Orhan AKMAN
Eğitimci Yazar
orhanakman58@gmail.com

Bir Millet Uyanıyor mu?

12 Eylül halkoylamasında evet diyerek, anayasa değişikliğini ya onaylayacağız, ya da hayır diyerek reddedip, statükonun korunmasını sağlayacağız. Evet dersen Ak Parti'yi güçlendirirsin, hayır dersen memlekete hayrın dokunur, bu anayasa değişikliğinde, kayısı yok, onun için hayır deyin. Hükümet PKK ile anlaştı, vatanı satıyor bunlar, mutlaka hayır demek lazım. Yargıyla oynuyorlar, kendilerine yandaş yargı meydana getiriyorlar, devleti yıkıyor bunlar, hayır deyin hayır, vs. vs. Merak ettiğim şey, bunları söyletenler, kendi söylediklerine gerçekten inanıyorlar mı acaba. Zannetmiyorum çünkü milleti aptal yerine koyanların, kendilerini tilki görme huyunun ürünüdür bu hayır gerekçeleri.

Her görüşe saygılı olmak lazım, lazımda ben nedense, millete yalan söyleyenlere ve milleti aldatanlara karşı saygılı olamıyorum. Gözümüzün içine baka baka yalan söyleyen zevatların yalanları değil bizi çıldırtan, yalanlarıyla hizmet ettikleri zihniyet deli ediyor bizi. Evetçilerin ve hayırcıların ortaya koydukları gerekçeler, aslında zihniyetlerin açılımı gibi. Bir zihniyet, yalanlar ve çarpıtmalarla ayakta kalıyorsa, onun en büyük düşmanı doğruyu söyleyenlerdir.

Bir anayasa değişikliğinin millete sorulması ve neticesi, bazılarına göre hayati önem arz ediyorsa, hele o bazıları, şimdiye kadar kimsenin dokunamadığı ve millete karşı, zülüm kalelerinde komutanlık yapanlarsa, bu basit bir şey değildir. Statükonun, derin yapıların gözüken ve gözükmeyen yönleriyle, milleti cephelere bölüp, evet diyenleri, devlet, yargı ve asker düşmanı diye suçlamaları, evet diyecek insanlar üzerinde psikolojik taktikler denemeleri düşündürücüdür.

Diğer taraftan da, evet diyenlerin parti taassubunu reddederek, bu anayasa değişikliğini, milletin başına çorap ören zihniyet ve statükodan kurtuluş olarak görüp, fisebilillah çalışmaları. İlk defa partilerin güdümünden uzak, bir milli uyanışın emaresi olarak, cellâtlarının çukurunu kazma hareketi olan evet cephesi. Toplum mühendisliğiyle, en zor şartlardan bile sıyrılıp, misyonunu devam ettiren statüko, bu sefer milletin sağduyusuna tosladı. Farklı partilere oy veren, farklı görüşlere sahip insanlar, ortak düşman olarak gördüğü statükonun bitirilmesi noktasında hiç bu kadar kararlı olmamıştı.

Bu milli refleksin, partilerin yırtınmasına rağmen, toplumu yönlendirme odaklarına rağmen, yalan ve iftira kampanyalarına rağmen, önü alınamıyorsa, bunun adını koymak lazım. Yıllardır milletimizi güdülecek toplum olarak görenlere karşı, Türk milletinin bir milli direnişimidir. Yoksa Sağcısını, Solcusunu, Alevisini, Sünnisini, vs.vs. sini kullanarak, kaos ortamından beslenen, gizlenen, şer odaklarına, ben sizi artık tanıdım ve biletinizi kestim, mesajımıdır. Yoksa yaptığınız zulümler yetti, benim yaşadığım zulümleri evlatlarımız yaşamasın isyanımıdır. Adını ne koyarsanız koyun, bence bu, bir millet uyanıyor filmidir.

Huzurunuzda statükoya ve onun askerliğini yaparak, bu milletin sabrını patlatan, zulüm erbabına teşekkür ederim. Zalimliğiniz, Türk milletinin uyanmasına vesile olmuştur. Bu uyanışa, sadece bizim değil, dünyanın da ihtiyacı vardı. Ayağa kalkmış bir Türk milleti, zulmün at koşturduğu dünya için, umut ışığıdır.

Bu yazı 31/08/2010 tarihinde eklenmiştir.