevkisi ve makamı ne olursa olsun, bütün insanlar kanunlar ve hukuk karşısında eşit olmalıdır. Bunu yakaladığımız gün gerçek medeniyeti ve demokrasiyi yakalamış olabileceğiz.

Bu ufku yakalayabilme dileğiyle…




(*) Haber Sitelerine - Özel Server - Bilgi ve sipariş için Tıklayınız...

Bu yazı 06/12/2012 tarihinde eklenmiştir.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Risale-i Nur Talebelerinde bir suç bulamıyoruz...
  2. Hizmet ve Üslub
  3. Alime Saygı...
  4. Haset
  5. Her Dönemde Ümit Soluklamak
  6. Dua ve Beddua
  7. Bediüzzaman'dan Ölçüler...
  8. Bediüzzaman'dan Ölçüler...
  9. İdareci Farkı...
  10. Rantçılar ve Fitneciler
 

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

Authors