İbrahim Kalın: Başkasının aynasında kendinize bakamazsınız
Prof. Dr. İbrahim Kalın, "Kendi Gökkubbemiz" programında medeniyetin kaybettiği evrensel dile dikkat çekerek, başkalarının kavramlarıyla kendi dünyamızı inşa edemeyeceğimizi vurguladı.
YEREL GÜNDEM / ANKARA, TÜRKİYE — 27 KASIM 2025
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı ve akademisyen Prof. Dr. İbrahim Kalın, "Kendi Gökkubbemiz" programında yaptığı değerlendirmede, İslam dünyasının kendi medeniyet tasavvurunu ve evrensel dilini yitirdiğine dikkat çekerek, "Tek aynanız, baktığınız tek ayna bir başkasının aynasıysa, orada mutlaka bir şeyler yanlış gidiyor demektir" dedi.
Medeniyetin soru sorma yetisini kaybetmesi, kelimelerin yitimi ve "gök kubbe" metaforu üzerinden derinlikli analizler yapan Kalın, modern dönemde kaybedilen bütünlük fikrinin yeniden nasıl inşa edilebileceğine dair önemli tespitlerde bulundu.
"Gök kubbede bir delik oluştu"
İbrahim Kalın, bir medeniyetin asıl soruları sormayı bırakıp tali meselelerde kaybolmaya başladığında kendi gök kubbesini yitirdiğini belirtti. Kur'an-ı Kerim'deki "Gök kubbede bir çatlak görebilecek misin?" ayetine atıfta bulunan Kalın, şunları söyledi:
"Gök kubbenizi deldirmeyin. İlahi hikmet de bunu gerektiriyor. Orada kendi gök kubbeni deldirmemek, bozmamak, tahrif ettirmemek bir kültürün, bir medeniyetin en büyük sorumluluğu olmalı. Başımızın üstünde bizden daha büyük bir gerçekliğin olduğu şuuru, bizim yeryüzünde nereye nasıl yürüdüğümüzü de belirleyen bir bilinç halidir."
"Evrensel dili kaybettik"
İslam medeniyetinin geçmişte ürettiği kavramların evrenselliğine değinen Kalın, İbn-i Sina'nın 10. yüzyılda yaptığı tanımların Endülüs'ten Zanzibar'a kadar geçerli olduğunu hatırlattı. Bugün ise bu bütünlüğün parçalandığını ifade eden Kalın, "Bu evrensel dili biz kaybettik. Ne adına kaybettik? Değerlerimize sahip çıkmak adına. Ama inancın kendisi zaten evrensel bir boyut taşıyor" dedi.
Kelimeler ve medeniyetin şifreleri
Kelimelerin sadece birer iletişim aracı değil, bir medeniyetin şifreleri olduğunu vurgulayan Kalın, "akıl" kavramı üzerinden şu örneği verdi:
"Bizim bir büyüğümüz 'evlat akıllı ol' dediğinde oradaki akıl ile İbn-i Sina'nın kullandığı 'akl-ı faal' arasında bir bağlantı vardır. Biz kalkıp Descartes'ın, Kant'ın veya Hegel'in kastettiği akıl kavramını kullandığımızda kendimize yabancılaşmamamız mümkün değil. Başkasının kelimeleriyle, kavramlarıyla düşünmeye başladığınızda ve başka bir dil ufkunuz yoksa, kendinizi o dil evrenine mahkum edersiniz."
Kalın, insanın kendini bilmeden başkasını tanımasının mümkün olmadığını belirterek, "Bir durduğumuz yerin, bir duruşumuzun olması lazım" değerlendirmesinde bulundu.













