DEM ve PKK’dan Saray’a ağır şantaj: "Eski günlere döneriz" tehdidi
Gazeteci Ahmet Takan, Yeniçağ gazetesindeki köşesinde DEM Parti ve PKK'nın iktidarı köşeye sıkıştırdığını; yasal düzenleme ve siyasi imtiyaz talepleriyle "eski günlere dönme" şantajı yapıldığını analiz etti.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
ANKARA / TÜRKİYE — Gazeteci Ahmet Takan, Yeniçağ gazetesindeki son analizinde, DEM Parti ve terör örgütü PKK'nın, iktidarın zayıf dönemini fırsat bilerek hem Cumhurbaşkanlığına hem de Abdullah Öcalan’a karşı ağır bir şantaj süreci başlattığını; sürecin yasal güvencelerle desteklenmemesi durumunda "eski günlere dönme" uyarısı yapıldığını aktardı.
Yeniçağ gazetesinde kaleme aldığı analizde gelişmeleri satır satır irdeleyen Takan, DEM Parti İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan’ın T24'e verdiği özel röportajın ardından, terör örgütünün sözde yayın organlarının da devreye girdiğini belirtti. Takan'a göre, terör örgütü ve siyasi temsilcileri, iktidarın süreci oyalama taktiğiyle yürüttüğünü iddia ederek, "pozitif barış" maskesi altında militanlara maddi destek, kooperatifleşme ve siyasi katılım gibi radikal yasal düzenlemelerin derhal hayata geçirilmesi için devleti köşeye sıkıştırmaya çalışıyor.
Saray cenahında panik ve nankörlük suçlaması
Ahmet Takan, Yeniçağ gazetesindeki yazısında Pervin Buldan’ın tehdit ve şantajlarının "Saray" cenahında çok net algılandığını ve iktidar kanadından gelen tepkilerin bir panik havasına işaret ettiğini savundu. İktidarın farklı aparatlarının Buldan’a cevap yetiştirmeye çalıştığını belirten Takan, bu süreçte Saray yanlısı isimlerin terör örgütünü "nankörlük" ile itham etmesini "hazin bir tablo" olarak nitelendirdi.
Takan’ın analizine göre, siyasi temsilcileriyle birlikte hareket eden terör örgütü PKK, iktidarın en zayıf dönemini tespit ederek tam manasıyla bir kuşatma stratejisi izliyor. Pervin Buldan’ın ağır şantajlarına hükümetten gelen yanıtların terörist grupları tatmin etmediğini vurgulayan Takan, örgütün sözde yayın organları üzerinden "eski günlere döneriz" tehdidini açıktan savurmaya başladığını ifade etti.
Terör örgütü medyasından "başa sararız" uyarısı
Yeniçağ yazarı Ahmet Takan, terör örgütü PKK’nın sözde yayın organı Yeni Yaşam’da Ali Sinemilli imzasıyla yayımlanan "AKP başa mı sarıyor?" başlıklı yazıya dikkat çekerek, burada kullanılan dilin doğrudan devleti hedef alan ağır bir tehdit içerdiğini belirtti. Yazıda Türkiye’nin bir "yol ayrımında" olduğu iddia edilirken, çözümsüzlükte ısrar edilmesinin krizleri derinleştireceği ve kutuplaşmayı büyüteceği savunuluyor.
Takan, terör örgütünün bu söylemlerle AKP üzerindeki toplumsal baskıyı artırmayı hedeflediğini; iktidarın "adım atacak gibi" görünüp aslında hiçbir şey yapmadığına dair bir algı inşa ettiğini kaydetti. Analizde, AKP’nin süreci bir buçuk yıldır oyaladığı ve "danışıklı dövüş" ihtimaliyle MHP dahil tüm kesimleri geçiştirdiği iddiasının terör örgütü tarafından bir şantaj unsuru olarak kullanıldığı vurgulandı.
"Pozitif barış" maskesi altında siyasi imtiyaz talebi
Ahmet Takan’ın Yeniçağ’daki haber-analizinde yer verdiği bir diğer kritik unsur ise terör örgütünün yasal düzenleme konusundaki ısrarlı dayatmaları oldu. ÖHD’li avukat Erhan Çiftçiler’in bir yazısını referans gösteren Takan, örgütün "negatif barış" ve "pozitif barış" ayrımı yaparak devlete bir yol haritası dayattığını belirtti.
Buna göre örgüt, sadece silahların susmasını (negatif barış) yeterli bulmuyor; bunun yerine sürecin "kurucu unsuru" olarak yasal düzenlemelerin hemen yapılmasını talep ediyor. Bu taleplerin içeriği ise Ahmet Takan tarafından oldukça tehlikeli bulunuyor. Takan, örgütün militanları için Kolombiya ve Nepal modellerini örnek göstererek şu imtiyazları istediğini aktardı:
-
Silah bırakanlara sadece psikososyal destek değil, maddi destek sağlanması.
-
Eski örgüt mensuplarına kooperatifleşme imkanı ve kırsal kalkınma projelerine erişim verilmesi.
-
Siyasi parti kurma ve seçimlere yasal aktörler olarak katılma hakkının tanınması.
Kolombiya ve Nepal modelleri üzerinden dayatma
Ahmet Takan, Yeniçağ gazetesindeki değerlendirmesinde, terör örgütünün talepler çıtasını tarihin en yüksek seviyesine çıkardığını ifade etti. Kolombiya’da FARC ile yapılan anlaşmanın ve Nepal’deki Maoistlerin güvenlik güçlerine entegre edilme süreçlerinin Türkiye’ye bir dayatma olarak sunulduğunu belirten Takan, bu durumun Türkiye’nin anayasal yapısını ve üniter devlet birliğini hedef aldığını savundu.
Raporların "demokratikleşme" önerilerinin bir malumun ilanı düzeyinde kaldığını savunan terör temsilcileri, gerçek bir yapısal dönüşümün "mücadele" ile geleceğini iddia ediyor. Takan, bu "mücadele" söyleminin altında yatan asıl amacın, devleti yasal reformlara mecbur bırakmak ve örgüt kadrolarını sistemin içine resmen dahil etmek olduğunu vurguladı.
Yeniçağ yazarı Takan’ın aktardığına göre, DEM Parti’nin beş günlük geniş katılımlı toplantılarının ardından yayımladığı deklarasyon ile terör örgütünün şantaj dili birebir örtüşüyor. Takan, bu tablonun Türkiye için oldukça kritik bir dönemece işaret ettiğini ve asıl belirleyici mücadelenin şimdi başladığını ifade ederek yazısını sonlandırdı.













