24 Ocak Kararları ve Türkiye'nin dönüşümü: İstikrar mı, yoksullaşma mı?

Türkiye ekonomisinin dönüm noktalarından olan 24 Ocak Kararları'nın 45. yılında, yazar Ali Nejat Ölçen'in perspektifinden süreci ve etkilerini derledik.

24 Ocak Kararları ve Türkiye'nin dönüşümü: İstikrar mı, yoksullaşma mı?

AHMET TAŞ | YEREL GÜNDEM 

 ANKARA, TÜRKİYE — Türkiye ekonomisinin ve siyasi yapısının en önemli kırılma noktalarından biri olarak kabul edilen 24 Ocak 1980 Kararları'nın üzerinden 45 yıl geçti. Dönemin Başbakanlık Müsteşarı Turgut Özal ve ekibi tarafından hazırlanan ve IMF programı çerçevesinde şekillenen "İktisadi İstikrar Kararları", o günden bugüne tartışılmaya devam ediyor.

Araştırmacı yazar Ali Nejat Ölçen'in analizlerine göre, bu süreç "devlet ve milletin mülksüzleştirildiği, borçlandırıldığı ve yoksullaştırıldığı" bir dönem olarak tanımlanıyor.

24 Ocak'tan 12 Eylül'e giden yol

24 Ocak kararları, Süleyman Demirel başbakanlığındaki Milliyetçi Cephe Hükümeti döneminde TBMM tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi. Ancak bu ekonomik programın uygulanabilmesi için siyasi ve toplumsal zeminin hazırlanması gerekiyordu.

Ölçen'e göre, o dönemde sokak anarşisinin yükselmesi ve meclisin kilitlenmesi tesadüf değildi. Siyasi parti liderlerinin söylemleri ve eylemsizlikleri, askeri müdahaleye davetiye çıkaran bir atmosfer yarattı.

Liderlerin tutumu ve darbe çağrısı

Ali Nejat Ölçen, dönemin siyasi liderlerinin tutumlarını şöyle özetliyor:

  • Süleyman Demirel: "Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz" diyerek şiddet olaylarına karşı taraflı bir tutum sergiledi.

  • Alparslan Türkeş: Sıkıyönetim ilan edilmesini ve ordunun idareye el koymasını önerdi.

  • Bülent Ecevit: Genelkurmay Başkanı Kenan Evren'i arayarak, "Bu faşizmi ne zaman gelip önleyeceksiniz?" diye sordu.

Ölçen, bu tabloyu "Kenan Evren'i 12 Eylül ile suçlamak, onu davet eden üç siyasi parti liderini bağışlamakla eş anlamlıdır" sözleriyle eleştiriyor.

"Darbe olmasaydı kararlar fiyasko olurdu"

Kenan Evren'in 1991 yılında yaptığı "Eğer 24 Ocak kararlarının arkasından 12 Eylül dönemi gelmemiş olsaydı, o tedbirlerin fiyasko ile sonuçlanacağından hiç şüphem yoktu" açıklaması, ekonomik kararlar ile askeri darbe arasındaki doğrudan ilişkiyi gözler önüne seriyor.

Turgut Özal'ın daha sonra başbakanlığı döneminde hazırlattığı "Milli Kültür Raporu" ve "Türk-İslam Sentezi" politikaları, bugünkü siyasi yapının temellerini atan adımlar olarak değerlendiriliyor. Ölçen'e göre, bu süreç Atatürk'ün ulus devlet anlayışının zayıflatılmasına ve bugünkü iktidar yapısının oluşmasına zemin hazırladı.

www.yerelgundem.com