İran savaşının küresel ekonomideki kazananları ve kaybedenleri
Ortadoğu'daki savaş küresel enerji piyasalarını sarsarken; Rusya, Norveç ve Kanada süreci kazançla kapatıyor, ABD ve Avrupa ise enflasyon riskiyle karşı karşıya.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
ANKARA, TÜRKİYE — Ortadoğu'da patlak veren İran savaşı ve enerji tesislerine yönelik saldırılar küresel piyasaları sarsarken; krizden Norveç, Kanada ve Rusya kârlı çıkıyor, ABD ve Avrupa ise ağır ekonomik darbeler alıyor.
BBC Ekonomi Servisi'nden Dharshini David'in analizine göre, Tahran yönetiminin ekonomik hasar yaratmayı hedefleyen misilleme stratejisi, Hürmüz Boğazı'ndaki petrol akışını tehlikeye atarak dünya genelinde tedarik zincirlerini, enerji maliyetlerini ve enflasyon oranlarını doğrudan etkilemeye başladı. Pakistan'daki tasarruf amaçlı okul tatillerinden İngiltere'deki artan ısınma harcamalarına kadar savaşın finansal faturası her geçen gün daha derinden hissediliyor.
Krizin kazananları: Rusya, Norveç ve Kanada
Ortadoğu krizinde Katar ve Suudi Arabistan gibi Körfez ülkeleri fiili ablukalar nedeniyle ağır darbe alırken, Norveç ve Kanada gibi ülkeler güvenilir alternatifler olarak öne çıkıyor. Kanada Enerji Bakanı Tim Hodgson, ülkesinin istikrarlı, güvenilir ve öngörülebilir bir enerji üreticisi olduğunu belirtse de mevcut üretimin artan talebi ne kadar karşılayabileceği konusunda soru işaretleri bulunuyor.
Öte yandan krizin en büyük kazananı Rusya olarak görülüyor. Küresel arz sıkıntısını hafifletmek amacıyla Washington'un yaptırımları esnetmesiyle, Rusya'nın Hindistan'a ham petrol satışları yüzde 50 oranında artış gösterdi. Tahminlere göre Moskova yönetimi, mart ayı sonuna kadar 5 milyar dolar ek gelir elde ederek 2022 yılından bu yana enerji gelirlerindeki en verimli dönemini yaşayacak. Petrol sıkıntısı nedeniyle kömüre yönelimin artmasıyla Endonezya gibi büyük kömür ihracatçıları da kârlarını katlıyor.
ABD, İngiltere ve Avrupa enflasyon baskısı altında
Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın petrol fiyatları yükseldiğinde ülkesinin para kazandığı yönündeki açıklamalarına rağmen, uzmanlar ABD'nin bu krizde net bir kazanan olmadığını vurguluyor. ExxonMobil gibi ABD'li devlerin Katar'ın Ras Laffan sanayi bölgesindeki tesislerinin İran'ın füze saldırılarında hasar görmesi ve üretimin durması, Amerikan şirketlerini doğrudan etkiliyor. Ayrıca düşük toptan fiyatlar nedeniyle yıllardır kapasite daraltan kaya petrolü üreticileri talebe hızla yanıt veremiyor.
Kişi başına düşen fosil yakıt tüketiminde dünya lideri olan Amerikalılar, fiyat dalgalanmalarına karşı oldukça savunmasız durumda bulunuyor. Oxford Üniversitesi ekonomistleri, petrol fiyatlarının 140 dolara yükselmesi ve bu seviyede kalması halinde küresel ekonominin küçülme riskiyle karşı karşıya kalacağı uyarısında bulunuyor. İngiltere ve Avrupa'daki tüketiciler de ithal gaza olan yüksek bağımlılıkları nedeniyle benzer bir enflasyon riski taşıyor. Artan gübre ve nakliye maliyetlerinin, yılın ilerleyen dönemlerinde enflasyona yaklaşık yüzde 0,5 oranında artış olarak yansıması öngörülüyor.
Asya piyasaları ve küresel bulaşıcılık tehlikesi
Hürmüz Boğazı'ndan doğuya akan petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaza bağımlı olan Asya ülkeleri, krizin en büyük mağdurları arasında yer alıyor. Ham petrol ihtiyacının yüzde 59'unu, Güney Kore ise yüzde 70'ini Ortadoğu'dan karşılıyor. Dünyadaki bellek çiplerinin yarısından fazlasını üreten Güney Kore'nin yaşayacağı olası bir enerji krizinin, küresel teknoloji sektörünü derinden vurmasından endişe ediliyor.
Krizin şiddetlenmesiyle Sri Lanka, Bangladeş ve Filipinler gibi ülkelerde dört günlük çalışma haftasına geçilmesi ve eğitim kurumlarının tatil edilmesi gibi acil önlemler hayata geçirildi. Ancak Çin'in elinde birkaç aylık stratejik rezerv bulunması ve Hindistan'ın Rusya'dan alımları artırması, bu dev ekonomilerin krizden bir nebze korunmasını sağladı. Uzmanlar, savaşın uzaması halinde ekonomik tahribatın sadece bireysel ülkelerle sınırlı kalmayarak küresel çapta bir yayılma riski taşıdığına dikkat çekiyor.













