Suriye'deki Gerçeklik: DEAŞ ve PKK Sistemin Dışında mı?
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Suriye açıklamaları kamuoyunda tartışma yarattı. Uzmanlar, DEAŞ ve PKK'nın isim değiştirerek bölgede hâlâ etkin olduğunu vurguluyor.
Hakan Fidan’ın Suriye Açıklamalarına Tepkiler Büyüyor: Gerçekler Ne Kadar Farklı?
YEREL GÜNDEM / ANKARA
Suriye'deki Gerçeklik: DEAŞ ve PKK Sistemin Dışında mı?
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, Katarlı mevkidaşı Al Sani ile yaptığı basın toplantısında Suriye'ye ilişkin yaptığı açıklamalar, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Fidan’ın “DEAŞ nasıl sistemden çıktıysa, PKK da sistemden çıkacaktır” ifadeleri gerçeklikten uzak bulunurken, bölgedeki fiili durum ve uzman görüşleri, farklı bir tablo ortaya koyuyor.
Fidan, ayrıca YPG/PKK elebaşı Mazlum Abdi ile Suriye'de cumhurbaşkanı ilan edilen Ahmed Şara arasındaki anlaşmadan memnuniyetle söz ederek, bu anlaşmanın uygulanmasını beklediklerini belirtti. Ancak Suriye sahasındaki gelişmeler, Fidan'ın sözleriyle çelişen bir tablo çiziyor.
HTŞ ve SDG Gerçeği: Terör Devletleri Kuruluyor
Bölgedeki uzman analizlerine göre, Suriye’deki terör unsurları yalnızca isim değiştirerek varlıklarını sürdürüyor. El Kaide’den türeyen HTŞ, İdlib merkezli bir devlet yapılanmasına dönüşürken, PKK da “Suriye Demokratik Güçleri” (SDG) adı altında, Suriye’nin doğusunda geniş bir alanı kontrol etmeye devam ediyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, iki ay önce yaptığı bir açıklamada bizzat “PKK'nın Türkiye’den, Irak’tan ve İran’dan gelen 2 bine yakın kadrosunun SDG'nin yönetim kademesinde yer aldığını” vurgulamıştı. Fidan, Mazlum Abdi’nin dahi Kandil’e bağlı hareket ettiğini, gerçek liderlerin Fehman Hüseyin ve Sabri Ok olduğunu ifade etmişti.
Bu durum, Fidan’ın son açıklamalarıyla çelişirken, Suriye sahasında PKK ve türevlerinin halen etkin ve organize bir güç olarak varlığını sürdürdüğünü gösteriyor.
Zafer Partisi'nden Sert Uyarı: İkinci Açılım Süreci Mi?
Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Dr. Fikret Bayır da konuyla ilgili önemli bir açıklama yaparak, bölgede yaşanan gelişmelerin yeni bir “İkinci Açılım Süreci”ne zemin hazırladığını iddia etti. Bayır, Fırat'ın batısında HTŞ'nin, doğusunda ise PYD/PKK’nın etkili olduğu bir Suriye gerçeğine dikkat çekti.
Bayır’a göre, HTŞ ve PYD/PKK arasındaki anlaşma sonrasında düzenlenen Kamışlı Konferansı'nda, Türkiye'deki siyasal Kürt hareketlerinin de yer alması, yeni anayasa çalışmaları ve “hukuki tanıma” talepleriyle, Türkiye'nin ulus-devlet yapısının hedef alındığını gösteriyor.
Bayır, PKK’nın silah bırakması adı altında, üniter devlet yapısının çözülmesi tehlikesine karşı uyarılarda bulunurken, Ümit Özdağ’ın da bu süreçlere itiraz ettiği için hukuki baskılarla karşılaştığını öne sürdü.
Gerçek Tehdit: Terör Örgütleri İsim Değiştirerek Sistem İçine mi Entegre Ediliyor?
Bölgedeki gelişmeler ışığında değerlendirildiğinde, ne DEAŞ (HTŞ olarak) ne de PKK (SDG olarak) sistemin dışına itilmiş değil. Aksine, farklı isimler ve yapılanmalar altında, uluslararası aktörlerin de desteğiyle Suriye topraklarında kalıcı hâle getirilmeye çalışılıyorlar.
Hakan Fidan’ın açıklamalarına yönelik eleştiriler, sadece siyasi çevrelerden değil, kamuoyundan da yükseliyor. Gerçekler ile resmi söylemler arasındaki çelişki, Türkiye’nin ulusal güvenliği ve bölgesel bütünlüğü açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Kaynak: Arslan Bulut / Yeniçağ













