Hüseyin Çelik: Çözüm etnik değil hukuk devleti olmaktan geçer
AKP kurucusu Hüseyin Çelik, "Terörsüz Türkiye" sürecini değerlendirerek çözümün etnik ayrıcalıkta değil, tam demokrasi ve hukuk devletinde olduğunu vurguladı.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
ANKARA, TÜRKİYE — AKP’nin kurucu isimlerinden ve eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, son dönemde gündeme gelen "Terörsüz Türkiye" süreci ve yürütülen görüşmelere ilişkin eleştirilerde bulunarak, çözümün etnik temelli düzenlemelerde değil, hukuk devleti ilkelerinde aranması gerektiğini belirtti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a yönelik çağrısı ve DEM Parti’nin anayasa değişikliği talepleriyle ısınan siyaset gündemine dair konuşan Çelik, Türk ve Kürt ırkçılığına eş zamanlı tepki gösterilmesi çağrısında bulundu.
Hukuk devleti ve demokrasi vurgusu
Sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulunan Çelik, Türkiye’de milyonlarca Türk-Kürt evliliği bulunduğunu ve toplumun iç içe geçtiğini hatırlattı. Farklılıkların korunarak huzur içinde yaşamanın "aynileşmeyi" gerektirmediğini savunan Çelik, şu ifadeleri kullandı:
"Hiçbir etnik grup için özel bir şey yapmamıza da gerek yok. Çare ve çözüm, gerçek anlamda bir hukuk devleti ve demokrasiye sahip olmaktan geçer."
Irkçılıkla mücadele çağrısı
Çelik, Kürt vatandaşların siyasi Kürtçülük hareketlerinden ayrı tutulması gerektiğinin altını çizdi. Yanlış politikaların devam etmemesi için bakış açısının değişmesi gerektiğini belirten Çelik, "Hem Türk ırkçılığına hem de Kürt ırkçılığına aynı şekilde tepki göstermek her yurtsever vatandaşın görevi olmalıdır. Kürtleri, Kürtçülerden ayrı olarak düşünüp ele almadığımız sürece yanlış yapmaya devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.
Sürecin arka planı
Türkiye'de son dönemde "Terörsüz Türkiye" başlığı altında yeni bir süreç tartışılıyor. Meclis’te kurulan komisyonların İmralı ziyaretleri ve MHP lideri Bahçeli’nin "Öcalan umuda, Demirtaş yuvasına dönünceye kadar" şeklindeki çıkışları, siyasi kulislerde "umut hakkı" tartışmalarını beraberinde getirmişti. Çelik’in bu çıkışı, iktidar kanadında sürece dair farklı yaklaşımların da olduğunu gösteriyor.













