Kur’an virdlerinin sevabı nasıl herkese ulaşır? Bediüzzaman açıklar

Bediüzzaman Said Nursî, Fâtiha, Yâsîn ve hatm-i Kur’ân gibi virdlerin aynı anda milyonlara nasıl ulaştığını akıl ve misallerle izah ediyor.

Kur’an virdlerinin sevabı nasıl herkese ulaşır? Bediüzzaman açıklar

YEREL GÜNDEM / İSTANBUL, TÜRKİYE 

Kur’an’dan okunan Fâtiha, Yâsîn ve hatm-i Kur’ân gibi virdlerin aynı anda milyonlarca insana bağışlanmasının nasıl mümkün olduğu, Bediüzzaman Said Nursî’nin çarpıcı misalleriyle izah ediliyor.

Kur’ân virdlerinin sevabının çok kişiye ulaşması meselesi, aklen zor gibi görünse de İslam düşüncesinde kudret, hikmet ve manevî âlem perspektifiyle ele alındığında tutarlı bir çerçeve sunuyor. Said Nursî, bu meseleyi iki “acîb sual” üzerinden izah ediyor.

Okunan bir vird nasıl milyonlara ulaşır?

Bediüzzaman’a yöneltilen ilk sual şudur:
Fâtiha, Yâsîn veya hatm-i Kur’ân gibi okunan virdler bazen sayısız ölü ve diri insana bağışlanmaktadır. Cüz’î bir amel olan bu hediyenin, aynı anda hadsiz insana ulaşması aklen nasıl mümkündür?

Manevî âlemde kudret ve intişar misali

Bu soruya verilen cevapta, Allah’ın kudreti ve hikmeti esas alınır. Nasıl ki hava unsuru, sesin ve kelimelerin aynı anda geniş alanlara yayılmasına vesile oluyorsa; nasıl ki radyo ve yayın teknolojileriyle bir minareden okunan ezan aynı anda milyonlara ulaşabiliyorsa, manevî âlemde de benzer bir intişar mümkündür.

Bediüzzaman’a göre Allah, manevî âlemde “manevî hava”, “manevî elektrik” ve “manevî radyolar” hükmünde vasıtalar yaratmıştır. Bu sayede okunan bir Fâtiha, aynı anda bütün ehl-i iman emvâtına ulaştırılabilir.

Ayna ve lamba temsili

Metinde verilen en çarpıcı misal ise lamba ve ayna benzetmesidir. Tek bir lamba yakıldığında, karşısındaki binlerce aynanın her birinde tam bir lamba görüntüsü oluşur. Lamba bölünmez, eksilmez; her aynada tam olarak tecelli eder.

Aynı şekilde bir Yâsîn-i Şerîf okunduğunda, milyonlarca ruha hediye edilse bile her bir ruha tam bir Yâsîn sevabı düşer. Sevap bölünmez; manevî olarak çoğalır.

Akıl, iman ve manevî hakikat dengesi

Bu yaklaşım, Kur’an virdlerinin etkisini yalnızca maddî ölçülerle değerlendiren anlayışlara karşı, imanî ve manevî bir perspektif sunar. Said Nursî, aklın sınırlarını inkâr etmeden, onu kudret ve hikmetle tamamlayan bir izah ortaya koyar.

Bu çerçevede, Kur’an’dan okunan her ayet ve yapılan her dua, yalnız okuyana değil; niyet edildiğinde geniş bir manevî daireye ulaşabilen ilahî bir lütuf olarak değerlendirilir.

www.yerelgundem.com