Süreç’te yeni safha

Taha Akyol, adı konmamış “süreç”in yeni safhasını analiz ediyor: silah bırakma, “özel yasa” tartışması, KCK faktörü ve demokratik hukuk devleti vurgusu.

Süreç’te yeni safha
Köşe yazısı görseli: Taha Akyol portresi ve TBMM silüeti; süreç analizine dair bağlam

YEREL GÜNDEM / İSTANBUL, TÜRKİYE — 28 EKİM 2025

Taha Akyol, adı konusunda mutabakat bulunmayan **“süreç”**e yeni bir safhadan bakıyor. İktidar kanadı—MHP dâhil—“Terörsüz Türkiye” derken; Öcalan, Kandil ve DEM çizgisi “Barış ve Demokratik Toplum” ifadesini kullanıyor. Akyol, kavramsal ayrışmaya rağmen silah bırakma ve örgütün feshinin bugünkü ortak payda olduğunu vurguluyor; asıl meselenin bundan sonra başlayacak siyasal mücadele ve hukukî çerçeve olduğunu belirtiyor.

Kavramlar ve çerçeve

Akyol’a göre tarafların “barış”, “demokrasi” ve “toplum” kavramlarına yüklediği anlam farklı. “Demokratik toplum”un Batılı, bireysel özgürlüklere dayalı bir modelden ziyade, kimi açıklamalarda komünler ve paralel yapılarla tarif edilmesi eleştirilmekte. Bu nedenle süreç, yalnızca güvenlik başlığıyla değil anayasal ilkeler ve üniter devlet çerçevesiyle birlikte ele alınmalı.

Silah bırakma: Önemli ama başlangıç

Silah bırakma” adımı küçümsenmemeli; Akyol bunu olumlu bir eşik olarak görüyor. Ancak silahların susması sorunu bitirmiyor; tersine tartışmayı siyasallaştırıyor. DEM’den gelen “yeni mücadele dönemi” vurgusu da bu tabloyu doğruluyor. Akyol, hükümetin süreci geri çevirecek bir görüntü vermesinin stratejik hata olacağını, istikrarla yürütülmesi gerektiğini savunuyor.

“Özel düzenleme” tartışması

Öcalan ve çevresinin “af” yerine “özel yasa” vurgusu yaptığını; uygulamada da benzer süreçlerde suç ayırımı, topluma kazandırma ve yer değiştirme gibi başlıkların görüldüğünü hatırlatıyor. Akyol, hükümet ile DEM arasında bu zeminde örtük bir mutabakat olduğuna işaret ederken, düğümün Öcalan’ın hukuki statüsü başlığında yoğunlaştığını belirtiyor.

KCK ve bölgesel boyut

Akyol, yalnızca bir örgütün “şeklen feshi”nin yetmeyeceğini; KCK’nın ideolojik/örgütsel devamlılığı ve bölgesel dinamikler (özellikle Suriye hattı) dikkate alınmadan kalıcı çözüm üretilemeyeceğini yazıyor. Amaç, barış içinde bir arada yaşamı ve üniter devlet içinde özgürlük–adalet dengesini güçlendirmek olmalı; coğrafi veya kurumsal ikili düzen arayışları gerçekçi değil.

Stratejik hedef: Demokratik hukuk devleti

Son kertede Akyol, yürütülecek adımların demokratikleşme, hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı ve temel hak ve özgürlükler zemininde tasarlanması gerektiğinin altını çiziyor. Türkiye demokratikleşirken, Kürt siyasal hareketinin de totaliter eğilimlerden arınması ve şeffaf bir siyasi rekabete yönelmesi gerektiğini vurguluyor.

www.yerelgundem.com