Bir Fotoğrafın Ardından: Siyasetin Aynasında Güven Krizi

Meclis açılış resepsiyonunda Erdoğan ve muhalefet liderlerinin aynı karede yer almasının perde arkası; muhalif tabanın tepkisinin nedenleri, güven krizinin kökleri ve iktidar için çıkarılacak dersler.

Bir Fotoğrafın Ardından: Siyasetin Aynasında Güven Krizi

“Bir Fotoğrafın Ardından: Siyasetin Aynasında Güven Krizi”

YEREL GÜNDEM / ANKARA

Fotoğrafın Perde Arkası: Davet Kimin, Niyet Ne?

Yeni yasama yılının açılış resepsiyonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bazı muhalefet liderlerinin aynı karede görünmesi, sosyal medyada yoğun tartışma yarattı. Tepkilerin odağındaki kare, “Saray’a yakınlaşma” yorumlarıyla eleştirilirken, toplantının davet sahibi Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’tu. Kulislere yansıyan bilgilere göre salonda yer sorunu yaşandı; Kurtulmuş kendi sandalyesini Ahmet Davutoğlu’na verdi, Ali Babacan için ayrıca sandalye getirildi, Fatih Erbakan ise yer bulamayınca ayrıldı. Gelecek Partisi Grup Başkanı Selçuk Özdağ’ın aktardığı ayrıntılar, buluşmanın planlı bir “poz” olmadığına işaret ediyor.

Kareyi Kim, Neden Servis Etti? Güven Erozyonu ve Çifte Standart

Tartışmaların büyümesinde fotoğrafın basına servis ediliş biçimi belirleyici oldu. Siyasi analize göre kare, muhalefet tabanı ile liderler arasına “güven mesafesi” koydu; yorumlar, CHP ve ittifak bileşenlerinin tabanında kırılganlığı artırdı. Eleştirmenler, Meclis’te kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” çerçevesinde kurulan temaslara suskun kalan kesimlerin, protokol karesine aşırı tepki vermesini “çifte standart” olarak niteliyor.

Muhalif Tabanın Mesajı: ‘Siz Gitseniz de Biz Gitmeyeceğiz’

Yaşananlar, muhalif seçmenin liderleri nerede ve nasıl görmek istediğine dair güçlü bir veri sundu. Öne çıkan duygu, “AK Parti karşıtlığının parti sadakatinin önüne geçmesi.” Fotoğrafa gelen sert tepkiler, “asla o şemsiye altına girmeyiz” kararlılığını yansıtıyor. Bazı seçmenler, geçmişte yaşanan geçişler ve belediye transferleri nedeniyle benzer sürecin tekrarlanmasından endişe ediyor; yüksek tonda tepkiyi, olası “yakınlaşma” hamlelerini şimdiden frenleme yöntemi olarak görüyor.

İktidar İçin Dersler: Siyaset Savaş Değildir, Dil ve Adalet Belirleyici

Uzmanlara göre fotoğrafa yönelik tahammülsüzlük, yıllardır süren kutuplaştırıcı dilin mirası. Muhalif seçmene “ikinci sınıf vatandaş” muamelesi yapıldığı hissi, yargı pratiği ve kadrolaşma tartışmalarıyla derinleşti. Mülakatla işe alımda “siyasi aidiyet” iddiaları, adaletsizlik duygusunu büyütüyor; bu da demokratik temaslara karşı bile alerji üretiyor. “Siyaset, savaş değil; rakipler düşman değil” vurgusu, iktidarın dilini ve uygulamalarını gözden geçirme çağrısıyla birleşiyor.

Sonuç: Fırtına Uyarısı—Güveni Onarmadan Normalleşme Olmaz

Tek bir fotoğraf üzerinden kopan fırtına, Türkiye’de siyasetin sinir uçlarını gösterdi. Protokol karesi, toplumsal güvenin ne kadar kırılgan olduğunu, normalleşmenin ancak adalet algısını güçlendiren somut adımlarla mümkün olabileceğini hatırlattı. Aksi halde, “bizden–onlardan” düzeni derinleşir; siyaset üstü buluşmalar bile kitleleri ikna edemez. Uyarı net: “Rüzgâr eken, fırtına biçer.” Demokrasi, adil devlet ve eşit vatandaşlık zemini tahkim edilmeden hiçbir kare, hiçbir mesaj, güven açığını kapatamayacak.


www.yerelgundem.com

Kaynak: Dr. İrfan Sönmez / Haber Erk