Tunç Soyer’e Dolaylı Gönderme: Popülizm Değil Gerçekçilik

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, sosyal belediyecilik anlayışına mesafeli açıklamalarıyla dikkat çekti. Tunç Soyer dönemine gönderme yapan Tugay, popülizm yerine gerçekçi ve sorumlu bir yönetim anlayışı vurgusu yaptı.

Tunç Soyer’e Dolaylı Gönderme: Popülizm Değil Gerçekçilik

Tugay’dan Net Mesaj: Romantik Belediyecilik Bitti, Hesap Zamanı

YEREL GÜNDEM / İZMİR

Tunç Soyer’e Dolaylı Gönderme: Popülizm Değil Gerçekçilik

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın son açıklamaları, CHP içinde ve kent siyasetinde önemli tartışmaları beraberinde getirdi. Tugay, kamuoyuna yaptığı değerlendirmede, İZMAR ve Menemen’deki sosyal konut projelerini hedef alarak, önceki dönemin sembol uygulamalarını “popülist” bulduğunu açıkça dile getirdi. “İZMAR nasıl halkın bakkalı değilse, Menemen’deki sosyal konutlar da kooperatif modeliyle yapılan işler değil” diyerek eski başkan Tunç Soyer’in “sosyal belediyecilik” anlayışına mesafe koydu.

“Ayakları Yere Basmayan İşler Devri Bitti”

Tugay’ın bu çıkışı sadece teknik bir açıklama değil; aynı zamanda ideolojik bir duruşu temsil ediyor. “Popülizmi bırakın, gerçekçiliğe gelin” vurgusu, CHP’de uzun süredir konuşulan sol romantizm tartışmalarına da gönderme niteliğinde. Tugay, hem mali sorumluluğa dikkat çekerken hem de selefi Tunç Soyer’in bıraktığı ekonomik mirasa işaret ederek, “Bize seçimden 5 gün önce yapılmış sorumsuz bir sözleşmeyi örnek gösteriyorlar” dedi.

Bu cümle, sadece geçmiş dönemin uygulamalarına değil, aynı zamanda parti içindeki politik yaklaşımlara da bir eleştiri içeriyor. Tugay, net biçimde “temizlik yapıyorum” diyerek, eski döneme karşı sınır çizdi.

CHP İçinde Dengeler Değişiyor mu?

Tugay’ın bu söylemi, CHP içinde yankı bulmaya başladı. Özellikle Tunç Soyer’e yakın ekiplerde rahatsızlık yaratacağı kesin. Ancak parti içindeki tepkiler, şu an için örgüt disiplini ve “parti içi denge” gerekçesiyle kamuoyuna yansıtılmıyor. CHP’nin klasik “halef-selef” nezaketini aşan Tugay, doğrudan konuşmayı tercih ederek yeni bir siyaset tarzı benimsediğini gösterdi.

Bu da partideki “duygusal solcular” ile “teknokrat realistler” arasındaki ayrımı yeniden görünür hale getiriyor. Tugay’ın net tavrı, “ben romantik solun değil, rasyonel belediyeciliğin temsilcisiyim” mesajı veriyor.

Özgür Özel ve Yeni CHP Duruşu

Bu çıkışın bir diğer önemli ayağı ise CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yaklaşımı. Tugay’ın “boş ideoloji değil, iş üreten siyaset” mesajı, genel merkeze de bir mesaj niteliğinde. Özel, partiyi gençleştirmek ve daha kurumsal bir kimliğe oturtmak istiyor. Bu süreçte Cemil Tugay gibi isimler, potansiyel olarak “örnek figür” olabilir.

Ancak bu modelin partideki eski yapıların tepkisini çekeceği de açık. Tugay’ın “vitrin halkçılığı”nı eleştiren söylemleri, CHP’de yeni bir tartışmanın fitilini ateşleyebilir. Tugay, kazanabilir; çünkü sorumluluk alıyor, net konuşuyor, halkta “dürüst siyasetçi” imajı yaratıyor. Ama aynı zamanda yalnızlaşma riskini de göze almış görünüyor.

İzmir’de Yeni Dönem: Hayaller Değil, Hesap Kitap

Grev tehdidinden ekonomik krizlere kadar birçok meseleyle doğrudan yüzleşen Tugay, hem seçmenine hem de parti örgütüne net bir duruş sergiliyor. “Ben eski başkan değilim” diyerek, romantik belediyecilik anlayışından uzak duracağını ve sorunlara teknik çözümler getireceğini vurguluyor.

Özellikle sosyal konut ve kamu şirketleri gibi başlıklarda, idealist yaklaşımı terk ederek reel politikayı önceleyen Tugay, yeni dönemin sinyallerini güçlü biçimde veriyor.

CHP’de Kartlar Yeniden Mi Dağıtılıyor?

Tugay’ın net çıkışı, CHP’de yeni bir liderlik yaklaşımının da habercisi olabilir. Belediyecilikte teknik kapasiteye dayalı yönetim modeli, CHP’nin gelecekteki stratejilerinde belirleyici bir yer tutabilir. Ancak bu aynı zamanda iç çekişmeleri de derinleştirebilir. Özellikle eski kadroların ve duygusal siyaset anlayışını benimseyen yapıların bu yeni döneme nasıl yanıt vereceği merak konusu.

Sonuç olarak, Cemil Tugay artık sadece İzmir’i yöneten bir belediye başkanı değil; aynı zamanda CHP içinde yeni bir siyaset dilinin temsilcisi. Hesap kitap yapan, doğrudan konuşan ve sorumluluk almaktan kaçmayan bir profil çiziyor.

Ve Türkiye siyasetinde, bir belediye başkanı mikrofonu eline alıp “sorumsuzluk yapamam” dediği anda, yeni bir sayfa açılmak üzere demektir.

www.yerelgundem.com


Kaynak: Mithat Umutoğulları / Ege Postası