Avrupa Parlamentosu tecavüz tanımını değiştirdi: Açık rıza şart
Avrupa Parlamentosu, cinsel istismar suçlarında mağdurun direndiğini kanıtlama zorunluluğunu kaldırarak sadece açık rıza ilkesini kabul etti.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
BRÜKSEL, BELÇİKA — Avrupa Parlamentosu (AP), cinsel istismar davalarında mağdurun fiziksel direnç gösterdiğini kanıtlama zorunluluğunu ortadan kaldıran ve "açık rıza" ilkesini merkeze alan tarihi yasal düzenlemeyi büyük bir çoğunlukla onayladı.
Deutsche Welle'nin (DW) aktardığına göre, AB çapında yıllardır tartışılan bu yeni mevzuat, "Sadece evet, evet demektir" prensibini tüm üye ülkelerde standart hale getirmeyi hedefliyor. Düzenleme, mağdurlara yönelik koruma kalkanını güçlendirirken, tecavüz suçunun mahkemelerdeki ispat sürecini de kökten değiştirerek
Avrupa'da değişen yasal çerçeve
Avrupa Konseyi verilerine göre, Avrupa Birliği ülkelerindeki kadınların yaklaşık yarısı 15 yaşından itibaren en az bir kez cinsel tacize maruz kalıyor. Bu tablo karşısında harekete geçen birlik yönetimi, 1 Ekim 2023 tarihinde İstanbul Sözleşmesi'ni kabul etmiş ve iş yerinde tacizden deepfake içeriklere kadar uzanan geniş bir yelpazede yeni önlemler almıştı. Ancak ceza hukuku bağlamında neyin tecavüz sayılacağı konusu, 27 üye ülke arasında uzun süredir bir tartışma konusuydu. Son olarak AP'deki partiler üstü girişimin baskıları sonuç verdi ve AB Komisyonu bu konudaki yasal çerçeveyi yeniden düzenledi.
Açık rıza ve Evin İncir'in girişimi
Söz konusu girişimin öncülerinden olan İsveçli Sosyal Demokrat Milletvekili Evin İncir, hedeflerinin cinsel ilişkilerde yalnızca sözlü onay durumunda bunun rıza kabul edilmesi olduğunu belirtti. İncir'e göre, yeni sistemde belirleyici olan husus birlikteliğin "rıza olmadan" yaşanması; yani mağdurun direndiğini, zorlandığını veya vücudundaki darp izlerini kanıtlama zorunluluğu tamamen ortadan kalkıyor. 28 Nisan'da parlamentodan 160'a karşı 447 oyla geçen yasa, rıza ilkesinin yanı sıra uzman destek ve sağlık hizmetlerine erişim gibi uluslararası ortak standartları da güvence altına alıyor.
Mevcut kanunlar ve üç farklı model
Bugüne kadar Avrupa mahkemelerinde tecavüz tanımı ülkeden ülkeye ciddi farklılıklar gösteriyordu. Mevcut uygulamalar kabaca üç kategoride inceleniyor. Bazı ülkelerde eylemin tecavüz sayılması için failin fiziksel şiddet uygulaması veya bununla tehdit etmesi şart koşuluyor. Almanya, Avusturya ve Polonya gibi ülkelerde ise mağdurun aktif şekilde reddetmesini temel alan "Hayır demek hayırdır" modeli uygulanıyor. Yeni kabul edilen ve ilk kez 2018 yılında İsveç'te hayata geçirilen "Sadece evet, evet demektir" modeli ise rıza olmaksızın yaşanan her türlü ilişkiyi doğrudan tecavüz olarak tanımlıyor.
İsveç modeli ve artan mahkumiyet
Gisele Pelicot davası ve Fransa
Avrupa genelinde 2024 yılında gündeme gelen önceki bir girişim, tecavüzün AB antlaşmalarında sınır ötesi suç sayılmaması nedeniyle Fransa ve Almanya'nın yetki itirazlarına takılmıştı. Ancak son dönemde yaşanan toplumsal olaylar bu itirazların aşılmasını sağladı. Özellikle Fransa'da eşinin yıllarca süren istismarına maruz kalan Gisele Pelicot'nun Kasım 2025'teki davası tüm ülkede infial yarattı ve Paris yönetiminin geri adım atmasında etkili oldu. Almanya'da ise ünlü isimlerin sahte porno videolarının yayılmasıyla artan toplumsal hassasiyet siyasi iklimi değiştirdi. İtalya'nın da benzer bir yasa hazırlığında olduğunu belirten İncir, AB Konseyi'nde artık engelleyici bir azınlık beklemediklerini vurguladı.
Hukuki çekinceler ve asgari ceza
Tarihi düzenleme geniş destek bulsa da, hukuki eleştiriler sürüyor. İsveç Barolar Birliği'nden Bengt Ivarsson, davaların genellikle delil yetersizliğinden "ifadeye karşı ifade" şeklinde kilitlendiğini ve mahkemede kendini daha iyi ifade eden tarafın avantajlı konuma geçtiğini öne sürüyor. Ayrıca, yasada öngörülen üç yıllık asgari hapis cezasının çok yüksek olduğunu savunan bazı kriminologlar, bu durumun özellikle genç yaşlardaki sanıklar söz konusu olduğunda hâkimleri karar vermekte çekimser bırakabileceğine dikkat çekiyor.













