Bahçeli’den KKTC seçimlerine sert çıkış: Bu katılımla Kıbrıs Türklüğünün kaderi temsil edilemez
Devlet Bahçeli, KKTC seçimlerindeki düşük katılımı gerekçe göstererek sonuçların temsil gücünü sorguladı ve Meclis’in acil toplanması çağrısında bulundu. Tartışma, Ankara–Lefkoşa hattında çözüm modeli ve diplomasi dengesini yeniden gündeme taşıyor.
Bahçeli’den KKTC seçimlerine sert çıkış: “Bu katılımla Kıbrıs Türklüğünün kaderi temsil edilemez”
YEREL GÜNDEM / ANKARA, TÜRKİYE
“Parlamento acilen toplanmalı” çağrısı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından düşük katılım oranlarını gerekçe göstererek sonuçların temsil gücünü tartışmaya açtı. Bahçeli, seçim kurulu sonuçları açıklamış olsa da “Kıbrıs Türklüğünün kaderinin bu katılımla temsil edilemeyeceğini” savunarak, KKTC Parlamentosu’nun acil toplantıya çağrılması gerektiğini belirtti. Açıklamasında federasyona dönüş çağrılarına karşı çıktı ve Türkiye ile entegrasyonu önceleyen sert bir siyasi çizgiye işaret etti.
Seçim sonrası denklem: Yeni dönemin başlıkları
Seçimlerin ardından oluşan tablo, Ada’daki müzakere parametrelerinin yeniden ele alınmasını gündeme taşıdı. Bir yanda iki devletli çözüm perspektifi; diğer yanda federasyon zeminine dönüşü savunan yaklaşım, yeni yönetimin ajandasını belirleyecek. Katılım ve meşruiyet tartışmalarının seyri, hem iç siyaset hem de dış aktörlerle yürütülecek diplomasi açısından kritik görülüyor.
Ankara–Lefkoşa ilişkilerinde kritik eşik
Türkiye ile KKTC arasındaki güvenlik, enerji ve Doğu Akdeniz dosyaları, seçim sonucu ve katılım tartışmalarından doğrudan etkilenebilir. Ankara’nın diplomatik dili, askeri–güvenlik iş birlikleri ve ekonomik programlar; Lefkoşa’nın müzakere masasına oturma koşullarını şekillendirebilir. Bu çerçevede, seçim sonrası ilk mesajların tonunun ve atılacak kurumsal adımların, iki başkent arasındaki koordinasyonu ya güçlendireceği ya da yeni bir müzakere gereksinimi doğuracağı değerlendiriliyor.
Katılım tartışmasının siyasal etkisi
Düşük katılımın gündeme oturması, sonuçların hukuki bağlayıcılığı ile toplumsal temsil gücü arasındaki klasik gerilimi yeniden görünür kıldı. Sandık iradesi hukukî olarak sonuç üretse de, katılım oranı; müzakere süreçlerinde, uluslararası muhataplar nezdinde ve iç kamuoyunda siyasi tartışma alanı yaratabilir. Bu nedenle seçim sonrası dönemde, katılımın nedenleri, seçmenin tercih davranışı ve kampanya koşulları üzerine daha ayrıntılı bir değerlendirme bekleniyor.
Olası senaryolar: Gerilim, dengeleme ya da müzakereye dönüş
Önümüzdeki süreç üç olasılık etrafında şekillenebilir:
-
Gerilimli çizgi: Parlamento ve hükümet kanadında sert pozisyonlar, sahada ve söylemde karşılıklı sertleşmeyi tetikleyebilir.
-
Dengeleme siyaseti: Yeni yönetim, içerde kapsayıcı bir dil kurarken dışarıda dosya bazlı iş birliğiyle temkinli bir normalleşme arayabilir.
-
Müzakerelere dönüş: Güven artırıcı adımlar (teknik komiteler, geçişler, ekonomik iş birlikleri) üzerinden yeniden masa kurulabilir; bu ise yüksek iletişim ve koordinasyon gerektirir.













