Hüseyin Kocabıyık’ın Günahları ve Yeni Asır’ı Bitirme Planı!
İzmir ve Ege ekseninde Yeni Asır’ın yıllar içindeki yön kaybı, Şebnem Bursalı ve Hüseyin Kocabıyık’ın tercihleri, reklam ambargosu gerekçeleri, “istakoz siyaseti”nin simgesel etkisi ve yerel basının şehre karşı sorumluluğu; Yusuf İnan’ın tanıklığı ve belgeleriyle sorgulanıyor.
YUSUF İNAN YAZDI...
Yeni Asır'ı Neden Bitirdiler?
Ben bu satırları bir “kavga notu” olarak değil, İzmir’in kaderine, Ege’nin hakkına, yerel basının onuruna düşülen bir kayıt olarak yazıyorum. Çünkü bir şehrin hikâyesi, onun aynası olan gazetesiyle yazılır; o ayna bu yıllarda sistematik biçimde buğulandı. Bu buğunun ardında kimlerin nefesi var, nasıl üflendi, hangi menfaatlerle cam karartıldı; hepsini gördüm, yaşadım, uyardım. Bugün yeniden, tek tek anlatıyorum.
Yeni Asır’ın rotası neden saptı?
Yeni Asır’ın başına, Ankara ve İzmir kulislerini iyi bilen, tecrübeli muhabirlikten gelen Şebnem Bursalı getirildiğinde umutluydum. İzmir’i tanıyordu, Ege’yi biliyordu, sorunlarını görmezden gelmeyecek diye düşündüm. Ama kısa sürede anladım ki tercihi İzmir’in çilesini büyüten sorunları kazmak değil, İzmir’deki CHP iktidarını incitmemek oldu. Şehrin dışkı kokularına, çöp dağlarına, susuzluk ve ulaşım çilesine karşı güçlü bir yerel gazetecilik yerine, “aman aramız bozulmasın” siyaseti yürütüldü.
Biz Yerel Gündem gazetesi ve yerelgundem.com olarak tam da bu noktada karşılarına çıktık. “İzmir’in gazetesi İzmir’in yanında olmalı” dedik. CHP’li belediye başkanlarıyla “abi-kardeş” pozları vererek, skandalların üstünü örtmenin basın ahlakıyla bağdaşmadığını yazdık. Eleştirilerimiz, Turkuaz Medya grubunu tedirgin etti. Sonra olan oldu.
Koordinatör formülü: İzmir’i bilmeyene İzmir emanet edildi
Şebnem Bursalı’nın yetkileri tırpanlandı; yerine koordinatör olarak Hüseyin Kocabıyık atandı. Kocabıyık İzmir’i bilmiyordu. Dahası, İzmir’i bilen gazetecilerle temas etmesi de sanki özellikle engellendi. Netice: Yeni Asır’ın İzmir’in gerçek sorunlarına körleşmesi derinleşti. “AK Parti’ye ve Başbakan Erdoğan’a fayda sağlamasın” denilerek gazetenin etkisizleştirilmesi adım adım uygulandı. Evet, yanlış duymadınız: Erdoğan'a fayda sağlamasın diye etkisizleştirme!
Bu sürecin bir “plan” olduğunu ilk fark edenlerden oldum ve köşe yazımla kamuoyuna duyurdum.
Bir fincan kahve, bir asırlık gölge
Yazımdan sonra rahmetli Işılay Saygın devreye girdi; “Yusuf kardeş gel Şebnem'in bir kahvesini içelim, konuşarak aşalım, bu kavgayı bitirelim” dedi. Gittik. Şebnem Bursalı, CHP’li belediyeleri kızdırmamak zorunda olduklarını, aksi halde reklam ambargosu yediklerini, Yeni Asır'a “yeşil sermaye” damgası vurulduğunu ticari olarak zayıfladıklarını söyledi.
Ben de gülerek, ama içim acıyarak hatırlattım: “CHP’li belediyeler, Yerel Gündem’e on yıllardır ambargo uyguluyor; yine de biz yazıyoruz. Çünkü yerel basın, ilk önce şehrine sadakatle bağlıdır.”
Şebnem Bursalı da, Işılay Saygın da Türkan Saylan ekibinin gölgesinden kurtulamadı. Sonunda Yeni Asır’ın erimesine, İzmir ve Ege’de yeni açılan haber siteleri kadar etkisizleşmesine kapı aralandı. O gün kendisine “Yeni Asır’ı bitirme; İzmir’in kaderini değiştir, İzmir'den milletvekili ol” diye yazdım.
Ne yazık ki tersi oldu.
Şebnem Bursalı ve Hüseyin Kocabıyık ikilisi hem Yeni Asır'ı bitirdi, Ak Parti ve Başkan Erdoğan'ın elinden Yeni Asır'ı aldı.
Kaderin cilvesine bakın ki;
Her ikisi de Ak Parti'den milletvekili oldu.
Şebnem Bursalı Monaco'dan yediği ıstakoz ile Ak Parti ve Başkan Erdoğan'ı sırtından hançerledi.
Hüseyin Kocabıyık ise sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalarla Ak Parti ve Başkan Erdoğan'ı hedef alan açıklamalar yapıyor.
Kocabıyık’ın payı ve bugün söylediği sözler
Hüseyin Kocabıyık bu süreci himaye etti. İzmir’de yıllardır süren çilenin dosyaları masasına bırakıldı; e-posta kutusuna düştü; sarı zarfın içindeki belgeler herkes gibi ona da ulaştı. İzmir medyasına servis edilen her skandal dosyası ona da gitti.
Peki ne yaptı?
İzmir’i dinlemek yerine, İzmir’de hoş sohbetlerin, kebap masalarının hikâyelerini büyüttü. Şimdi çıkıp AK Parti’yi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedefe koyarak “yeni bir pozisyon” arıyor.
Bir yerlerden yeni bir görev mi bekliyor? CHP’den bir kapı mı aralıyor?
Yoksa “gemi batıyor, ben atlayayım” hesabı mı yapıyor? Hangisi olursa olsun, Hüseyin Kocabıyık'ın derdi ne İzmir'di, ne de şimdi Türkiye'dir...
“Istakoz siyaseti”nin simgesi
Şebnem Bursalı’nın Monaco’da ıstakoz paylaşımı hafızalarda taze. AK Parti’nin en zor zamanından geçerken, o fotoğraf Ak Parti ve Başkan Erdoğan'ın sırtına saplanan hançer gibi oldu.
Bu sembol, aslında yıllardır itiraz ettiğim zihniyetin özetidir: Şehrin kokusuna, çöpüne, susuzluğuna bakmak yerine “görünürlük” ve “konfor”a yatırım yapan bir medya ve siyaset aklı. Yeni Asır bu aklın rehinesi olunca, İzmir’in çöp dağları ile dünya gündeminde itibar kaybetti.
Reklam ambargoları mı, halkın ambargosu mu?
“Reklam ambargosu var, o yüzden nötr yayın yapmak zorundayız” denildi. Oysa yerel gazetenin asıl sponsoru, sokakta yürüyen İzmirlidir. Şehrin hakkını savunan gazeteye okuyucu da esnaf da omuz verir. Biz yıllarca bu omuza yaslandık, yine de eğilmedik. Yeni Asır’ın tercihi ise “CHP'li Başkanlar ve CHP'li yöneticiler incinmesinler” diye siren seslerini kısmak oldu. Kısınca ne oldu?
İzmir’in çilesi büyüdü, gazetenin itibarı küçüldü. Etkisi sıfırlandı...
Bugünün hesabı yarın sorulur
Kocabıyık’ın bugünkü çıkışlarını “demokratik cesaret” diye pazarlayanlar olabilir. Ben dosyaların tozunu yutan bir gazeteci olarak şunu yazarım: Şehrin sıcağında suskun kalanların, şimdi serin salonlarda yüksek siyaset yapmasına karnım tok. Türkiye'yi yönetmeye talip olan her akıl, önce Türkiye'ye, sonra kendine karşı samimi olmak zorundadır.
Yerel basına önce “duymazdan gel” deyip, sonra “neden duymadın” diye Başkan Erdoğan'a bağırmak, bir milletin hafızasıyla alay etmektir.
Son söz: Aynayı yeniden parlatmak
Yeni Asır, İzmir’in en güçlü aynasıydı. O ayna buğulandı; ama cam kırılmadı. Şehrin gerçeklerine bakan, hesap vermeyi göze alan, reklam perdesini değil halkın sesini önceleyen bir yayıncılık, o buğuyu bir günde siler. Benim teklifim hâlâ aynı: İzmir’in kaderini değiştirecek cesur yerel gazeteciliğe dönelim. Şehri kokusundan, susuzluğundan, tıkanmış yollarından kurtaracak ilk adım, gerçeğin üstüne örtülen gazete sayfalarını kaldırmaktır.
Şebnem Bursalı’nın ve Hüseyin Kocabıyık’ın açtığı yaralar kapanır mı?
Evet, ama ancak hakikatin üzerine eğilerek, İzmirliye borcu ödeyerek. Bugünkü fırtına diner; ama arşiv kalır. O arşivde, kimlerin hangi gün neyi görmezden geldiği tek tek yazar.
Benim payıma düşen bellidir: Yazmak, uyarmak, ısrar etmek. Çünkü İzmir’in aynası buğuluyken kimse kendini doğru göremez. Önce aynayı silelim. Sonra herkes yüzüne bakmayı öğrensin.
YUSUF İNAN / YURTTA SULH CİHANDA SULH
Twitter : @Yusufinan2023
Instagram : yusufinan2023
Instagram : fondinan2016
Email : [email protected]
Web: www.yerelgundem.com













