Kocabıyık portresi: TCK 299 ekseninde sertleşen ifade özgürlüğü tartışması

Eski milletvekili Hüseyin Kocabıyık hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla verilen tutuklama kararı, TCK 299 ekseninde ifade özgürlüğü–hakaret ayrımını yeniden gündeme taşıdı. Dosya, ölçülülük ve bağlam kriterleriyle birlikte olası mevzuat reformlarını da tartışmaya açıyor.

Kocabıyık portresi: TCK 299 ekseninde sertleşen ifade özgürlüğü tartışması

“Kocabıyık portresi”: TCK 299 ekseninde sertleşen ifade özgürlüğü tartışması

YEREL GÜNDEM / ANKARA, TÜRKİYE

Portre: Devlet tecrübesinden medya ve siyasete uzanan bir kariyer

Güncel tartışmanın merkezindeki isim, 53, 54 ve 55. hükümetlerde başbakan başdanışmanlığı görevinde bulunmuş, düşünce kuruluşları ve sivil toplumda çeşitli pozisyonlar üstlenmiş, TBMM’nin 25 ve 26’ncı dönemlerinde milletvekilliği yapmış Hüseyin Kocabıyık. Akademi, bürokrasi, medya ve siyaset arasında uzanan bu çizgi; Türk Demokrasi Vakfı ve Politika Merkezi gibi kurumlarda yöneticilik, Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı’nda idari görevler, Karpaz Üniversitesi mütevelli heyet üyeliği gibi başlıklarla çeşitlendi. Kamusal görünürlüğünün temel ekseni, politika üretimi ve siyasal iletişim oldu.

Tutuklama kararı ve TCK 299: “Sınır nerede başlar?” sorusu

Kocabıyık’ın sosyal medya paylaşımlarına yönelik soruşturma, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla tutuklamaya uzandı. Türk Ceza Kanunu’nun 299’uncu maddesi, devlet başkanına yönelik hakaret iddialarını özel bir koruma rejimi altında düzenliyor. Hukuki tartışmanın düğüm noktası ise eleştiri-hakaret ayrımı: Politik eleştirinin, kamu yararı ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı durumlarda cezai yaptırıma konu olmaması gerektiği savunuluyor. Buna karşılık, kişisel onur ve saygınlığı hedef alan ifadelerin suç sınırına girebileceği görüşü yerel mahkemelerde farklı yorumlarla karara bağlanıyor.

Yüksek yargı perspektifi: Ölçülülük, bağlam ve kamu yararı

Yüksek mahkeme karar özetlerinde öne çıkan ortak parametreler; “ifadenin bağlamı, kullanılan dil, kamu yararı ve hedef alınan kişinin kamusal rolü.” Anayasal yargı pratiğinde, sert ve hatta rahatsız edici eleştirilerin demokratik toplum düzeninin parçası olduğu; siyasal figürlerin, sıradan kişilere kıyasla daha geniş eleştiri eşiğine sahip bulunduğu vurgulanıyor. Uygulamada ise soruşturma ve tutuklama mekanizmalarının sık devreye girmesi, “ölçülülük” kriteri üzerinden yeniden değerlendirme çağrılarını güçlendiriyor.

Uluslararası karşılaştırmalar: Avrupa’da trend sınırlama ya da kaldırma yönünde

Avrupa pratiğinde son on yılda, devlet başkanına özel cezai koruma sağlayan düzenlemelerin önemli kısmı ya yürürlükten kalktı ya da fiilen uygulanmaz hale geldi. Bazı ülkeler, devlet başkanına hakareti genel hakaret rejimi içine çekerek cezai yaptırımı daralttı; bazıları tamamen kaldırmayı seçti. Bu çerçeve, “ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması ve siyasi eleştirinin cezalandırılmaması” ilkesini öne çıkarıyor. Karşılaştırmalı hukukta öne sürülen temel gerekçe, “siyasal iktidarın eleştiriye tahammül eşiği, demokratik meşruiyetin parçasıdır” yaklaşımı.

Veri ve algı: Soruşturmaların sayısı, oto sansür ve kamusal iklim

Türkiye’de yıllar içinde artan soruşturma-dava sayıları, özellikle sosyal medya çağında “oto sansür” riskini tartışmanın odağına taşıyor. Eleştirel dilin kriminalize edildiği algısı, kamusal tartışmanın “soğumasına” ve ifade kanallarının “kendini sınırlamasına” yol açabiliyor. Buna karşı argüman ise “devlet başkanının kişilik haklarını koruma” gereği. İki yaklaşım arasındaki dengeyi kuracak olanın; somut olayda kullanılan ifadelerin bağlamı, ölçüsü ve hedefinin titizlikle tespiti olduğuna dikkat çekiliyor.

Siyaset ve toplumsal hassasiyet: Eleştiri ile saygı çizgisini birlikte korumak

Siyasal alanın sertleştiği dönemlerde, tartışma kültürünün korunması kritik önem taşıyor. Kamuoyunda, “devlete ve kurumlara saygı” ile “iktidarı eleştirme hakkı”nın bir arada yürütülmesi gerektiği yönünde geniş bir beklenti mevcut. Kocabıyık dosyası etrafında oluşan gündem, bir yandan ifade özgürlüğü sınırlarını yeniden gündeme getirirken, diğer yandan yargı kararlarının öngörülebilirliği ve tutarlılığına dair talepleri görünür kılıyor.

Önümüzdeki süreç: Hukuki denetim ve olası reform başlıkları

Yargısal denetim yollarının tüketilmesi, içtihat birliğinin güçlendirilmesi ve mevzuatın güncellenmesi ihtimali, dosyanın ötesinde sistemik bir tartışmayı işaret ediyor. Uzmanlara göre, ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki hassas denge; daha açık ölçütler, net tanımlar ve orantılı yaptırımlarla güçlendirilebilir. Bu yönde atılacak adımlar, hem demokratik standartları hem de kamusal tartışmanın kalitesini artırma potansiyeli taşıyor.


www.yerelgundem.com

Kaynak: Soner Yalçın / Nefes