Bir Kur’an Kursu hatırası: Başımdan aşağı dökülen kaynar su ve ağlayan Kur'an-ı Kerim

Prof. Dr. Mehmet Şahin, 1975 yılında Sarıaydın Kur’an Kursu'nda maruz kaldığı şiddeti ve cemaat yapılarının İmam Hatip düşmanlığını kendi tanıklığıyla anlatıyor.

Bir Kur’an Kursu hatırası: Başımdan aşağı dökülen kaynar su ve ağlayan Kur'an-ı Kerim

Ahmet Taş | Yerel Gündem

MERSİN / TÜRKİYE — Prof. Dr. Mehmet Şahin, son dönemde kamuoyunda infial yaratan cemaat yurdu skandallarının ardından, kendi çocukluğunda bizzat tanık olduğu ve fiziksel şiddetle sonuçlanan travmatik bir süreci "tarihe not düşmek" amacıyla detaylandırdı.

1975 yılının yaz mevsiminde, Mersin Erdemli İmam Hatip Lisesi'ndeki ilk yılını yeni tamamlamış bir öğrenciyken gittiği Sarıaydın Kur’an Kursu’nda yaşadıklarını aktaran Şahin, cemaat yapılarının devlet okullarına ve özellikle İmam Hatip öğrencilerine karşı beslediği ideolojik nefretin ulaştığı boyutları gözler önüne serdi. Yazısında, bir cuma vakti başından aşağı dökülen kaynar suyla haşlanmasını ve bu saldırının ardındaki "paralel yapı" mantığını çarpıcı ifadelerle anlattı.

İmam Hatip düşmanlığının gölgesinde bir kabul

Yayla mevsiminde babası ve akrabalarıyla birlikte Sarıaydın köyüne doğru yola çıkan Mehmet Şahin, kursa kabul aşamasında dahi ideolojik bir duvarla karşılaştı. Kursun idarecisi olan "Ali Hoca" lakaplı şahsın, Şahin’in İmam Hatip Lisesi öğrencisi olduğunu duyar duymaz reddetme yoluna gittiğini belirten Şahin, ancak dedesinin eski bir dostu olan köylü bir "kuyucunun" araya girmesi ve ısrarları neticesinde kursa kabul edildiğini ifade etti.

Kurstaki ilk günlerinden itibaren dışlandığını hisseden Şahin, cemaat mensubu öğrencilerin kendisine yönelik "hatab" (Arapça: odun) kelimesini bir hakaret olarak kullandıklarını belirtti. Şahin, bu nitelemenin nedenini yıllar sonra şu sözlerle açıklayacaktı:

"Bu cemaat, devlet tarafından kurulan İmam Hatip okullarının devleti temsil ettiğini ve verilen eğitimin yanlış olduğunu düşünüyorlarmış. Bu nedenle İmam Hatip ismini kullanmaz, onun yerine 'İmam Hatap' (Odun İmam) derlermiş. Bana niçin 'hatap' dediklerini o zaman anladım."

Cuma namazı öncesi planlı saldırı: Kaynar su dehşeti

Kurstaki beşinci gününde, bir cuma vakti camiye gitmek üzere abdest alan Şahin, yemekhanenin önünden geçtiği sırada hayatı boyunca unutamayacağı bir saldırıya uğradı. Mutfak kısmından tam geçişi sırasında başından aşağı kaynar su boşaltılan küçük Mehmet, vücudunda oluşan ağır yanıklarla tek başına bırakıldı.

Acıdan yerinde duramaz hale gelen Şahin, o anları şöyle tasvir etti: "Yüzümden aşağı doğru bir sıcak su geldiğini hissettim. Acı hızlıca yayıldı, omuzlarıma kadar olan kısımda dayanılmaz acılar hissediyordum. Yüzüme dokunduğumda kabarcıklar oluşmuştu. Kaynamakta olan suyun etkisiyle vücudum haşlanmıştı."

Yardım istediği bir öğrenciye para vererek bakkaldan yanık kremi aldırdığını söyleyen Şahin, Ali Hoca'nın bu saldırıda mutfakta çalışan öğrencileri bir "tetikçi" gibi kullandığını ancak yıllar sonra fark edebildiğini vurguladı.

Kaçış ve cemaatin "kitap" gaspı

Vücudundaki ağır yanıklarla kimseden yardım görmeyen Şahin, ani bir kararla kurstan kaçarak yayladaki çadırlarına dönmek üzere saatlerce süren bir yolculuğa çıktı. Haşlanmış derisiyle güneşin altında kilometrelerce yol yürüyen Şahin, akşam karanlığında evine ulaşabildi.

Olayın duyulması üzerine Şahin'in babası köye giderek oğlunun yatağını ve eşyalarını geri alsa da, kurstaki yetkililerin Şahin'in kendi parasıyla aldığı "Emsile" ve "Bina" adlı Arapça kitapları dahi gasp ederek geri vermedikleri ortaya çıktı. Bu olaydan sonra, daha önce Yörüklerden cemaat adına zekât toplayan babasının bu yapılarla tüm bağını kopardığını belirten Şahin, cemaatlerin devlet içine sızmış "paralel yapılar" olduğunun altını çizdi.

"Vücudumdaki yanıklar Ali Hoca'nın mirasıdır"

Prof. Dr. Mehmet Şahin, bugün dahi aynaya baktığında omuzlarından yukarısının vücudunun geri kalanından daha koyu renkte olduğunu ve bu yanık izlerinin kendisine her zaman Ali Hoca'nın zulmünü hatırlattığını ifade etti. "Dar kafalı bir hocanın geniş bir vizyon gerektiren Kur'an öğretimi yapmasını hiç anlamadım," diyen Şahin, çocuk yaşta maruz kaldığı bu şiddetin sorumlularına beddua etmeye devam ettiğini söyledi.

Şahin, yazısını güncel skandallara atıfta bulunarak şu ibretlik tespitle bitirdi: "Demek ki paralel eğitim, paralel Kur'an kursu, paralel yapılar hep varmış! İlkokulda zulmeden Ahmet Hoca ile kaynar suyla vücudumu yakan Süleymancı Ali Hoca'yı hiç unutmadım."

www.yerelgundem.com