
![]() |
Yıldız SAĞTÜRK Gazeteci Yazar ysagturk@yahoo.com |
Çocuklarımıza nasıl bir dünya bırakıyoruz ?
Uzaydan bakıldığında mavi, yeşil, beyaz bir portakal görünümünde, evrende bilebildiğimiz tek yaşanabilir yer olan dünyamız, içinde yaşadığımız yüzyılın sonunda bu canlılığını korumaya devam edebilecek mi?
Yoksa hiç de uzak olmayan bir gelecekte, kainatta eşsiz canlılığın sembolü mavi, yeşil, turkuvaz, beyaz yaşam tomurcuğu dünyamız, kurumuş, kavrulmuş bir çamur kabarcığına mı dönecek. Hiç te uzak olmayan bir gelecekte, dünyaya hakim olmaya çalışan insanoğlunun hiç doymayan zenginlik hırsı, dünyayı yaşanabilir bir cennet olmaktan uzaklaştırıp, kızgın bir cehenneme mi çevirecek.
Elbette her gök cismi gibi dünyamızın da kozmik bir yaşam ömrü var. Bu süreç böyle sonsuza dek sürüp gitmeyecek. Kendi kendine yok oluş milyonlarca yıla yayılacak. Fakat içinde yaşadığı doğaya sevgisiz, saygısız insanoğlu dünyanın bu doğal yaşam sürecine ne yazık ki izin vermeyecek.
İnsanoğlu doğaya sonsuz boyutlarda düşüncesizce salıverdiği karbon atmosferi her yıl katlanarak artan miktarlarda kirleterek tahribedecek. Her yıl umursamazca daha fazla ağacı, ormanı kesecek, acımasızca yakacak yok edecek. Dünyanın akciğeri, soluduğumuz havayı temizleyen, atmosferi yenileyen, hunharca bozduğumuz doğa dengelerini sabırla onarmaya çalışan ormanlarımızı katledecek.
İnsan hırsının yaşam kaynağımız tabiatla girdiği bu savaş belki de hiç de çok uzun olmayan bir zaman dilimi içinde doğanın aleyhine sonuçlanacak.
İnsanın bu hunhar kazancı onun en felaketlerle dolu kaybı olacak.
Daha kaç yıl dayanacak tabiat ana insanın bu şiddetine. İnsanoğlu, çok değil kendi çocuklarının ve onların çocuklarının yaşanabilir bir dünya bulamadıklarını gördüğü an iş işten çoktan geçmiş olacak. Bu kaçınılmaz gerçeği görebilmek için, çok ileriyi değil, burnumuzun biraz önün görmemiz yeterli.
İnsanoğlu çocuklarını yiyen bir canavara dönüşmeden önce daha hala yapılacak pek çok şey var. Ülkelere, liderlere ise doğru karar verebilmek için son bir şans.
* * *
Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da 18 Aralığa kadar devam edecek iklim zirvesi tüm dünya liderlerini bir araya getirdi.
15 gün sürecek olan zirveye 15 bin katılımcı ve 100’den çok ülkenin devlet ve hükümet başkanı katılıyor.
Zirve dolayısıyla 45 ülkeden 56 gazete ortak bir başyazı yayımlayarak liderlere cesur adımlar atma çağrısı yaptı.
20 ayrı dilde yayımlanan metni hazırlayan İngiliz Guardian gazetesi de birinci sayfasını tamamen bu yazıya ayırdı.
Yazı "Tarihin bu nesil hakkındaki hükmünü belirleyecek 14 gün" başlığını taşıyor.
Böylesi bir yazının ortaklaşa yayımlanması, "insanlığın ciddi bir acil durumla karşı karşıya olması" ile açıklanıyor
Yazıda, ortak hareket edilerek kararlı bir tutum sergilenememesi halinde küresel ısınmanın gezegene büyük zarar vereceği, refah ve güvenliği bozacağı belirtiliyor.
Yazıda dikkat çeken bazı satırlar şöyle:
"Bir süredir tehlikeler daha belirginleşiyordu. Ama şimdi gerçekler konuşmaya başladı. Son 14 senenin 11'i, kayıtlara geçen en sıcak yıllar oldu. Kuzey kutbundaki buzullar eriyor."
"Geçen yıl petrol ve gıda fiyatlarındaki tırmanış, gelecekte karşılaşabileceğimiz yıkımın sadece bir örneği. Bilim makalelerinde artık sorumlunun insanlar olup olmadığı değil, küresel ısınmanın vereceği zararı sınırlamak için ne kadar az zamanımız kaldığı tartışılıyor. Şimdiye kadar dünyanın tepkisi cılız kaldı."
"Dönüşümün maliyeti yüksek olacak. Ancak bu tutar, hiç bir şey yapmamanın sonuçlarının yaratacağı maliyetten çok daha az."
Başyazı şöyle devam ediyor:
"Kopenhag'da delegeleri, tereddütlü davranmaya, anlaşmazlığa düşmeye ya da birbirlerini suçlamaya değil, fırsatı yakalamaya çağırıyoruz. Bu, zengin dünyayla yoksul dünyanın ya da batıyla doğunun savaşı olmamalı. Küresel ısınma herkesi etkilemektedir. Çözümü de hepimiz bulmalıyız. 56 gazete, aynı yazıyı yayımlıyor. Biz farklı ulusal ve siyasal perspektiflerimizle ne yapılması gerektiği konusunda uzlaşabiliyorsak liderlerimiz de elbette uzlaşabilir."
Dönüşümün maliyeti yüksek olacak. Ancak bu tutar, küresel mali dünyayı kurtarmanın faturasından ve hiç bir şey yapmamanın sonuçlarının yaratacağı maliyetten kat be kat daha az.
"Kopenhag'daki siyasetçiler, tarihin bu nesille ilgili yargısını şekillendirebilecek güce sahip. Ya harekete geçen ya da felaketi görmelerine rağmen bunu engellemek için hiçbir şey yapmayan bir nesil." Tüm duyarlı dünya basınında ortak yayınlanan yazının özeti böyle.
* * *
Kopenhag’da yapılmakta olan dünyanın geleceğine odaklanan zirve, büyük tartışmaların ve karşı görüşlerin gölgesinde devam ediyor. Bir görüşe göre gelecek felaketi değiştirmek için zor bir dönemeçten geçmek gerekiyor.
Dünyanın önde gelen mühendislik kurumlarından biri, sanayileşmiş ülkelerin belirledikleri karbon salımı hedeflerine yüzyılın ortalarına kadar ulaşamayacağını açıkladı.
Londra merkezli Makine Mühendisleri Kurumu tarafından hazırlanan bir raporda, İngiltere'nin tüm mühendislik kapasitesi, karbon salımını azaltacak teknolojiler için seferber edilse bile karbon salımı hedeflerinin gerisinde kalınacağı sonucuna vardı.
Raporda, İngiltere için geçerli olan bu sonucun, sanayileşmiş ülkelerin çoğu için geçerli olduğu da söyleniyor.
Kurum, İngiltere'nin, yasal yükümlülük gereği karbon salımı düzeyini 2050 yılına kadar 1990'lardaki oranın yüzde 80'ine indirmek için, rüzgardan enerji üreten binlerce yeni tribüne ihtiyaç duyduğunu ve nükleer santrallerini iki katına çıkarması gerektiğini açıkladı.
Aksi halde hedeflerin 2100'e dek tutturulamayacağı belirtiliyor.
Raporda, sanayileşmiş ülkelerin küresel ısınmayla mücadele için savaş dönemlerindekini andıran bir perspektif benimsemesi gerektiğini belirtiliyor.
Kurumun uzmanları, İngiltere'nin karbon salımı düşük bir ekonomiye geçmek için daha önce görülmemiş bir hızda çalışması gerektiğini söylüyor.
Rapora destek veren bazı çevre uzmanları, halihazırda uygulanmakta olan iklimle mücadele planlarının bütünsel bir karakter taşımadığını, parça parça çözümler uygulandığını söylüyor.
Mühendislik kurumu, geçmişte uygulanan en başarılı karbon salımı politikası uygulansa dahi 2050 yılında, karbon salımı hedefinin 330 milyon ton gerisinde kalınacağını söylüyor.
Bu hesaba göre İngiltere enerji talebini yüzde 50 azaltsa bile, 2030'da hedeflerini yakalamak için 16 nükleer santral ve 27 bin rüzgar türbini gerek.
Kurumun iklim ve çevre uzmanı Tim Fox, bunun için de yeterli olanak bulunmadığını kaydediyor.
Fox'a göre 2013 yılı itibariyle açık denizde rüzgar türbinleri inşa etmek için yeterli sayıda özel donanımlı gemi olmayacak, yatırım ve gelişim hızı sabit kalırsa 2016'ya gelince dünya genelinde rüzgar türbini talebine yetişmeye yeterli üretim kapasitesi de kalmayacak.
Bunun önlenmesi için çok kapsamlı bir yatırım programına ihtiyaç olduğu kaydediliyor.
Kurumun alternatif önerilerinden biri ise, ağaçlar gibi karbonu havadan toplayan 'yapay ağaç' projelerine eğilmek. Ancak bu cihazlar henüz geliştirilme aşamasında.
İngiltere hükümetinin enerji ve iklim değişiminden sorumlu birimi ise, kurumu Kopenhag'daki iklim zirvesi öncesi mağlubiyet havası yaymakla, 'yapamayız’ diyerek meseleyi kestirip atmakla eleştirdi.
* * *
Öyle görülüyor ki alınacak ufak tedbirlerle önümüzdeki 50 yılda dünyamızı kurtarma şansımız artık hiç yok. Bunun için savaş gibi bir seferberlik gerek. Bunun için yüksek toplum bilinci gerek. Kendi egomuz için yaşamak yerine dünya menfaatlerini yaşam gayemiz içinde birinci sıraya almak gerek.
Bunun için sebep olduğumuz büyük yokoluşun farkına varmak gerek. Kendi çocuklarımız ve onların çocukları ve tüm gelecek insanlık nesli için sorumluluklarımızın bilincinde olmak gerek. İnsanlığın yokoluşu yerine, insanlığın yücelişine açılacak kapı bu bilinçte gizli. Onu bulup biran önce bu kapıyı çalmak gerek.
Bir dünya insanı olarak yaşamak için savaş gibi bir seferberlik gerek.
Aksi halde hedeflerin 2100'e dek tutturulması mümkün olmayacak.
Yoksa önümüzde içinde bulunduğumuz yüzyıl içinde 3 milyar insan su kaynaklarına ulaşmakta sıkıntı çekecek. Güney Avrupa’da büyük sıcaklık dalgaları ile beraber daha fazla çölleşme yaşanacak. Güney Asya’da 125 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kalacak. Kutupların ısınmasıyla daha şimdiden ürkütücü boyutlarda görülen buzul erimeleri denizleri, okyanusları 2 metre yükseltecek. Tüm dünyanın coğrafyası değişecek ve kıyı şeritleri ve üzerinde yerleşim bulunan binlerce ada deniz sularının altında kalacak. Kuraklık, susuzluk ve açlık insanlığın karşılaştığı büyük facialara yol açacak.
Bu gerçeğe karşı sanki bir korku filmi izler gibi kayıtsız kalamayız. Bilinçli bir dünya insanı olarak, sesimizi yükseltip, tüm liderleri doğru karar almaya zorlamalıyız. Zaman ya şimdi ya da hiçbir zaman.
Aksi halde vakit çok geç olacak.
Stockholm zirvesi için Greenpeace çok etkili bir afiş hazırlamış. 2020 yılında yaşlanmış olan şimdiki dünya liderleri gerçekle karşı karşıya gelmiş dünya toplumundan özür diliyorlar.
2020 yılına geldiğinde ihtiyarlamış Barack Obama, Angela Merker, Nicolas Sarkozy ayrı ayrı şöyle söylüyor: “Özür dilerim. Felaketleri doğuran iklim değişimini durdurabilirdik. Ama Yapmadık.”
Afişin altında da şu yazı yer alıyor: “KOPENHAG 2009. ŞİMDİ HAREKETE GEÇ, GELECEĞİ DEĞİŞTİR.”

- Alevi Evlilik
- Doktor Evlilik
- Yuvayı Dişikuş Yapar
- Evlilik Kataloğu
- Dedem Evlenecek
- İslami Evlilik
- Öğretmen Evlilik
- Hemen Evlilik
- Anlaşmalı Evlilik
- Kürt Evlilik
- Engelliler Evleniyor
- Rüya Tabirleri
- Rus-Türk Evlilik Sitesi
- Web Tasarım
- Şehitler Ölmez
- Muhsin Yazıcıoğlu
- Hosting Domain
- Zengin Eş
- İzmir Evlilik
- Dert Ortağı
- Acil Tazminat
- Muhsin Yazıcıoğlu
- Konya Evleniyor
- Birlikte Tatil
- Evlilik Kataloğu
- Sanal Psikolog
- Polis Evlilik
- Avukat Evlilik
- Deniz Gezmiş
- Holiday in Anatolia
- Kitap Bülteni
- Bekar Alemi

























