Kıbrıs’ta Neler Oluyor?
Türk dünyasından bazı ülkelerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile diplomatik ilişkilere yönelmesi, KKTC'nin yalnızlaştığını gösteriyor. Türkiye'nin bu gelişmeler karşısında tepkisi sınırlı kalırken, iç siyaset önceliğini koruyor.
Kıbrıs’ta Neler Oluyor? Türk Dünyası Tek Tek Rum Kesimini Tanırken Türkiye İç Siyasete Kilitlenmiş Durumda
YEREL GÜNDEM / TÜRKİYE
KKTC yalnızlaşıyor mu? Türk dünyasından peş peşe gelen Güney Kıbrıs açılımları, Türkiye’nin uluslararası ilişkilerdeki etkinliğini sorgulatıyor
Türkiye iç siyasete odaklanmışken, dış politikada kritik gelişmeler yaşanıyor. Özellikle Kıbrıs meselesinde son günlerde yaşananlar, sadece diplomatik değil, jeopolitik olarak da Türkiye’yi etkileme potansiyeline sahip. Türk Devletleri Teşkilatı’na üye veya gözlemci olan ülkelerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni (GKRY) tanıma yönünde adımlar atması, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) uluslararası alandaki yalnızlığını daha da derinleştiriyor.
Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan gibi ülkeler yıllar öncesinden GKRY’yi tanımış olsa da, son zamanlarda büyükelçilik açarak ilişkileri daha da resmileştirdiler. Bu durum, “Türk dünyasını da kaybettik” yorumlarına neden olurken, Türkiye’nin dış politikasında yaşanan yalnızlaşma eğilimi yeniden gündeme geldi.
Türk dünyasının tavrı neden değişiyor?
Kazakistan’ın GKRY ile ilişkilerini güçlendirmesi ve Özbekistan’ın diplomatik temsilcilik açması, dikkat çekici gelişmeler arasında yer alıyor. Türkmenistan’ın da GKRY’yi tanıması, Türk dünyası içerisinde KKTC’nin yalnız kalmasına yol açıyor. Bu süreçte Azerbaycan'ın İsrail’le yakın ilişkilerini öne çıkarması da Türkiye’nin dış politikada yalnızlaştığına dair yorumları güçlendiriyor.
Bu adımların ardında, enerji politikaları, ticari çıkarlar ve küresel diplomatik dengeler yatıyor olabilir. Ancak Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki kararlılığı ve KKTC’ye yönelik desteği, bu ülkelerle ilişkilerde kırılmalara neden olma riskini barındırıyor.
Adem-i merkeziyet tartışması yeniden gündemde
Binali Yıldırım’ın son dönemde gündeme taşıdığı “adem-i merkeziyet” vurgusu da Kıbrıs ve çevresindeki gelişmelerle eşzamanlı olarak dikkat çekiyor. Bu söylem, güneydoğudaki gelişmelerle birlikte düşünüldüğünde, Türkiye’nin iç yapılanması ve bölgesel yönetim anlayışına dair kritik soruları da gündeme getiriyor.
Bu denklem içinde Türkiye’nin yakın müttefiklerinden biri olan Katar’ın İsrail ile ortak tatbikatlara katılması, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin İsrail’le kurduğu ittifaklar, Türkiye’nin geleneksel diplomatik pozisyonunu zorlayan unsurlar olarak öne çıkıyor.
Yeni dünya düzeninde Türkiye’nin yeri ne olacak?
Özellikle Donald Trump’ın "Globalizm artık benden medet ummasın" diyerek başlattığı yeni vergi ve dış politika çıkışları, dünya düzeninde yeni bir sayfa açıldığını gösteriyor. Bu gelişmelerin ortasında Türkiye, “yerini alacaktır” denilse de nasıl bir pozisyon alacağı hâlâ belirsiz.
Türkiye’nin iç siyasetle fazlasıyla meşgul olduğu bu süreçte, dış politikada kritik kırılmalar yaşanıyor olabilir. Seçim tartışmalarına gömülmüş muhalefetin bu süreçte sessiz kalması ve dış politika gündemine dair yeterince çıkış yapmaması da eleştiri konusu.
Sadece içerideki iktidar yarışına odaklanmak yeterli mi?
Türkiye ekonomisinin kırılgan yapısı göz önüne alındığında, dış politikada atılacak her adımın halkın yaşam standardını doğrudan etkileyebileceği aşikâr. Eğer Kıbrıs başta olmak üzere uluslararası krizler sessizlikle geçiştirilirse, bunun faturasını halk mı ödeyecek, yoksa zaten avantajlı olan azınlık daha da mı zenginleşecek?
Eğer gerçekten iktidarın iddia ettiği gibi her şey mükemmel gidiyorsa, o hâlde muhalefetin bu süreci neden yeterince sorgulamadığı, hatta sessiz kaldığı da ayrı bir soru işareti.
Türkiye için kritik olan bu gelişmeleri sadece seçim yarışlarının gölgesinde bırakmak, ileride telafisi zor sonuçlar doğurabilir.













