Hilal Kaplan’dan medya-siyaset eleştirisi: İğne acıtacak yere batırılsın
Medyadaki özeleştiri tartışmalarını değerlendiren Hilal Kaplan, Batı ile yapılan kıyaslamaların tutarsız olduğunu belirterek, asıl meselenin kimin hangi bedeli ödediği olduğunu vurguladı.
YEREL GÜNDEM / İSTANBUL, TÜRKİYE — 04 OCAK 2026
Sabah gazetesi yazarı Hilal Kaplan, son dönemde medyada artan özeleştiri yazılarını ve Batı merkezli kıyaslamaları köşesine taşıdı. Kaplan, Türkiye'deki medya-siyaset ilişkisini ABD ve İngiltere örnekleri üzerinden eleştirmenin "kolaycılık" olduğunu savunarak, asıl odaklanılması gereken noktanın "bedel ödemek" olduğunu belirtti.
Yazısında, gazeteci ile siyaset yorumcusu (political commentator) arasındaki farkın net bir şekilde ortaya konulması gerektiğini vurgulayan Kaplan, Batı medyasında da siyasi pozisyonların açıkça bilindiğine dikkat çekti.
"Batı'da pozisyonlar açıktır"
Kaplan, ABD ve İngiltere medyasından örnekler vererek, siyaset yorumculuğunun doğası gereği tarafsızlık beklenmeyen bir alan olduğunu ifade etti. CNN, MSNBC ve Fox News gibi kanallardaki yorumcu profillerine değinen Kaplan, şunları kaydetti:
"CNN'de Cumhuriyetçi konuğun karşısına mutlaka Demokrat bir yorumcu konurken; Demokrat olduğu bilinen MSNBC'de Cumhuriyetçi konuğa neredeyse hiç rastlamazsınız. İngiltere'de Andrew Neil'in muhafazakâr olduğunu cümle âlem bilir ama kendisi uzun yıllar BBC'de moderatörlük yapabilmiştir."
"Steril bir vitrin sunuluyor"
Türkiye'nin içinden geçtiği zorlu süreçlerin Batı demokrasileriyle kıyaslanamayacağını belirten Kaplan, 15 Temmuz darbe girişimi ve terör tehditlerini hatırlattı. "Gelişmiş Batılı ülkelerde bunları yaşayan siyaset yorumcuları bulamazsınız" diyen Kaplan, Türkiye'deki güç ilişkilerinin Batı vitrini üzerinden yargılanmasına tepki gösterdi.
Kaplan ayrıca, AK Partili siyasetçilerin medyada yeterince görünmemesini de eleştirdi: "Çoğu kritik meselede televizyona çıkmayı bırakın, sosyal medya paylaşımı yapmaktan bile imtina eden önemli bir kesim mevcut. Siyaset yorumcularının bu kadar neşvü nemâ bulmasının sebebi de bu yokluktur."
"Asıl mesele ödenen bedeldir"
Yazısının sonunda özeleştirinin gerçekçi olması gerektiğini vurgulayan Hilal Kaplan, şu ifadeleri kullandı:
"Medya-siyaset ilişkisini tartışacaksak, ideolojik pozisyonların açıklığından değil, bu ülkede kimlerin dokunulmaz, kimlerin ise harcanabilir olduğundan başlamalıyız. Aksi hâlde yapılan her özeleştiri, gerçeği deşmek yerine onu makyajlamaktan öteye geçmez."













