İran'a ortak saldırı: Dünya başkentlerinden sert tepkiler
İsrail ve ABD'nin İran saldırısı sonrası AB, Rusya, Fransa ve Norveç'ten uluslararası hukuk ve bölgesel istikrar vurgulu ardı ardına açıklamalar geldi.
Ahmet Taş | Yerel Gündem
ANKARA, TÜRKİYE — İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik düzenlediği ortak hava operasyonu, uluslararası toplumda derin endişe ve kutuplaşmaya yol açarken; Fransa Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırdı ve Norveç saldırının uluslararası hukuka aykırı olduğunu savundu.
Ortadoğu'yu geniş çaplı bir bölgesel savaşın eşiğine getiren bu askeri hareketlilik sonrası dünya başkentlerinden gelen açıklamalarda; nükleer güvenlik, insani felaket riskleri ve uluslararası hukuk ilkelerinin ihlali konuları ön plana çıktı. Avrupa Birliği (AB) ve İngiltere gibi aktörler itidal çağrısında bulunurken, Rusya operasyonu "tehlikeli bir macera" olarak nitelendirdi; Ukrayna ise yaşananların sorumluluğunu Tahran yönetimine yükledi.
AB ve Fransa'dan Uluslararası Güvenlik Uyarısı
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ABD-İsrail saldırılarının hemen ardından yaptığı açıklamada tüm tarafları "maksimum" itidale davet etti. Gelişmelerin son derece endişe verici olduğunu belirten von der Leyen, sivillerin korunması ve uluslararası hukukun eksiksiz şekilde uygulanması gerektiğini vurgulayarak, AB’nin bölgedeki vatandaşlarını desteklemek için her türlü adımı atacağını dile getirdi.
AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise Ortadoğu'daki yeni durumu "tehlikeli" olarak tanımladı. Kallas, bölgede bulunan AB vatandaşlarının tahliyesine yardımcı olunacağını ve acil görevde bulunmayan AB personelinin güvenlik gerekçesiyle bölgeden çekileceğini duyurdu. AB Konseyi Başkanı António Costa ile von der Leyen, ortak bir vurguyla İran'daki nükleer faaliyetlere ilişkin belirsizliğe dikkat çekerek, tansiyonu artıracak adımlardan kaçınılmasını istedi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise krizin diplomatik boyuta taşınması için BM Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırdı. Macron, taraflar arasındaki bir savaşın uluslararası barış ve güvenlik için "ciddi sonuçlar" doğuracağını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Mevcut gerginlik herkes için tehlikeli. Bu durumun durdurulması gerekiyor. İran rejimi, artık nükleer ve balistik füze programlarını ve bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik eylemlerini sonlandırmak için iyi niyetli müzakerelere girmek dışında başka seçeneği olmadığını anlamalıdır."
İngiltere ve Norveç: Bölgesel Yangın ve Hukuk Vurgusu
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, durumun ciddiyeti üzerine sabah saatlerinde ulusal kriz masasını (Cobra) topladı. İngiliz hükümet sözcüsü, Londra'nın bölgenin yeni bir savaşa sürüklenmesini istemediğini ifade ederek, İran'ın nükleer silah geliştirmesini hiçbir koşulda kabul etmeyeceklerini ve müzakere yollarının desteklendiğini yineledi. Ayrıca İngiltere Dışişleri Bakanlığı, Bahreyn, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki vatandaşlarına derhal güvenli iç mekanlara sığınma çağrısında bulundu.
Norveç ise Batı ittifakı içerisindeki en sert eleştirilerden birini yönelterek, İsrail’in hava saldırılarının uluslararası hukukla bağdaşmadığını açıkladı. Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, İsrail'in "önleyici vuruş" savunmasını hukuken geçersiz bulduğunu belirterek, "Bir önleyici saldırı için yakın ve doğrudan bir tehdit şarttır; bu durumda böyle bir durum söz konusu değildir" dedi.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez de askeri harekatı kınayan liderler arasında yer aldı. Sanchez, tek taraflı bu saldırının bir tırmanış olduğunu ve uluslararası düzeni daha güvensiz ve düşmanca hale getirdiğini savundu.
Rusya'dan "Macera" Nitelemesi ve Ukrayna'nın Yaklaşımı
Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD ve İsrail'in operasyonunu "tehlikeli bir macera" olarak nitelendirerek sert bir dille kınadı. Bakanlık, bu hamlenin bölgeyi insani, ekonomik ve hatta radyolojik bir felaketin eşiğine getirdiğini iddia etti. Rus yetkililer, saldırının asıl amacının "kendilerine boyun eğmeyen bir ülkenin anayasal düzenini yıkmak" olduğunu savundu.
Eski Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev, ABD Başkanı Donald Trump yönetimini hedef alarak, yürütülen diplomatik görüşmelerin sadece bir "kılıf" olduğunu iddia etti. Rusya, Tahran ve Tel Aviv'deki vatandaşlarına mümkünse ülkeden ayrılmaları ve askeri tesislerden uzak durmaları yönünde acil uyarı yayımladı.
Ukrayna ise krizde farklı bir pozisyon alarak İran halkının yanında olduğunu duyurdu ancak yaşananların sorumluluğunu Tahran yönetimine yükledi. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı, İran yönetimini insan hakları ihlalleri, bölgedeki silahlı gruplara destek ve Rusya'ya Ukrayna savaşında yardım etmekle suçladı. Kiev yönetimi ayrıca, İsrail ve ABD'nin "önleyici saldırı" gerekçesinin, iki gün önce yapılan ABD-İran nükleer görüşmelerinin hemen ardından gelmesine dikkat çekti.
Nükleer Güvenlik ve Vatandaşlara Tahliye Çağrıları
Saldırının ardından nükleer güvenlik konusu küresel ölçekte bir numaralı gündem maddesi haline geldi. AB ve İngiltere, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasının kabul edilemez olduğunu vurgularken, Rusya radyolojik bir felaket riskine dair uyarılarda bulundu.
Bölgedeki yabancı misyonlar tahliye planlarını devreye sokarken, Ortadoğu'daki diplomatik dengelerin bu saldırıdan sonra nasıl şekilleneceği merak konusu olmaya devam ediyor. BM Güvenlik Konseyi'nden çıkacak karar, bölgenin bir "ateş çemberine" sürüklenip sürüklenmeyeceğini belirleyecek kritik eşik olarak görülüyor.













