6 Şubat depremlerinin üçüncü yılı: Kayıplar ve süren tartışmalar

Türkiye, 53 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında kayıplarını anarken, konut vaatleri ve yargı süreçleri tartışılmaya devam ediyor.

6 Şubat depremlerinin üçüncü yılı: Kayıplar ve süren tartışmalar

Ahmet Taş / Yerel Gündem

ANKARA / TÜRKİYE — Türkiye, 6 Şubat 2023’te meydana gelen ve 11 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yılında hayatını kaybedenleri anarken; konut teslimatları, yargı süreçleri ve ihmal iddiaları gündemdeki yerini koruyor.

Cumhuriyet tarihinin en büyük felaketlerinden biri olan ve resmi verilere göre 53 binden fazla can kaybına yol açan depremlerin ardından geçen üç yıla rağmen, bölgedeki sosyal ve ekonomik toparlanma süreci hala tamamlanamadı. Depremin en ağır yıkımı yaşattığı Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Malatya gibi illerde vatandaşlar gece saat 04.17’de bir araya gelerek yakınları için saygı duruşunda bulundu ve adalet çağrılarını yineledi.

Konut vaatleri ve siyasi tartışmalar

Depremin üçüncü yılında, iktidar ve muhalefet arasındaki en büyük tartışma konusu inşa edilen konut sayıları oldu. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, 21 yıllık iktidarın depreme hazırlık yapmadığını ve halen 270 bin kişinin konteynerlerde yaşadığını vurgulayarak süreci eleştirdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ise eleştirilere yanıt vererek 455 bin konutun hak sahiplerine teslim edildiğini ve bunun tarihi bir başarı olduğunu savundu. Ancak bağımsız raporlar, özellikle ilk yıl için verilen 319 bin konut vaadinin gerisinde kalındığına dikkat çekiyor.

Yargılamalar ve kamu görevlileri soruşturması

Felaketin hukuki boyutunda ise yargılamalar devam ediyor. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un paylaştığı verilere göre, depremle ilgili 2 bin 591 ceza davası açılmış durumda ve halihazırda 208 tutuklu bulunuyor. Mağdur aileler ve hukuk örgütleri, yargılamaların yalnızca müteahhitler üzerinde yoğunlaşmasını eleştirerek, ruhsat veren ve denetim yapan kamu görevlileri hakkındaki soruşturmaların yavaş ilerlediğine işaret ediyor. Birçok bölgede belediye başkanları ve imar müdürleri için gerekli olan soruşturma izinlerinin verilmemesi, eleştirilerin odağında yer alıyor.

Kızılay tartışması ve toplumsal hafıza

Depremin ilk günlerinde yaşanan koordinasyon sorunları ve Türk Kızılay’ın Ahbap Derneği’ne çadır satması, afet yönetiminin en çok tartışılan konuları arasında kalmaya devam ediyor. Bu süreçte hiçbir üst düzey yetkilinin sorumluluk kabul ederek istifa etmemesi, sadece bazı yerel bürokratların 'sağlık sorunları' gibi gerekçelerle görevden ayrılması kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Uzmanlar, yapı güvenliği politikalarının ve 'imar barışı' gibi düzenlemelerin depremin yıkıcı etkisini artırdığını savunuyor.

Yaşamın yeniden kurulması ve göç

TÜİK verileri, depremden etkilenen Hatay ve Adıyaman gibi illerden büyük şehirlere yönelik göçün kalıcı hale geldiğini gösteriyor. Ticaret hayatı yavaş yavaş toparlanmaya çalışsa da iş gücü kaybı ve psikolojik travmanın etkileri sürüyor. Türk Psikologlar Derneği, depremzedeler arasında travma sonrası stres bozukluğunun halen yaygın olduğunu bildirirken; uzmanlar beklenen Marmara depremi öncesinde yapı denetim sisteminin Japonya veya Şili örneklerindeki gibi sıkılaştırılması gerektiği uyarısını yineliyor.

www.yerelgundem.com

Kaynak: Euro News