Başkan Erdoğan Hasta mı, Veliaht Bilal Erdoğan mı? | Siyasi Analiz
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sağlık iddiaları, muhalefetin siyaset üretememe krizi, CHP belediyeciliği, Hakan Fidan tartışmaları ve Bilal Erdoğan senaryoları üzerinden Türk siyasetinin geleceğine dair kapsamlı bir analiz.
Yusuf İnan
Gazeteci |Siyasi & Stratejik Analist
Başkan Erdoğan Hasta mı, Veliaht Bilal Erdoğan mı?
Türk siyaseti uzun zamandır kısır bir döngünün içinde dönüp duruyor. Üretmeyen, ikna edemeyen, ortaya bir plan koyamayan muhalefet; siyaset yapamadığı yerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlığı üzerinden ikbal devşirmeye çalışıyor. Hesap basit: “Erdoğan hastalanacak, koltuk boşalacak ve sıra bize gelecek.”
Bu yaklaşım yalnızca siyasal acziyetin değil, aynı zamanda zihinsel tükenmişliğin de göstergesi.
Meral Akşener’in sık sık dile getirdiği bir söz vardır: “Kul plan yapar, kader güler.”
Ukraynalıların ise daha sert bir ifadesi vardır: “Tanrı’nın planları, bizim planlarımızdan daha iyidir.”
Bugün Erdoğan’ın hastalığı üzerinden siyaset kurgulayan bu fotoğraf, Müslüman bir toplum olan Türkiye’de bile kader, ecel ve nasip kavramlarının ne kadar yüzeysel algılandığını gösteriyor.
Açık konuşalım:
Erdoğan’ın hastalığına bel bağlayanlara kötü haberim var. Erdoğan tahmin edilenden daha uzun yaşayabilir.
"Ecel gizlidir; her vakit ölüm, başını kesmek için gelebiliyor, genç, ihtiyar, hasta farkı yoktur."
Kimse “Erdoğan ölecek de koltuk bize kalacak” beklentisiyle siyaset yapmasın. Bu yaklaşım, hayırsız evlatların babalarının ölümünü beklemesine benzer; ahlaki olarak da siyaseten de sorunludur.
Siyasette kazanan, bekleyen değil; çalışan olur.
Kazanan, dedikodu yapan değil; ikna eden olur.
Kazanan, planı ve projesi olandır.
Bugün Erdoğan’ın rakiplerinin temel sorunu budur: Türk milletini ikna edemiyorlar. Bu yüzden de varlık gösteremiyorlar.
Ana muhalefet partisi CHP yüzlerce miting yapıyor. Ancak ortada ne ekonomik krizi nasıl çözeceklerine dair somut bir yol haritası var, ne dış politikada, ne iç siyasette, ne de ekonomik sistemde Türk milletini etkileyecek bir plan ya da proje ortaya koyabiliyorlar.
Sadece kriz üzerinden siyaset yapıyorlar ama “krizi nasıl yönetecekleri” sorusuna cevap veremiyorlar.
Dünyanın tanıdığı ve güvendiği bir isim olarak sunulan Ali Babacan ve DEVA Partisi için de tablo farklı değil. İktidara geldiklerinde ülke ekonomisini nasıl düze çıkaracaklarına dair net, uygulanabilir, zamanlanmış bir planları var mı? Türk milletini kısa sürede refaha kavuşturacak projeler parti programında gerçekten karşılık buluyor mu?
Ali Babacan, geçmişte birkaç ay içinde Türkiye ekonomisini düze çıkarabileceğine dair iddialı açıklamalar yaptı. Ancak Türk milleti bu açıklamalara itibar etmedi. Sonuç ortada: siyasal karşılık yok, toplumsal destek yok.
Çünkü planı ve projesi olmayan siyasi oluşumların Türk milletine verecek bir şeyi de olmaz.
CHP’nin yerel yönetim pratiği bu durumu daha da görünür kılıyor. AK Parti’de eleştirdikleri her şeyi, CHP’li belediyelerde yüz katı ile uyguluyorlar. Ne hukuk, ne ekonomi, ne refah…
“Kalemiz” dedikleri İzmir yıllardır can çekişiyor. Körfezde balıklar bile yaşayamıyor. Havası kirli, denizi kokuyor. Turistlerin otel balkonlarından “Bu şehir kokuyor” diye şikâyet ettiği bir İzmir’den söz ediyoruz. Yeni doğan bebeklerin, yaşlıların sağlık riskinin yüksek olduğu bir şehir…
İzmir'e gece sabahlara kadar çimento tozu yağıyor, CHP'li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay çözümü bakanlıktan bekliyor.
*
CHP’nin “başardık” diyebileceği tek bir belediyecilik hikâyesi gösterebilmesi mümkün değil.
Bu tablo ortadayken, bir de Erdoğan’ın koltuğuna göz dikenler var.
İşte Hakan Fidan…
Hakan Fidan’ın MİT Başkanlığı döneminde yaşanan 17–25 Aralık süreci, 15 Temmuz darbe girişimi ve çeşitli dinleme skandalları, kamuoyunda uzun süre güvenlik ve istihbarat kapasitesi açısından tartışma konusu olmuştur. Bu süreçler, siyasi sorumluluk bağlamında eleştirilmektedir.
Bir başka dikkat çekici çıkış da Bülent Arınç’tan geldi. Arınç, Erdoğan’ın sağlık durumuna vurgu yaparak Bilal Erdoğan’ın AK Parti’nin başına geçmesine karşı çıkıyor ve Sümeyye Erdoğan’ı işaret ediyor.
Evet, Bülent Arınç deneyimli, kurt bir siyasetçi olabilir. Ancak Bilal Erdoğan’ı da küçümsemek büyük hata olur. Bilal Erdoğan, TÜRGEV gibi ciddi bir yapılanmanın mimarıdır. Bugün istese yeni bir siyasi parti kurabilir ve hatırı sayılır bir oy alabilir.
Bilal Erdoğan’ın teşkilatları hazırdır. Teşkilatlanma başarısı göz ardı edilemez. Eğitimi ise dikkat çekicidir. Amerika Birleşik Devletleri’nde eğitim görmüş, 2003 yılında Boston’daki Harvard Üniversitesi’ne devam etmiş, John F. Kennedy School of Government’ta kamu yönetimi alanında yüksek lisans yapmıştır.
Anadolu’da bir söz vardır: “Bugünden geleceği kimse bilemez ama berber koltuğuna oturduğunda önüne düşen, başındaki saçlardır.”
Siyasette de böyledir. Sahneye çıktığında önüne çıkan, geçmiş başarıların ve ortaya koyduğun planlardır.
Hiçbir plan ve proje ortaya koymadan Cumhurbaşkanlığı koltuğunu hayal etmek, hayalden öteye geçmez.
“Erdoğan hastalanacak, ölecek ve koltuk bize kalacak” diyenler yüz yaşına kadar beklemek zorunda kalabilir. Çünkü ecel gizlidir. Kimin ne zaman öleceği insanoğlu için kapalı bir bilgidir.
Erdoğan’ın koltuğunu kimseye bırakmaya niyeti olduğunu sanmıyorum. Bilal Erdoğan’ın siyasete adım atması da “ Bilal Erdoğan ile babayı devireceğiz, sonra Bilal’den koltuğu alacağız” hayali kuranlar hüsrana uğrar.
Başkan Erdoğan’ın Bilal Erdoğan planı bugün için farklıdır. Uzun vadede ne olur, Bilal Erdoğan nereye taşınır bilinmez. Ancak bilinen bir gerçek vardır: Erdoğan ailesi her zaman siyasetin içinde olur. Bunun örneği Alparslan Türkeş’in çocuklarıdır; biri AK Parti’de, diğeri İYİ Parti’de siyaset yapmaktadır.
Son sözü tarih ve millet söyler.
Türk milleti de Allah da bu ülkeyi layık olana teslim eder.
Kimse merak etmesin.
Ve son olarak: Erdoğan’ın koltuğuna oturmak için dış güçlerden medet umanlar bilsin ki; Türk milleti, dış güçlerin maşası olan hiçbir siyasetçiye mührü vermez.
Yusuf İnan
Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.













