Cansu Çamlıbel'den "seçimli otoriter rejim" uyarısı: Gidişat endişe verici

T24 Yazarı Cansu Çamlıbel, Berlin'deki düşünce kuruluşu toplantısında Türkiye'deki seçim süreçlerini değerlendirerek, "hegemonik otoriter" bir rejime geçiş tehlikesine dikkat çekti.

Cansu Çamlıbel'den "seçimli otoriter rejim" uyarısı: Gidişat endişe verici

Ahmet Taş | Yerel Gündem

ANKARA, TÜRKİYE — T24 Yazarı Cansu Çamlıbel, kaleme aldığı son köşe yazısında Türkiye'nin siyasi rejim tartışmalarına yeni bir boyut kazandırarak, ülkenin "seçimli otoriter" yapıdan "hegemonik otoriter" bir rejime kayma riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı.

Geçtiğimiz hafta Berlin'de uluslararası katılımcılarla gerçekleşen kapalı bir düşünce kuruluşu toplantısından izlenimlerini aktaran Çamlıbel, muhalefet partilerine ve belediye başkanlarına yönelik olası siyasi ve adli operasyonların, Türkiye'deki seçimlerin meşruiyetini tamamen ortadan kaldırabileceği uyarısında bulundu. Çamlıbel'in analizi, özellikle yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde muhalefetin nasıl bir strateji izlemesi gerektiği konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.

"Türkiye hala seçimli otoriter bir sistemle mi idare ediliyor?"

Berlin'deki toplantıda "Chatham House" kuralları çerçevesinde Avrupalı sivil toplumcular, akademisyenler ve siyasetçilerle bir araya geldiğini belirten Çamlıbel, masadaki en kritik sorunun "Türkiye hala seçimli otoriter bir sistemle mi idare ediliyor?" sorusu olduğunu kaydetti.

Bu soruya "Evet ama..." şeklinde yanıt verdiğini aktaran yazar, sürecin son evresinde olunduğunu ifade etti. Seçimlerin hala bir anlam taşıyıp taşımadığının turnusol kağıdının 2028'de veya yapılacak ilk genel seçimde ortaya çıkacağını belirten Çamlıbel, dirençli seçmen gruplarının varlığı nedeniyle sandığa inanmaktan henüz vazgeçmediğini dile getirdi.

Avrupalı gözlemcilere göre rejim çoktan değişti

Çamlıbel'in yazısına göre, toplantıdaki bazı Avrupalı katılımcılar bu umutlu yorumu "naif" buldu. Yazar, Avrupalı gözlemcilerin bakış açısını şu sözlerle aktardı:

"Zira onlara göre 19 Mart 2025 sabahı, yani bir sonraki seçimde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en kuvvetli rakibi olacak Ekrem İmamoğlu gözaltına alındığında, Türkiye 'seçimli otoriter'den net 'otoriter' bir rejime geçmişti bile."

"Seçimli otoriter" rejimlerin karakterini hatırlatan Çamlıbel; adil olmayan rekabet şartlarına, yargı bağımsızlığının zayıflamasına ve medyanın baskı altında tutulmasına rağmen muhalefetin seçim kazanabildiği yapıların bu kategoriye girdiğini belirtti. Haziran 2015 seçimlerinden bu yana oyun alanının iktidar tarafından minimize edildiğini, ancak 31 Mart 2019 ve 2024 yerel seçimlerinde muhalefetin yine de "kazanan" olabildiğini hatırlattı.

Kayyım atamaları ve "hegemonik otoriter" tehlikesi

Yazısında Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Emekçileri Sendikası'nın (TÜM-BEL SEN) verilerine de yer veren Çamlıbel, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından 30 belediyede seçilmiş başkanların görevden alındığını, 55 belediyede ise meclis aritmetiğinin iktidar lehine değiştirildiğini vurguladı. Bu rakamların, CHP oylarının yüzde 44,4'ünün, DEM Parti oylarının ise yüzde 27,7'sinin iktidar eliyle silindiği anlamına geldiğini belirtti.

Çamlıbel, bu tablo karşısında Türkiye'nin "hegemonik otoriter" bir rejime yönetildiği yönündeki argümanların güçlendiğine dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:

"Hükümet medyasının son bir haftadır kulağına fısıldanan üç senaryo da gerçek olursa, işte o zaman Türkiye’nin hegemonik otoriter bir rejime geçtiğinden şüphemiz kalmayabilir. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in dokunulmazlığı kaldırılır, 'mutlak butlan' davası üzerinden CHP’ye kayyım atanır, üzerine de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a bir operasyon çekilerek 'Cumhurbaşkanı adayı' olarak ortaya çıkma ihtimali engellenirse... Gelecek seçimlerin hakikaten de bir 'seçim' olma vasfı kalmayacaktır."

Muhalefetin meydan okuması neden önemli?

Yazısının son bölümünde CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in iktidar tarafından daraltılan oyun alanına meydan okumasının kritik bir öneme sahip olduğunu belirten Çamlıbel, kayyım atamalarının sadece bir "CHP meselesi" olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. Ara seçim gibi tartışmalarla vakit kaybetmek yerine gelecek cumhurbaşkanlığı seçiminin mahiyeti üzerine kuvvetli bir tartışma açılmasının elzem olduğunu vurgulayan Çamlıbel, yazısını şu çarpıcı soruyla tamamladı:

"Muhalefetin liderlerinin ve adaylarının kim olabileceğinin iktidar tarafından dayatılacağı bir seçime 'seçim' demeye devam edecek miyiz? Hepimizin her gün, içimizden ve dışımızdan sormamız gereken soru budur."

www.yerelgundem.com