Necdet İÇEL
İlahiyatçı Yazar
info@necdeticel.com.tr
Kadir Gecesi...
Kadir-ü Zülcelal olan Cenab-ı Hakk insanlara son¬suz nimetler bahşetmiştir. Kadir Gecesi ise Ümmet-i Muhammed'e (sas) bahşedilen en büyük nimetlerden bir tanesidir.
Bu ümmetin bir arzusuydu, bir iştiyakıydı ve Allah bunu lütfetti.
Hüsn-ü misal, güzel örnek olsun diye Efendimiz (sas) sahabeye, İsrailoğullarından misal¬ler anlatırdı. Bir keresinde Resulullah (sas) Beni İsrailden dört kuldan bahsediyordu ki, onlar Allah'u Tealaya, göz aralığı kadar hiç günah işlemeden seksen sene ibadet etmişlerdir.
Bunlar, Eyyub, Zekeriyya, Hazkıl ve Yuşa b. Nun (as) idiler. Ashab-ı Kiram bu haberden hayret etti-ler.
Seksen sene hiç günah işlemeden ibadet etmelerine çok şaşırdılar. İşte bu sırada Cebrail (as), Resulullah'ın yanına gelip şöyle dedi:
"Ya Muhammed! Sen ve ashabın bu olaya taaccüp ettiniz. İşte Allah (cc) bundan daha hayırlısını sana gönderdi" dedi ve Kadir Suresi'ni sonuna kadar okudu. "Bu sure-i celilede beyan edilen fazilet, o ibadetlerden daha hayırlıdır" dedi. Bunun üzerine Nebi (sas), ashabı memnun ve mesrur oldular. (1)
Kadir: Takdir etme, değer verme, kıymet atfetme, manalarındadır. Bunun anlamı Allah'ın bizi takdir edip de değer vermesi ve verdiğini göstermesi, inayet etmesi¬dir. Buna karşılık bizim de Allah'ı takdir etme ve Allah'ın takdir ettiği şeyleri takdir etme ufkuna yükselme¬mizdir. Cenab-ı Hakk Kur'an-ı Kerim’i indirip, hakkı¬mızda en hayırlısını takdir etmiş ve Kadir Gecesi'ni "Bin aydan daha hayırlı" (2) kılmıştır.
Acaba biz ne yaptık, takdir ufkuna yükselebildik mi? Bu gecede Al¬lah'ı takdir edebildik mi? Allah'ın takdir ettiklerini tak¬dir edebildik mi? Cenab-ı hak bir ayette özellikle Yahudi¬lere itab ederek: "Onlar Allah'ı hakkıyla takdir edemiyorlar " diyor. (3)
Allah'ı hakkıyla takdir edebilmek;
O'nun güç ve kuvvetini anlayabilmemiz, kainattaki ha¬kimiyetini kavrayabilmemiz, sonsuz takdirat ve tecelliyatını idrak edebilmemizdir. İşte bu ufka yüksele¬bildiğimiz gece bizim için Kadir Gecesi' dir.
Bunun için zaten İmam-ı Azam bir sene içersinde aramak lazım der. (4) Her geceyi Kadir gibi bilip değerlendirmek lazım aslında. Halk arasında meşhur bir söz vardır: "Her gece¬yi Kadir, her geleni Hızır bil" diye. İmam-ı Azam'ın ifadesi de hemen hemen aynı manaya gelmektedir. Biz de her geceyi Kadir bilip, her gece Allah' ın gücü, kudreti karşısında kendi acz ve fakrımızı, hiç ender hiç olduğu¬muzu idrak ederek, O'nun karşısında serfuru ederek:
"Allah'ım sen büyüksün, biz ise küçüğüz" deyip aczi¬mizi itiraf edip O'na yönelmeliyiz. İşte o zaman gecemiz, Kadir Gecesi kıymetinde olacaktır.
Efendimiz (sas) Kadir Gecesi'ni Ramazan-ı şerifin son on gecesinde araştırdı. Özellikle de tek gecelerine çok dikkat ederdi. Tabii karışma ihtimalinden dolayı da çift geceler aynı önemi verirdi. Efendimiz (sas) son on günü ibadet ve tefekkür ile geçirirdi. Ağlamaktan bayıl¬dığı zamanlar olurdu. Allah'a teveccüh ederdi. (5)
İnsanlar her geceyi, Kadir bilip değerlendirsinler diye Kadir Gecesi gizli tutulmuş. Buhari’nin sahihinde, Ubade b. Sabit'ten gelen bir rivayette Resulullah (sas) bize Kadir Gecesi'ni haber vermek üzere çıkmıştı. Müslümanlardan iki kişi birbirine girdi.
Resulullah (sas) bu¬nun üzerinde buyurdu ki: "Ben size Kadir Gecesi'ni haber vermek için çıkmıştım. Falanca ve falanca birbi¬rine girdi. Ben de ayırdım. Belki bu sizin için daha ha¬yırlıdır. Mü'minlerin kendi aralarında da münakaşa etmeleri vahyin kesilmesine sebep olur demek ki ha¬yırlısı buymuş." (6)
Kadir Gecesi senenin bütün günleri içersinde gizlenmiştir. Efendimiz (sas), onu Ramazan-ı şerifin son on gününde aramış ve bu on gecenin de özel¬likle tek gecelerinde aramıştır.
Bu tek geceler arasında da yirmi yedinci gecenin Kadir Gecesi olabileceğine dair bir kısım işaretler var. Bunlardan bir tanesi; Efendimiz (sas) Ramazan-ı şerifin yirmi yedinci Gecesi ashabına namaz kıldırırken yağmur yağdı ve mescidinin zemini çamur oldu. Efendimiz'in (sas) mübarek burnu çamura battı. Bu da Kadir Gecesi'nin yirmi yedinci gece olduğuna dair bir işarettir. (7)
Bizler inşallah Kadir Gecesi'ni ruhumuzda hissede¬rek idrak etmiş olacağız. Zaten, Kadir Gecesi'nin Rama¬zan-ı şerifin son günlerinde olması, bizim için ayrı bir nimettir.
Çünkü biz oruç sayesinde Allah'ın Malik-ül Mülk olduğunu, kendimizin de hiçbir şey olmadığını anladık.
-Oruç sayesinde nefs-i emmaremizi keserek tez¬kiye ettik.
-Şeytanımızı mağlup edip, onu gemledik. Oruç sayesinde, iktisatlı yaşamayı öğrendik.
-Ne bulursak ye¬meyip, cismaniyetten uzaklaşarak, ruhun ve kalbin dere¬ce-i hayatına çıkarak sabrı öğrendik.
-Yemeyi içmeyi terk ederek melekleştik. Meleklerin dahi, gıpta edeceği bir mevkiye yükseldik.
-Ruhen ve kalben terakki ettik.
-Ramazan-ı Şerif te Allah’ın kullarına merhametini öğrendik.
-Merhametin gereği olarak zekat ve sadaka verdik. Allah da bize merhamet etti.
-Kardeşliği öğrendik. Başkalarına yardım eli uzatmayı ve millet için yaşamayı öğrendik. -Hep birlikte sahur, iftar yaparak ve teravih namazı kıldık. Ramazan-ı Şerif te nimetleri kadr-u kıymetini öğrendik.
Tekrar Hz. Muhammed’ e (sas) dönerek biat ettik ve biraz daha ilerleyerek Cenab-ı Hakkı takdir etme ufkuna yükseldik.
Günahsız ağzın duası makbuldür. Melekler o gece¬de yeryüzüne inerek bizim için tevbe ve istiğfar ederler. (8)
-Birlik ve beraberliğimizi perçinleştirdik ve disiplinli bir fert haline meleklerinin ağzıyla bize tevbe-i istiğfar ettiriyor. Çünkü bu duayı kabul edecek, eğer biz de oruç vasıtasıyla melekleşme ufkunu yakalayabilirsek, bu ge¬cenin rahmet ve feyzinden tam istifade etmiş oluruz. Arz etmemiz gereken mühim bir husus daha var ki o da; Cenab-ı Hakkın rahmetinin ayrı bir tecellisi olarak meleklerin inmesi berekete ve sekineye sebebiyet verecek ve saadet inecektir. Bunların da verasında, ötesinde Allah' ı takdir etme ufkunu yakalamış olacağız. Belki de hakkın-da bir kitap yazılabilecek olan bu hususu bu kadarla iktifa ederek bitiriyoruz.
DİPNOTLAR:
1- İbn-i Kesir, Bibaye Ve'n-Nihaye c: 15, shf: 8540 1.14, çağrı Yayın¬ları. İst. 1993
2-Kadir Suresi, 3
3-Hac Suresi: 74
4- ibn-i Kesir, Bibaye Ve'n-Nihaye c: IS, shf: 8543, çağrı Yayınları.
İst. 1993
5- İbn-i Kesir, Bibaye Ve'n-Nihaye c:15, shf: 8545, çağrı Yayınları.
İst. 1993
6- İbn-i Kesir, Bibaye Ve'n-Nihaye c:15, shf: 8547, çağrı Yayınları.
İst. 1993
7- İbn-i Kesir, Bidaye Ve'n-Nihaye c: IS, shf: 8547, çağrı Yayınları.
İst. 1993
8- Kadir Suresi: 4
Bu yazı 02/09/2010 tarihinde eklenmiştir.