Meltem GÜRSOY
Gazeteci Yazar
mgursoy@yerelgundem.com

Çocuklarımıza Bir Gelecek Bırakalım

Antalya Tüketiciler Birliği'nden Ayça MUTLUCAN çok güzel bir yazı göndermiş. Amerika'da gördüğümüz fırtına ve doğal afetlerin bizim de kapımızı çalmak üzere olduğunu söyleyen Ayça MUTLUCAN; çocuklarımızın ve gelecek nesillerin yüzüne bakabilmek için her bireyin üzerine düşen görevleri olduğunu vurgulamış.

Ayça MUTLUCAN'a ve Antalya Tüketiciler Birliği'ne duyarlı çalışmaları nedeniyle teşekkür ediyorum.

İşte Ayça'nın Gözünden geleceğimiz :

1972 yılında Stockholm’da yapılan çevre konferansı sonucunda 5 Haziran “Dünya Çevre Günü” olarak kutlanıyor. Her yıl bu özel günde bizlere dünyamızın çektiği acılar ve bizi bekleyen gelecek hakkında insanlarımız bilinçlendirilmeye çalışılıyor. Günümüz felaketi ise herkesin bildiği gibi “Küresel Isınma”. Son yıllarda insanların bu konuda bilinçlendirilmesi için çevre toplulukları ellerinden geleni yapıyorlar. Devletler bu konu için bir araya geliyorlar ama görünürde bir şey yok.

Etrafımıza şöyle baktığımda maalesef bu çabaların boşa gittiğini üzüntü ile görüyorum. Hala sokaklar çöplüğe dönüyor, hala karbondioksit salımı hızla devam ediyor ve hala enerji kaynaklarımız, sularımız boş yere israf ediliyor. İnsanlar çevrelerini kirletmeye hızla devam ediyorlar. Yere çöp atan bir insanı uyardığınızda pişkin pişkin şu cevabı veriyor, “Benim çöp atmamamla mı çevre kurtulacak? Bir kişiden ne olur ki? Bak, ben atmam ama diğerleri atıyor, neye yaradı o zaman?” Maalesef insanlarımız öngörüsüzler ve çok sığ düşünüyorlar. Tek bir insanın neler başardığını tarih bize gösteriyor. O “tek bir insanın” bizim içinizden çıktıklarını bilmelerine rağmen kimse o “tek bir insan” olabileceğine inanmıyor, düşünmüyor. Hali ile aynı yanlışı yapmaya devam etmenin bir sakıncası yokmuş gibi düşünüyorlar ve bahaneler arkasına saklanarak farkında olarak veya olmayarak, zarar vermeye devam ediyorlar, çocuklarının ve torunlarının geleceklerini yok ediyorlar. Evet, yere attığınız tek bir çöp ile -daha doğmamış olsalar bile- kendi çocuğunuzun hatta torununuzun geleceğini yok ediyorsunuz.

Bakalım küresel ısınmanın 20-25 yıl sonrasında Türkiye için yazılan senaryolara. Dokuz Eylül Üniversitesi Coğrafya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi prof. İbrahim Atalay’a göre kürsel ısınma durdurulmadığı sürece 25 yıl sonra Antalya’da çok büyük fırtınaların yaşanacağını belirtiyor. Şu ABD de görmeye alıştığımız tarzda fırtınalardan. Ayrıca Güney Doğu Anadolu bölgesinde Suriye Çölünün çıkacağını, Karadeniz’de artık muz yetişebileceğini hatta Mut ovasının çölleşeceğini belirtiyor. Kısacası Türkiye’nin tüm iklimi değişecek. Diğer ülkeleri bekleyen sonlara pek farksız sayılmaz. Değişen iklimler neticesinde yok olan birçok bitki, hayvan türü olacak ve uyum sağlayamayan milyonlarca insanda tabi ki ölecekler!

Bu kötü senaryoların gerçekleşmesi de gerçekleşmemesi de bizlerin elinde. Tabi çok daha geç olmadan zira ok yaydan çıktıktan sonra yapacak bir şeyimiz yok. Bu yüzden çok geç olmadan herkes önlem almalı. Enerji, su israflarından kaçınmak zorundayız. Boş yere yanan her ampul küresel ısınmayı körüklemektedir. Küresel ısınmayı tetikleyen unsurun karbondioksit salımı olduğunu unutmayalım. Bunun önüne geçmek için mücadele etmek her vatandaşın borcudur. Elbette bu konuda en büyük pay devlete çıkmaktadır. Sonuç olara artık sığ düşünmeyi, duyarsız olmayı bırakalım ve çocuklarımıza bir gelecek bırakalım. Aksi durumda o masumların bizlerin yüzünden bir gelecekleri olmayacak. Söyler misiniz? Nasıl onların yüzüne bakıp, hesap vereceğiz?

Bu yazı 07/06/2010 tarihinde eklenmiştir.