Milli Kayıplarımız Kimin Umurunda?
Gazeteci Ahmet Gürsoy, Türkiye’nin milli çıkarlarının iç ve dış politikada göz göre göre kaybedildiğini savunarak, Kıbrıs, Mavi Vatan, Suriye ve enerji stratejileri üzerinden iktidarın tercihlerini sorguladı. “Kayıplarımızı geri verin” dedi.
Milli Kayıplarımız Kimin Umurunda?
YEREL GÜNDEM / ANKARA
Kıbrıs’tan Suriye’ye, Mavi Vatan’dan Trakya’ya: Türkiye’nin milli çıkarları sahipsiz mi?
Gazeteci-yazar Ahmet Gürsoy’un dikkat çeken analizi, Türkiye’nin iç ve dış politikada yaşadığı derin savrulmayı ve milli kayıpları gözler önüne seriyor. Gürsoy, ülkenin temel meselelerinin kamuoyu tarafından tartışılamadan gündemden düşürülmesinin ciddi bir bilinç körlüğü yarattığını vurgularken, Kıbrıs’tan Mavi Vatan’a, Suriye’den Trakya’ya kadar uzanan milli dosyalarda yaşanan gelişmelere dair kapsamlı sorular yöneltiyor: “Milli kayıplar kimin umurunda?”
Kıbrıs’ta diplomatik kriz, Falyalı kaseti ve görevden alınan büyükelçi
Ahmet Gürsoy’un değerlendirmesinde öne çıkan ilk konu, Kıbrıs’ta patlak veren ve Halil Falyalı ile ilişkilendirilen skandal. Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen bir ismin büyükelçi olarak atanması ve ardından çıkan kaset olayı sonrası hem kendisinin hem babasının görevden alınmasıyla başlayan kriz, Gürsoy’a göre yeterince soruşturulmadan örtbas edildi. Üstelik aynı dönemde Avrupa Birliği'nden gelen 12 milyar avroluk hibeye karşılık Türkiye’nin dış politikada Kıbrıs’ta geri adım atması, “milli iradenin” nasıl takas edildiği sorusunu da gündeme taşıyor.
Mavi Vatan suskunluğa gömüldü, enerji sahaları el değiştiriyor
“Mavi Vatan” doktriniyle Türkiye’nin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarını savunma politikası, Gürsoy’a göre tamamen atıl hale getirildi. Türkiye'nin Karadeniz ve Somali açıklarına çekilen sondaj gemileri, Doğu Akdeniz’deki enerji savaşında boşluk yarattı. Bu boşluk, İsrail, Yunanistan, BAE ve ABD öncülüğünde yeni bir eksen tarafından dolduruluyor. Kıbrıs açıklarında 13 ülkenin katıldığı askeri tatbikatlar ve Akdeniz’e döşenen yeni enerji hatları, Gürsoy’un ifadesiyle Türkiye’nin denizden kuşatılması anlamına geliyor.
Suriye'de kaybedilen diplomatik inisiyatif ve İsrail’in örtülü kazanımları
Gürsoy, Suriye’deki gelişmeleri de Türkiye açısından bir milli kayıp olarak değerlendiriyor. Şam’da üs kurma planlarının İsrail bombardımanlarıyla suya düştüğünü belirten yazar, Ankara’nın bu gelişmeler karşısında sessizliğe gömülmesini eleştiriyor. İsrail’in Suriye’deki nüfuzunu artırdığı, PKK/PYD ve HTŞ unsurlarının ABD’nin gözetiminde anlaşmaya zorlandığı ve bunun Türkiye’nin dışlanmasıyla sonuçlandığı belirtiliyor. Gürsoy’a göre bu süreçte tek kazanan ülke İsrail.
İç politikada gündem saptırma: Doğum pankartı, Öcalan senaryosu ve siyasi operasyonlar
Gürsoy, iktidarın dış politikada yaşadığı kayıpları örtbas etmek için iç politikada dikkat dağıtıcı manevralara başvurduğunu savunuyor. Futbol maçlarında açılan “doğal doğum” pankartları, çözüm süreci tartışmaları ve Öcalan’a af iddialarının bu kapsama girdiğini belirten yazar, siyasi muhaliflerin cezaevine gönderilmesini ise “sistemi içe kilitleme operasyonu” olarak yorumluyor.
TOKİ’den Türkmenlere, okul bekleyen Türk çocuklarına: Öncelikler tartışmalı
Yurtdışındaki Türkmenlere yapılan TOKİ konutları, 825 okul ve hastane gibi sosyal yatırımlar da eleştiri konusu. Gürsoy, “Türkiye’de binlerce okul eksik, öğrenciler hâlâ ikili öğretimde, ama biz Suriye’de okul inşa ediyoruz” diyerek iç kamu hizmetlerinin göz ardı edildiğini vurguluyor.
Gürsoy’un çarpıcı finali: “Reisiniz de lideriniz de sizin olsun, kayıplarımızı geri verin”
Yazının sonunda Gürsoy, mevcut iktidara sert bir çağrıda bulunuyor: “Bir ülke, hem borçla boğuşup hem de milli çıkarlarını kaybeder mi? Evet, ediyor. Ama kimin umurunda? Reisiniz de bilge lideriniz de sizin olsun. Bize kayıplarımızı geri verin.”
Kaynak: Yeniçağ













