Moldova'nın Bağımsızlık Yolculuğu: Tarih, Kimlik ve Jeopolitik Çıkmaz

Avrupa'nın en yoksul ama stratejik ülkelerinden Moldova, Osmanlı'dan Sovyetler'e uzanan tarihi mirası ve güncel etnik krizleriyle bir dönüm noktasında yer alıyor.

Moldova'nın Bağımsızlık Yolculuğu: Tarih, Kimlik ve Jeopolitik Çıkmaz

Ahmet Taş | Yerel Gündem

KİŞİNEV, MOLDOVA — Doğu Avrupa’nın Ukrayna ve Romanya arasındaki stratejik kavşağında yer alan Moldova, 1991 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) dağılmasıyla kazandığı bağımsızlığını, bugün derin ekonomik sancılar ve çözülemeyen etnik çatışmaların gölgesinde sürdürüyor.

Başkenti Kişinev olan bu kara ülkesi, tarihi boyunca imparatorlukların geçiş güzergahı olmuş; Prut ve Dinyester nehirleri arasında kalan toprakları üzerinde hem Osmanlı hem de Rus izlerini taşıyarak modern kimliğini inşa etmiştir. Günümüzde kişi başına düşen gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH) bakımından Avrupa’nın en yoksul ikinci ülkesi olan Moldova, Avrupa Birliği ile Rusya arasındaki jeopolitik fay hattının tam merkezinde bir hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Osmanlı'dan Sovyetlere: Moldova'nın İşgallerle Dolu Tarihi

Moldova'nın tarihsel kökleri, 16. yüzyıldan 1812 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğu'na "Boğdan Prensliği" adıyla bağlı kaldığı 300 yıllık bir döneme uzanır. 1812 Bükreş Antlaşması, bölge için bir dönüm noktası olmuş ve Prensliğin bir kısmı Rusya egemenliğine girerek "Besarabya" olarak anılmaya başlanmıştır. 1917 Rus Devrimi'nin getirdiği kaos ortamında kısa süreli bir özerklik yaşayan Moldova, 1918'de Romanya ile birleşme kararı alsa da, Sovyet Rusya bu karara hiçbir zaman tam olarak ikna olmamıştır.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Molotov-Ribbentrop Paktı’nın bir sonucu olarak Stalin’in ültimatomuyla Besarabya yeniden Sovyet kontrolüne geçti. Savaşın ardından kurulan Moldova Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (MSSC), Romanya ile bağlarını koparmaya zorlanmış, Kiril alfabesi mecburiyeti getirilmiş ve büyük çaplı Rus-Ukraynalı göçleriyle demografik yapısı değiştirilmiştir. 1980’lerin sonunda Mihail Gorbaçov'un "Glasnost" politikasıyla canlanan milliyetçi hareketler, 27 Ağustos 1991'de Moldova’nın tam bağımsızlığını ilan etmesiyle sonuçlanmıştır.

Avrupa'nın Yoksulluk Sınırında Bir Ekonomi

Moldova ekonomisi, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından sanayi ve tarımsal üretimde yaşanan sert düşüşle sarsılmıştır. Bugün ülke ekonomisinin %60'ından fazlası hizmet sektörü tarafından domine edilmektedir. İnsani Gelişme Endeksi'nde dünyada 80. sırada yer alan Moldova, Avrupa kıtasının en düşük sıralamasına sahiptir.

Ekonomik zayıflık, beraberinde ciddi bir yolsuzluk ve yargı krizi getirmiştir. Uluslararası raporlar, Moldova yargısının, polisinin ve bürokrasisinin geniş çaplı rüşvet ağlarına sahip olduğunu, bu durumun kırsal bölgelerde mafyanın güçlenmesine zemin hazırladığını belirtmektedir. Halkın yargı erkine olan güvensizliği, siyasi istikrarın önündeki en büyük engellerden biri olarak görülmektedir.

Transdinyester ve Gagavuzya: Etnik Sorunların Merkezi

Moldova'nın egemenlik mücadelesi, sadece ekonomik değil, aynı zamanda toprak bütünlüğü ekseninde de devam etmektedir. Dinyester Nehri'nin doğu kıyısında tek taraflı bağımsızlığını ilan eden de facto Transdinyester Cumhuriyeti, 1992 yılındaki savaştan bu yana bölgede bir Rus askeri varlığına ev sahipliği yapmaktadır. Moldova hükümeti burayı kendi topraklarının bir parçası olarak görse de, Rus askerleri herhangi bir birleşme adımını engellemeye devam etmektedir.

Öte yandan güneyde yaşayan ve Türki bir dil konuşan Gagavuz Türkleri, Moldova içerisinde özerk bir yapıya (Gagavuzya) sahiptir. Gagavuzya'nın kendi parlamentosu, polisi ve başkanı bulunmakta; bölge halkı siyasi tercihlerinde genellikle Rusya yanlısı partilere yönelmektedir. Gagavuzlara tanınan bu özerklik, Sovyet sonrası dönemde etnik bir sorunun barışçıl yollarla çözüldüğü nadir örneklerden biri olarak kabul edilir.

Sandu Yönetimi ve Avrupa ile Rusya Arasındaki Siyasi Makas

Moldova, 2016 yılına kadar parlamenter sistemle yönetilirken, bu tarihten itibaren yarı başkanlık sistemine geçiş yapmıştır. 2020 yılında Maia Sandu'nun Cumhurbaşkanı seçilmesi, ülkenin rotasını net bir şekilde Avrupa Birliği'ne çevirmiştir. 2021 genel seçimlerinde Sandu’nun partisi olan Eylem ve Dayanışma Partisi (PAS), 101 sandalyenin 63'ünü kazanarak parlamentoda çoğunluğu sağlamıştır.

Ancak bu Batı yanlısı tutum, ülkede siyasi bir kutuplaşmaya da neden olmaktadır. Sandu yönetimi, yolsuzlukla mücadele ve yargı reformu sözleri vererek iktidara gelmiş olsa da, Rusya yanlısı Sosyalist Parti ve Şor Parti gibi yapılar, bu reformları "Batı'nın müdahalesi" olarak nitelendirmekte ve Romanya ile birleşme tartışmalarına sert tepki göstermektedir.

Kimlik Çatışması: Moldovalı mı yoksa Rumen mi?

Moldova toplumunun en temel açmazlarından biri kimlik sorunudur. 2023 yılında yapılan bir ankete göre, vatandaşların %74'ü kendini "Moldovan" olarak tanımlarken, sadece %6'dan azı kendini "Rumen" olarak nitelendirmektedir. Buna karşın, Romanya ile derin tarihi ve kültürel bağlar bulunmakta; iki ülke aynı dili konuşmaktadır.

Siyasi yelpazede Romanya ile birleşmeyi savunan partiler aynı zamanda Avrupa Birliği ve NATO taraftarıyken, buna karşı çıkanlar Rusya ile stratejik ortaklığı savunmaktadır. 1991 yılında halkın sadece %3,9'u Romanya ile birleşmek isterken, günümüzde bu oran daha yüksek olsa da hala toplumun tam bir uzlaşıya varamadığı görülmektedir.

Moldova, 2026 yılına girerken hem enerji güvenliği hem de topraklarındaki Rus askeri varlığına rağmen Avrupa hayalini gerçekleştirmeye çalışıyor. Bu küçük ama stratejik ülke, Doğu Avrupa'daki "dondurulmuş krizlerin" çözümü için anahtar rolü oynamaya devam edecektir.

www.yerelgundem.com