Yeni bir sömürü modeli: Uzaktan çalışmanın karanlık yüzü
Popüler iş kültürünün "özgürlük" olarak pazarladığı uzaktan çalışma sistemi, aidiyet kaybı, derin yalnızlık ve dijital kölelik gibi ciddi sömürü risklerini beraberinde getiriyor.
YEREL GÜNDEM / İSTANBUL, TÜRKİYE
Popüler iş kültürü tarafından "esneklik ve özgürlük" vaadiyle pazarlanan uzaktan çalışma modeli, derinlemesine incelendiğinde modern bir sömürü sistemine dönüşme riski taşıyor.
İnsan doğasının sosyal yapısına ve evrimsel gelişimine aykırı olan bu sistem, bireyleri aidiyet duygusundan kopararak yalnızlığa mahkûm ederken, "evden çalışma" konforu aslında mesai saatlerinin belirsizleştiği bir dijital köleliği tetikliyor. Uzun süreli izolasyonun insanı topluluktan koparıp anlam arayışını yok ettiğini belirten uzmanlar, bu çalışma mimarisinin sürdürülebilirliğini sorguluyor.
Dijital yalnızlık ve tükenmişlik riski
Uzaktan çalışma sistemi, stresi dağıtacak bir topluluk ortamından yoksun olduğu için bireyi tüm sorunlarla tek başına yüzleşmeye zorluyor. Ofis ortamında bir iş arkadaşına sorun anlatarak rahatlama şansı olan çalışan, ekran karşısında yalnız kaldığında her sıkıntıyı kendi halletmesi gereken birer "sorun" olarak görmeye başlıyor. Bu durum, sosyal desteğin ve dayanışmanın yokluğunda tükenmişlik sendromunu hızlandırıyor.
"Özgürlük" hissi köleliğe mi dönüşüyor?
Sistem, kişiye ailesine daha fazla vakit ayırma şansı sunduğunu iddia etse de, gerçekte uzaktan çalışanlar ofistekilerden çok daha fazla efor sarf ediyor. Her an "ekran başında hazır bulunma" beklentisi, tatil günü ve mesai saati kavramlarını ortadan kaldırıyor. Gerçek olmayan bir özgürlük hissiyle evine veya kafesine kapanan birey, bir süre sonra ortak hafıza, ortak mizah ve insani temasın kalmadığı bir döngüde benliğini sorgulamaya başlıyor.
Deneyim aktarımı ve kurumsal hafıza yok oluyor
Bu modelin en büyük darbelerinden biri de mesleki gelişime vuruluyor. İşe yeni giren bir "çaylak", uzaktan çalışma düzeninde tecrübeli isimlerden ilham alma veya onların insani taraflarından faydalanma şansını kaybediyor. Mimiklerin, dokunmanın ve yüz yüze temasın olmadığı her iletişim biçimi, yanlış anlaşılmalara ve sosyal yabancılaşmaya kapı aralıyor. Sosyal bir komün içinde yaşamaya programlı olan insan için, bağlantının sadece iş bittiğinde kesildiği bir hayat, sadece aidiyet sorunu değil, aynı zamanda ciddi bir depresyon riski barındırıyor.
Kaynak: Ürün Dirier













