KAAN’da motor düğümü: Kısa vadede uçuş, uzun vadede egemenlik arayışı
KAAN’da motor seçimi: kısa vadede yabancı motorla uçuş temposu, orta-uzun vadede IP güvenceli yerli çekirdek ve çoklu tedarik stratejisi.
KAAN’da motor düğümü: Kısa vadede uçuş, uzun vadede egemenlik arayışı
YEREL GÜNDEM / ANKARA
ABD-İngiltere bağımlılığı ile “yerli çekirdek” arasında ince denge
Türkiye’nin 5. nesil muharip uçağı KAAN, ilk prototip uçuşlarını ABD menşeli bir motorla gerçekleştirerek programın görünürlüğünü ve test temposunu koruyor. Bu tercih kısa vadede uçuşa elverişlilik ve takvim avantajı sağlarken, ihracat lisansları ve yaptırım rejimlerine açık bir bağımlılığı da beraberinde getiriyor. Savunma çevrelerinde öne çıkan soru şu: Operasyonel sürekliliği bozmadan, motor alanında stratejik egemenliğe nasıl geçilecek?
“2–3 yılda özgün motor” beklentisi gerçekçi değil
Askerî turbofan geliştirme; süperalaşım malzeme teknolojilerinden tek kristal türbin kanadına, termal bariyer kaplamadan (TBC) yüksek çevrim yer-uçuş testlerine ve kuş/ice-ingestion senaryolarına uzanan ağır bir sertifikasyon zinciri gerektiriyor. Dünya örnekleri, sıfırdan art yakıcılı bir çekirdeğin olgunlaştırılmasının genellikle 8–12 yıllık bir planlama döngüsü istediğini gösteriyor. Bu nedenle “2–3 yılda yeni motor” beklentisi teknik ve sertifikasyon gerçekliğiyle uyuşmuyor. Kısa vadeli çözüm için eldeki yabancı motorla testlerin sürdürülmesi rasyonel; orta-uzun vadede ise ya kapsamlı bir ortaklık (fikrî mülkiyet ve ihracat lisansı güvenceli) ya da tamamen yerli çekirdeğe dayalı bir rota gerekli.
Rolls-Royce hattı, Eurofighter köprüsü ve EJ200 seçeneği
Yıllardır gündemde olan Rolls-Royce ile ortak motor fikri, fikrî mülkiyet (IP) paylaşımı ve yerlileştirme derinliği tartışmalarına takıldı. Bu başlık tamamen kapanmış değil; ancak ileriye dönük ilerleme, IP/kaynak kod/MRO yetkisi ve alt yüklenici paylaşımı gibi maddelerin “en baştan” sözleşmeye bağlanmasına bağlı.
Bunun yanında Ankara’nın Eurofighter Typhoon ilgisi, siyasî-askerî pazarlık zemini sağlayabilir. EJ200 ekosistemi, KAAN’ın ihtiyacı olan itki bandına doğrudan oturmasa da, mühendislik işbirliği, alt sistem erişimi ve sertifikasyon tecrübesi açısından “köprü” etkisi yaratabilir. Bu güzergâh, tedarik riskini çeşitlendirirken motor alanında da kurumsal erişimi kolaylaştırma potansiyeli taşıyor.
Hollanda ile işbirliği: Güçlü aeroyapı, sınırlı motor OEM kapasitesi
Hollanda, GKN Fokker başta olmak üzere aeroyapı, iniş takımı ve kablo demeti (EWIS) gibi alanlarda Avrupa’nın güçlü oyuncularından. Kompozit ve termoplastik teknolojilerindeki yetkinlik, KAAN’ın gövde/kanat/talepleri için değerli eşleşmeler sunuyor. Ancak savaş uçağı motoru çekirdeği geliştirmek, bambaşka bir sanayi ölçeği ve sertifikasyon dünyası. Hollanda’da motor OEM’i ölçeğinde bir gaz türbin çekirdek ekosistemi bulunmadığından, bu başlık ya büyük bir motor üreticisiyle üçlü kurguya dönüştürülmeli ya da aeroyapı/aviyonik/iniş takımı gibi yan alanlarda derinleştirilmelidir.
Çift kulvar stratejisi: Uçuş temposu + egemen motor
Gerçekçi bir yol haritası, iki kulvarın aynı anda yürütülmesini gerektiriyor:
(1) Operasyonel süreklilik kulvarı: Mevcut yabancı motorla prototip/erken blok uçuşlarını kesintisiz sürdürmek, pilot ve bakım ekosistemini geliştirmek, test verisi üretmek. Bu, KAAN’ın eğitim ve doktrin tarafında gecikme yaşamamasını sağlar.
(2) Egemenlik kulvarı: Ya RR ile IP güvenceli bir ortaklığa gidip orta vadeli “ortak çekirdek” üzerinde mutabakat sağlamak ya da tamamen yerli çekirdeğe yatırım yaparak 2030’lar bandında sertifikasyona yürüyecek bir takvim oluşturmak. Her iki senaryoda da IP, lisans, MRO yetkisi ve ihracat kısıtlarına karşı bağışıklık sağlayacak sözleşme maddeleri kilittir.
İnsansız kabiliyetler: MUM-T ile baskıyı azaltmak
KAAN olgunlaşana kadar, yüksek kapasiteli İHA/UCAV’ların (ör. loyal wingman kurguları) insanlı-unsansız müşterek harekât (MUM-T) içinde daha sistematik kullanımı; SEAD/ISR ve belirli taarruz görevlerinde risk dağılımı sağlar. Bu yaklaşım, motor bağımlılığından kaynaklanabilecek dar boğazların muharip güce etkisini yumuşatır; KAAN’ın bloklar hâlinde evrilmesine zaman kazandırır.
Siyaset-tekniğin kesişimi: Yaptırım riski yönetimi
CAATSA kısıtları ve ihracat lisansı dinamikleri tamamen ortadan kalkmış değil. Bu nedenle, motor ve kritik alt sistem sözleşmelerinde “lisans sürekliliği, alternatif tedarik, yerinde bakım-yenileme (MRO) ve stok yönetimi” gibi güvence maddelerinin sert biçimde tanımlanması gerekiyor. Ayrıca çoklu tedarik (ABD-İngiltere-Avrupa ekseninde dengeli sepet) ve yerli çekirdek kulvarının aynı anda yürütülmesi, jeopolitik dalgalanmalara karşı en makul sigorta.
Sonuç: Hızlı uçuş, sabırlı motor
KAAN’ın önümüzdeki üç-beş yılında hedef; uçuşları ve testleri kesintisiz sürdürmek, kokpit/aviyonik/silah entegrasyonunu olgunlaştırmak ve bakım-onarım ekosistemini büyütmek olmalı. Motor egemenliği ise daha uzun soluklu, sermaye yoğun ve disiplinli bir AR-GE takvimi gerektiriyor. Türkiye’nin savunma sanayii için en rasyonel kombinasyon; kısa vadede uçuş temposu + orta-uzun vadede IP güvenceli motor ekseninde ilerlemek ve bu iki kulvarı birbirini besleyecek şekilde senkron tutmaktır.
Kaynak: Hollanda'da Yaşayan Selime adlı Türk vatandaşının Kaan Uçağı ile ilgili habere yazdığı yorumdan faydalanılmıştır.













