DEM Parti samimiyetime inanır Dervişoğlu'ndan sistem çıkışı
İYI Parti lideri Dervişoğlu, SÖZCÜ TV'de gündemi sarstı: Erdoğan'ın adaylığından İmralı raporlarına, Kürt meselesinden başkanlık sistemine kadar tarihi uyarılar.
Ahmet Taş / Yerel Gündem
İSTANBUL, TÜRKİYE — İYI Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, SÖZCÜ TV ekranlarında yayınlanan "Liderler Özel" programında, Türkiye’nin içinden geçtiği siyasi türbülansı, yeni anayasa tartışmalarını ve "çözüm süreci" adı altında yürütülen müzakereleri sert sözlerle eleştirdi.
Sözcü Televizyonu Genel Müdürü Güney Öztürk, Genel Yayın Yönetmeni İpek Özbey ve Ankara Temsilcisi Aslı Kurtuluş Mutlu’nun sorularını yanıtlayan Dervişoğlu, Türkiye’nin kimlik siyaseti üzerinden kutuplaştırıldığını ancak milletin asıl sorununun sistemin getirdiği tıkanıklık olduğunu vurguladı. Dervişoğlu’nun özellikle "Bugün bir DEM’in, ortaklık kurduğu çevrelerden daha fazla benim samimiyetime inandığını düşünüyorum" çıkışı, programın en çok konuşulan başlıklarından biri oldu.
"Siyasi manevraları meşrulaştırmayı reddettik"
Meclis'te kurulan çeşitli anayasa ve uzlaşma komisyonlarına İYI Parti’nin neden katılmadığına dair net bir çerçeve çizen Dervişoğlu, bu komisyonların siyasi partileri terör örgütünün emelleriyle eşitleme riski taşıdığını savundu. Komisyona katılmama gerekçesini halka defalarca anlattığını belirten Dervişoğlu, "Hayır oylarımızla kendi kararlarını meşrulaştıracak bir zemin arayışı içerisinde olduklarını gözlemlemiştim" dedi.
Türkiye’nin tartışma masasına yatırılan milli kimliğinin ve üniter yapısının bir beka meselesi olduğunu ifade eden Dervişoğlu, "Bir eşkıya başının devletle eşitlenmesine bağlı olarak, toplumun bir kesiminin temsilcisi gibi anılmasına vesile olacak türden kaygılarımı hep paylaştım" sözleriyle mevcut sürece yönelik endişelerini dile getirdi.
Erdoğan’ın adaylığı ve 400 milletvekili şartı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığı tartışmalarına anayasal bir perspektiften bakan Dervişoğlu, bu sürecin öncelikle meclis aritmetiğine bağlı olduğunu hatırlattı. Erdoğan’ın adaylığının devam etmesi için meclisin nitelikli çoğunlukla erken seçim kararı alması gerektiğini belirten lider, "Eğer Anayasa'yı değiştirebilecek 400 sayısına ulaşması mümkün olursa, o zaman bu rejimi katmerli hale getirme imkanı da beraberinde gelir" uyarısında bulundu.
Mevcut sistemin sürdürülebilir bir düzen inşa etmediğini savunan Dervişoğlu, "Sayın Cumhurbaşkanı kendi dönemini katmerlemek isteyebilir. Zaten Anayasa'ya göre en fazla iki defa seçiliyorsunuz. Sayın Cumhurbaşkanı üçüncü defa seçildi" diyerek anayasal sınırların zorlandığına işaret etti.
İmralı raporları ve Bahçeli’nin "Kilim" hediyesi
Programın en çarpıcı bölümlerinden biri, İmralı’dan gelen raporlar ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a gönderdiği iddia edilen hediye üzerine oldu. Öcalan’ın Bahçeli’ye "Barış ve Demokrasi Kilimi" hediye ettiği yönündeki haberleri değerlendiren Dervişoğlu, "O ismi Sayın Bahçeli verdi kilime. Sayın Bahçeli, süreçlere, kilimlere, hatıralara isim vermekte mahirdir" diyerek imalı bir eleştiride bulundu.
İmralı raporlarının önce 4 sayfa, ardından 16 sayfa ve son olarak 60 sayfanın üzerine çıktığına dair duyumlarını paylaşan Dervişoğlu, bu raporların Türkiye Büyük Millet Meclisi dışındaki birimlerce redakte edildiğini öne sürdü. "Bir komisyon gönderiyorsunuz ama komisyonun tutanaklarını tutmaya bile muktedir değilsiniz" diyen Dervişoğlu, tutanağın başka, redaksiyonun başka ellerde olmasını meclis iradesine vurulmuş bir darbe olarak niteledi.
"Kürtleri oy deposu olarak görmüyorum"
Kürt meselesine bakışını "etnik" bir pencereden değil, "vatandaşlık" temelinden kurduğunu belirten Dervişoğlu, "Ben Kürtleri bir oy deposu olarak görmüyorum. Ben Kürtleri bu ülkenin eşit ve onurlu vatandaşları olarak görüyorum" dedi. Türkiye’deki Kürt nüfusunun yüzde 60’tan fazlasının Ankara’nın batısında yaşadığını hatırlatan lider, "PKK eşittir Kürtler" denkleminin Kürtlere yapılmış en büyük ihanet olduğunu savundu.
Dervişoğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran halka Türk milleti denir" ifadesine atıfta bulunarak, cumhuriyet vatandaşlığının siyasal bir tanımlama olduğunu, bunun bir etnik işaretleme olmadığını vurguladı.
Suriye ve PKK varlığı: "İsim oyunlarıyla zafer kazanılmaz"
Suriye’deki gelişmeleri değerlendirirken iktidarın "zafer" söylemlerini eleştiren Dervişoğlu, PKK’nın farklı adlarla bölgedeki varlığını sürdürdüğüne dikkat çekti. "Fırat’ın doğusunda SDG unsurları uzun vadede tehdit oluşturacak şekilde konuşlanıyorsa, burada bir zaferden söz edilemez" diyen Dervişoğlu, PKK’nın Türkiye’nin yanındaki varlığını sürdürdüğü sürece güvenlik probleminin ortadan kalkmış sayılmayacağını belirtti.
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in bölgedeki beklentilerinin farklılaştığını söyleyen Dervişoğlu, Türkiye’nin bu tabloya kendi güvenlik penceresinden bakmak zorunda olduğunu ve İmralı’daki bir "katilin" sözüyle silah bırakılacağını düşünmenin akıldan vareste olduğunu ifade etti.
"Bu sistem Türkiye'ye ağır geliyor"
Konuşmasının sonunda mevcut yönetim sistemine yönelik köklü eleştiriler getiren Dervişoğlu, "Tek başına iktidar diye bir şey yok. Tek başına iktidar Cumhurbaşkanı. Yeni sisteme adapte olmakta zorlanıyoruz" dedi. Bu sistemden tek başına kurtulmanın yollarını aramak gerektiğini belirten lider, "Bu sistem Türkiye’ye ağır geliyor. Siyasette sisteme alışamadı. Arzum parlamenter sistemdir" sözleriyle IYI Parti’nin stratejik hedefini bir kez daha teyit etti.
Tuncer Bakırhan’ın Kürtçe konuşması ve "eşit vatandaşlık" tartışmalarına da değinen Dervişoğlu, bireysel anlamda hak eşitliğinin zaten anayasal bir gereklilik olduğunu ancak "iki farklı milletiz ve kurucu unsur olarak eşit olmalıyız" yaklaşımının Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin felsefesiyle asla bağdaşmayacağını belirtti.













