Yusuf İNAN
GÜNDEM -GENEL YAYIN YÖNETMENİ



editor@yerelgundem.com




Fethullah Gülen deli mi, dahi mi?

Türkiye 28 Şubat'ı tartışıyor ama içeriğini bilmeyen milyonlarca insan var. O yılları görmüş yaşamış insanlar bile, 28 Şubat 1997 yılında ne olduğu konusunda yeterince bilgi sahibi değil. Öncelikle 28 Şubat hakkında kolay anlaşılacak bilgiler vermek istiyorum.

28 Şubat'ı Wikipedia'dan sordum:

“28 Şubat süreci, 28 Şubat 1997'de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan ve irticaya karşı olduğu iddia edilen, ordu ve bürokrasi merkezli süreç. Türkiye siyasi tarihine geçen kararlar ve kimilerince bir dönüm noktası olan bu kararların uygulanması sırasında Türkiye'de siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda yaşanan değişimlere neden olan bir süreçtir. Yaşananlar, çeşitli kaynaklar tarafından post-modern darbe olarak adlandırılmıştır. “

Arka Plan

"Refah Partisi 1995 Genel Seçimlerinde birinci parti olmuştur.1996 yılında, seçimlerin ardından kurulan DYP-ANAP koalisyon hükümeti, Refah Partisi'nin güven oylaması hakkında hukuksal inceleme yapılması için Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı başvuru haklı görülerek güven oylaması geçersiz sayıldığından dağılmıştır. Bunun üzerine TBMM'de birinci parti durumunda olan Refah Partisi ile ikinci parti olan DYP arasında kurulan 54. Hükümet (Refahyol hükümeti), 8 Temmuz 1996'da TBMM'de yapılan oylamada güvenoyu almayı başarmıştır."

Burada en önemli konu Refah Partisi'nin 1995 Genel Seçimleri'nde birinci parti olmasıdır. Türkiye bir şeylerden öylesine korkmuş, öylesine bunalmış ki, DYP ve ANAP'ı bir kenara atarak rahmetli Necmettin Erbakan'ın Refah Partisi'ni birinci yapmış...



28 Şubat kararları

"28 Şubat'ta yapılan MGK toplantısı 9 saat sürdü. MGK laikliğin Türkiye'de demokrasi ve hukukun teminatı olduğunu sert bir şekilde vurguladı. 28 Şubat 1997'deki MGK kararları hükümete bildirildi. Kararda, laiklik için yasaların uygulanması istendi, tarikatlara bağlı okullar denetlenmeli ve MEB'e devredilmeli, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmeli, Kuran kursları denetlenmeli, Tevhidi Tedrisat uygulanmalı, tarikatlar kapatılmalı, irtica nedeniyle ordudan atılanları savunan ve orduyu din düşmanıymış gibi gösteren medya kontrol altına alınmalı, kıyafet kanununa riayet edilmeli, kurban derileri derneklere verilmemeli, Atatürk aleyhindeki eylemler cezalandırılmalı, deniliyordu."

Bugün kıyasıya tartıştığımız kararlar genel hatlarıyla bunlar. 15 yıl sonra bu kararlara baktığımda o gün 28 Şubat kararlarını hazırlayanların ne kadar yetersiz insanlar olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Dönemin Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu: "Bu kararlar 1000 yıl sürecek" demişti. 1000 yıl üzerinden yapılan plan üç beş yıl içinde demode oldu. İşte 28 Şubat'ın kurmay öngörüsü bu kadar...

Yeni Asır Gazetesi yazarı, o dönemde Tansu Çiller'in Başdanışmanı Hüseyin Kocabıyık'ın ilginç tespitleri:



“Farkına vardığım günden bu yana içim acıyarak ve üzülerek bu köşeden yazıp duruyorum: Bu ordu kaliteli kurmay subay yetiştiremiyor artık. Cumhuriyet'in yetiştirdiği övünebileceğimiz paşa sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Biz hala, başta Atatürk olmak üzere, Osmanlı'nın yetiştirdiği paşalarla övünüyoruz. Kurmay mektepleri çok sıradan komutanlar yetiştiriyorlar. Bu inkar edilemeyecek kadar açık bir gerçek. 12 Eylül'ü, 28 Şubat'ı, 27 Nisan'ı yapanların arkalarında nasıl bir enkaz tablosu bıraktığını görünce, bu kurmayların darbe yapmayı bile beceremediklerini anlıyoruz..

Balyoz planını yapanların kafalarının nasıl "düz" işlediğini hep beraber izlemiyor muyuz? Kendi askerini kendi döşediği mayınla telef eden generaller var bu orduda. Teröristi çoban zanneden, dağda kekik toplayan yaşlı köylüyü ise terörist zanneden generaller var. Bunları ben uydurmuyorum, hepsi yazıldı çizildi, kendi ağızlarından itiraf edildi.

***

Hiç unutmadığım bir sahnedir. Emekli Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, bir 32. Gün programında, Mehmet Ali Birand'ın, "Yani tüm orduyu göndersek Kandil'i bitiremez miyiz" şeklindeki sorusuna, beni hayretler içinde bırakan korkunç bir gafletle, "Evet bitiremeyiz" cevabını vermiştir. Siz, fiilen mücadele ettiğiniz bir gücün, bütün orduyu üzerine salsanız yenilemez olduğunu söyleyen bir Genelkurmay Başkanı olabileceğini tasavvur edebiliyor musunuz? Durum budur. Bu satırları yazdığım için elem duyuyorum ama durum budur. En kısa zamanda Türk ordusuna subay yetiştiren kurumların uzman sivillerin, eğitimcilerin denetimine girmesi şarttır ve Türkiye'nin bir numaralı gündem maddesi bu olmalıdır. Üstelik bunu ordunun bizatihi kendisi talep etmelidir.

Medya bizi yıllarca "mükemmel bir ordumuz var" diye kandırıp durdu.


Bunun böyle olmadığını içimiz acıyarak görüyoruz. Evet, kahraman bir ordumuz var, büyük bir ordumuz var, caydırıcı bir ordumuz var, bunlara kimsenin bir itirazı olamaz. Ama önemli mevkilerinde yeteneksiz, sıradan, hiçbir pırıltısı olmayan, kafası askerlik dışında şeylerle meşgul kurmayların bulunduğu bir ordumuz var.

Bu durumdan kurtulmanın ilk adımı bu durumu dürüstçe tespit etmektir. “ (24.07.2010 Yeni Asır)



O günleri kuşbakışı hatırladıktan sonra Fethullah Gülen'in o yıllarda nasıl bir duruş sergilediğine bakalım.

Fethullah Gülen Yalçın Doğan'a televizyonda verdiği söyleşide Erbakan için “Hükümeti bırakmalı, ülkeyi daha fazla germemeli” demişti.


Fethullah Gülen'in bu çıkışı sinirleri gerilmiş generallerin bir ihtilal daha yapmasına engel olmayı hedefliyordu. Necmettin Erbakan'ın istifa ederek yerine askerlerin antipati duymadığı bir hükümet gelirse, askerlerin ihtilal yapma isteği azalabilirdi.

Bu konuyla ilgili T24'ten Selin Ongun, Türkiye Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil ile bir röportaj yapmıştı. O röportajda “Fethullah Gülen'in hareketle ilgili sorguladığı ve “Keşke farklı davransaydık” dediği bir şey duydunuz mu? ” sorusu da sorulmuş.

Bir dönem Fethullah Gülen'den Arapça dersleri de alan Mustafa Yeşil, Fethullah Gülen'in zaman zaman bu sözlerinden dolayı pişmanlık duyduğunu belirtmiş, "Keşke böyle demesek miydi, başka türlü mü davransaydık" diye kendisini sorguladığını aktarmıştı.

Fethullah Gülen'de böyle bir pişmanlık ve sorgulama ilk defa 2010 yılında basına yansıdı. Bugüne kadar herhangi bir konuda pişman olduğuna dair bir haber ve bilgi duymadım.

Bu hareket bir tür özür dileme anlamına da gelebilir. Ancak 28 Şubat gerçeğini de değiştirmez.

Ben Fethullah Gülen'in o günkü davranışını sorgulamıyorum. Yanlış veya doğru. Hani çok konuşan atalarımız “Kavgada yumruk sayılmaz” demiş ya. Bu olay da bana göre öyle.

Ayrıca Fethullah Gülen bir Donkişot değil. Tek başına bir adam da değil. 28 Şubat büyük ölçüde kendisine yapılmış bir adam. Karşısında devlet erkini sonuna kadar kullanan bir güç var. Bu gücün karşısına çıkıp kılıç mı çekecekti?

Fethullah Gülen'in zamana ihtiyacı vardı. O da bu zamanı kazanmak için her tür fedakarlığı yaptı. Hala da yapıyor...


O'na inanan güvenen insanların açtığı yüzlerce okulu, dershanesi bu kurumlarda eğitim gören binlerce öğrencisi vardı. Onları sokağa atamazdı. Milli Eğitim'in hali o yıllarda içler acısıydı. Şimdi bile yeterli eğitim verildiği söylenemez. 28 Şubatçılar okullardaki eğitimi iyileştirerek özel okullara olan ilgiyi azaltmak yerine, bu okulları kapatmayı veya kötü yönetilen MEB'e devrini istiyorlardı.

İstekleri ve tavsiyeleri bilimsel ve mantıklı olmadığı için kısa sürede kendilerini sıfırladılar. Hüseyin Kocabıyık'a sonuna kadar katılıyorum. “Kurmay mektepleri çok sıradan komutanlar yetiştiriyor.”

28 Şubat 1997'den 15 yıl sonra, Fethullah Gülen'in haklı, 28 Şubatçıların haksız ve geri düşünceye sahip oldukları gün gibi ortaya çıktı.


Fethullah Gülen 11.06.1997 'de Amerika'da yaşamak zorunda bırakıldı.

O, yetiştirdiği çiçekleri Türkçe Olimpiyatları ile ülkesine göndererek gurbette neler başardığını tüm dünyaya ilan etti.



Milli hassasiyeti olan hangi general Türkçe Olimpiyatları'nı izlerse izlesin gözyaşlarını tutamaz.


Hala bu adama ve çalışmalarına şüpheyle yaklaşanlar varsa, mutlaka milli hassasiyetten yoksundurlar. Aksi düşünülemez. Bu nedenle 2012 Türkçe Olimpiyatları'na Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları'nın bizzat iştirak ederek, kendilerini test etmelerini öneriyorum.

Fethullah Gülen okulları bu milletin başarısıdır. Kurtuluş Savaşı kadar kutsal bir başarı elde edilmiştir. Türkiye bu çalışmalarla tüm dünyaya barış köprüleri atmış, Atatürk'ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesini gerçekleştirmiştir.

Bundan sonra gereksiz tartışmalar bırakılarak, Fethullah Gülen'den daha fazla yararlanmanın yolları aranmalıdır. Gelecek nesillerin rahat ve huzur içinde yaşamasını istiyorsak, bu ülke için güçlerimizi birleştirmek zorundayız.

Bu ülkede birlik ve beraberlik olursa, ne terör ne bölücülük pirim yapabilir.

Tüm dünyanın gözü Türkiye'de... Herkes tatile Türkiye'ye gelmek istiyor. Büyük sermayeler yönünü Türkiye'ye çevirmiş durumda. Ortadoğu halkları, liderlerine Türkiye'yi örnek gösteriyor. Ortaasya'da yıkılmaz kardeşlik köprüleri atıldı.

Türkiye'nin elinde bir deha var. O deha tüm dünyaya sevgi kelimesini kullanarak okul açıyor. Dil, din ve ırk ayrımı yapmadan gönüllere giriyor.

Bu deha'nın kıymetini bilelim.


* * *

O YILLARI DAHA NET HATIRLAMAK İÇİN 28 ŞUBAT 1997'YE GELİNME SÜRECİ:


http://www.yerelgundem.com/img/28subat1997.jpg

* * *

"Hayat bir okyanus gibidir, karşılaştığın fırtınalara değil, gemiyi limana saglam getirip getirmediğine bakar."

Fethullah Gülen, en fırtınalı günlerde bile gemisini batırmadan, kimsenin burnunu kanatmadan sahile yanaştırmıştır.

Gerisi boş laf...





(*) Haber Sitelerine - Özel Server - Bilgi ve sipariş için Tıklayınız...

Bu yazı 04/03/2012 tarihinde eklenmiştir.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Yaz kızım, Erdoğan ve AKP'nin kendi kendini idamına (!)
  2. Erdoğan, 22 Temmuz Operasyonları ve Münafıklıklar!
  3. Zaman, Fehmi Koru ve Abdullah Gül'ün huzurunu kaçırmayın!
  4. Ertuğrul Özkök, Soner Yalçın ve Ekrem Dumanlı gözüyle...
  5. İlker Başbuğ ve İsrail sevgisi. Ağlama duvarında bir general!
  6. MİT kendini sorgulamalı...
  7. AKP ve Erdoğan kötü sona doğru koşuyor...
  8. Erdoğan'dan kötü jübile...
  9. Filistin'de akan kanı Fethullah Gülen durdurabilir...
  10. AKP'nin başına Necmettin Bilal Erdoğan geçecek...
 
Sayfalar: 1

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

Authors