Avrupa’da göç krizi: Aşırı sağ söylem merkeze yerleşti

Avrupa'da göç karşıtı söylemler sertleşirken, merkez partiler aşırı sağ politikaları benimsiyor ve toplumsal kutuplaşma kıta genelinde derinleşiyor.

Avrupa’da göç krizi: Aşırı sağ söylem merkeze yerleşti

YEREL GÜNDEM / LONDRA, İNGİLTERE — 14 ARALIK 2025

Avrupa genelinde göçmen karşıtı söylemler giderek sertleşirken, bir zamanlar yalnızca aşırı sağ partilere özgü kabul edilen radikal politikalar ve ayrıştırıcı dil, artık merkez siyasetin ve ana akım tartışmaların merkezine yerleşiyor.

Siyasi yelpazenin merkezindeki partilerin de kamuoyu baskısıyla daha katı bir çizgiye kayması, kıta genelinde toplumsal kutuplaşmayı derinleştirirken; uzmanlar ve insan hakları savunucuları bu eğilimin demokratik değerler üzerindeki uzun vadeli etkileri konusunda uyarıyor. Reform UK, Almanya için Alternatif (AfD) ve Fransa’daki Ulusal Birlik gibi partilerin yükselişi, göçü doğrudan bir "tehdit" olarak tanımlayan politikaları normalleştiriyor.

Ana akım siyasette eksen kayması

Queen’s University Belfast’tan akademisyen Kieran Connell, bir zamanlar marjinal kabul edilen fikirlerin artık siyasi tartışmanın odağında olduğunu belirtiyor. Bu değişimde, ABD Başkanı Donald Trump’ın göçmenlere yönelik sert ifadeleri ve Avrupa’yı "medeniyet kaybı" riskiyle karşı karşıya gösteren yeni ulusal güvenlik stratejisinin de etkisi bulunuyor.

Merkez partiler, sağ popülistlerin yükselişini durdurmak adına söylemlerini sertleştiriyor. Ancak Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O’Flaherty, bu stratejinin ters teptiğini savunarak, "Verilen her taviz, bir sonrakinin zeminini hazırlıyor. Bugün hedef göçmenler; peki yarın kim olacak?" sorusunu yöneltiyor.

İngiltere'de toplumsal gerilim ve protestolar

İngiltere, bu sertleşmenin en net görüldüğü ülkelerin başında geliyor. Londra sokaklarında düzenlenen ve 100 bini aşkın kişinin katıldığı protestolarda "ülkemizi geri istiyoruz" sloganları atılırken, Fransız aşırı sağcı Eric Zemmour gibi figürler "büyük ikame" komplo teorilerini kalabalıklara aktarıyor.

İşçi Partisi lideri ve Başbakan Keir Starmer, ırkçılığı kınasa da göç politikalarında Danimarka modelini andıran kısıtlayıcı adımlar atıyor. Starmer’ın geçmişte ülkenin "yabancılar adasına" dönüşme riski taşıdığını söylemesi, parti içindeki sol kanadın tepkisini çekmişti. King’s College London’dan Bobby Duffy’ye göre, ülkede 2008 krizinden bu yana kök salan "ulusal bölünmüşlük hissi", sosyal medya algoritmalarının da etkisiyle giderek daha uç siyasi pozisyonları besliyor.

Almanya ve Avrupa genelinde sertleşen ton

Benzer bir eğilim Almanya’da da gözlemleniyor. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, AfD’nin yükselişine karşı göç konusundaki dilini belirgin şekilde sertleştirdi. Merz’in, Almanya’nın "şehir görünümü" ile ilgili sorunlar yaşadığına dair açıklamaları, entegrasyon tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Öte yandan, söylemlerin sertleşmesi sokaklara şiddet olarak yansıyor. İngiltere ve Galler’de nefret suçları bir önceki yıla göre yüzde 2 artarak 115 bini aştı. İrlanda ve Hollanda’da da sığınmacı merkezlerine yönelik saldırılar ve polis çatışmaları, göç meselesinin ideolojik bir çatışma alanına dönüştüğünü gösteriyor.

www.yerelgundem.com