Altın rezervinde Türkiye yükselişte: Dünya devlerine kafa tutuyor
2026 yılı altın rezervi listesi açıklandı. Stratejik alımlarla rezervini 600 tonun üzerine çıkaran Türkiye, küresel sıralamada yükselişe geçti.
AHMET TAŞ | YEREL GÜNDEM
ANKARA, TÜRKİYE — Dünya Altın Konseyi’nin 2026 yılı verilerine göre, Türkiye altın rezervlerini 600 tonun üzerine çıkararak küresel sıralamada dünya devleri arasındaki yerini sağlamlaştırdı.
Küresel piyasalarda "güvenli liman" olarak görülen altına yönelik talep artarken, Türkiye’nin son yıllarda izlediği planlı alım politikası ve rezerv yönetimi stratejisi meyvelerini vermeye başladı. Açıklanan yeni listede Türkiye’nin yükselişi, uygulanan milli ekonomi politikalarının bir sonucu olarak dikkat çekiyor.
Rezervlere 21 milyar dolarlık katkı
Türkiye'nin altın rezervlerindeki bu güçlü duruşun temelleri, geçmiş dönemde atılan stratejik adımlara dayanıyor. Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı yaptığı dönemde, Türkiye'nin yurt dışında tutulan altınlarının ülkeye getirilmesi kararlaştırılmıştı.
Altının uluslararası piyasalarda bu yıl yüzde 27 oranında değer kazanmasıyla birlikte, ülkeye getirilen bu varlıkların önemi daha da arttı. Yapılan hesaplamalara göre, bu stratejik hamlenin rezervlere katkısı yaklaşık 21 milyar dolar seviyesine ulaştı.
Yurt dışındaki altınlar eve döndü
2002 yılında Türkiye'nin 120 ton olan altın varlığının yüzde 90'ı İngiltere, ABD ve İsviçre gibi ülkelerde tutuluyordu. Ancak 2017 yılında devreye alınan "altınları millileştirme" stratejisiyle tablo tersine döndü.
Yabancı ülkelerde tutulan altınlar kademeli olarak Merkez Bankası’nın kasasına girmeye başladı.
-
ABD: ABD Merkez Bankası'nda (Fed) saklanan altın miktarı 2016 yılında 28.7 ton iken, 2017 yılında tamamen sıfırlandı.
-
İsviçre: Uluslararası Ödemeler Bankası'nda bulunan 18.7 tonluk altın rezervinin tamamı Türkiye'ye getirildi.
-
İngiltere: İngiltere'de tutulan rezervlerin de dahil edilmesiyle, o dönemde yaklaşık 350 ton altın Türkiye'ye transfer edildi.
Bu hamleler, Türkiye'nin olası küresel finansal krizlere ve jeopolitik risklere karşı ekonomik direncini artıran en önemli faktörlerden biri olarak gösteriliyor.













