Trump İran’a Savaşla Gözdağı Veriyor: ABD ve İsrail Aynı Cephede
Donald Trump, Netanyahu’nun etkisiyle İran’a karşı askeri operasyon başlattı. Ancak ABD kamuoyu, İran’la savaşa tepkili. Uzmanlara göre bu savaş Trump’ın siyasi sonunu getirebilir.
Trump İran’a Savaşla Gözdağı Veriyor: ABD ve İsrail Aynı Cephede
YEREL GÜNDEM / TÜRKİYE
Netanyahu hedefi değiştirdi, Trump düğmeye bastı
Eski ABD Başkanı Donald Trump, Gazze ve Ukrayna’da verdiği sözleri unutturmak istercesine şimdi de İran’a savaş açma hazırlığında. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun aylardır üzerinde çalıştığı stratejik hamle, nihayet Washington’da karşılık bulmuş gibi görünüyor. Gazze’de kamuoyundan beklediği desteği alamayan Trump, İran’a karşı başlatılan operasyonları kendi projesi gibi sunarak siyasi manevra alanını genişletmeye çalışıyor.
İran’a yönelik ilk saldırılarda nükleer altyapının hedef alınması, savaşın amacının “nükleer tehdidi ortadan kaldırmak” olduğu iddiasını desteklemek için öne çıkarılıyor. Ancak ABD’de kamuoyunun bu savaşa olan ilgisi oldukça zayıf. Yapılan son anketlere göre, Amerikalıların yüzde 65’i İran’la savaş fikrine karşı çıkıyor. Cumhuriyetçi seçmenin bile üçte biri bu girişimi desteklemiyor.
Trump kamuoyu desteğini kaybediyor
ABD’nin İran’a yönelik askeri hamleleri başlarken, Trump cephesinde ciddi bir meşruiyet krizi yaşanıyor. Ulusal İstihbarat Başkanı Tulsi Gabbard, Kongre'de yaptığı açıklamada İran'ın nükleer silah geliştirmediğini belirtmişti. Trump’ın bu açıklamalara verdiği yanıt ise dikkat çekiciydi: “Onun ne dediği önemli değil, ben inanmıyorum.”
Trump’ın yakın çevresinden de destek yerine eleştiriler yükseliyor. Eski stratejisti Steve Bannon ve medya destekçisi Tucker Carlson, İran’a savaş açmanın siyasi bedelinin ağır olacağını savunuyor.
Amerikan istihbaratının sızdırdığı bilgiler, İsrail’in nükleer tehdit iddialarının abartılı olduğunu gösteriyor. Ancak Trump, savaşı kişisel ve siyasi bir mücadeleye dönüştürmüş durumda.
Washington’da savaş karşıtı sesler yükseliyor
ABD’nin İran’a attığı ilk füzelerden biri Tahran’daki bir apartmana isabet etti. Hedef, İranlı bir nükleer fizik profesörüydü ancak füzeyle birlikte hayatını kaybeden 23 yaşındaki şair Partnia Abbasi ve ailesi oldu. Bu trajedi, Amerikan kamuoyunda büyük infial yarattı.
Washington Post’un haberi üzerinden yankı bulan olay, Trump’ın operasyonlarına insanî bir maliyet kazandırarak muhalefeti daha da görünür kıldı. Washington, Boston ve Colorado’da düzenlenen “Özgür Filistin” temalı protestoların yakında İran karşıtı savaşa evrilmesi bekleniyor.
Nükleer tehdidin ötesinde: Siyasi hesaplar
İran’ın nükleer kapasitesine dair istihbarat verileri net olmamakla birlikte, mevcut bilgiler bu ülkenin nükleer silah üretiminden hâlâ uzak olduğunu gösteriyor. Yine de Netanyahu’nun "acil müdahale" söylemleri, Trump tarafından savaş gerekçesi olarak kullanılıyor. İsrail'in stratejisi İran'ın nükleer altyapısını ortadan kaldırmak olsa da, Trump bu süreci kendi liderlik vizyonuna uygun şekilde yeniden şekillendiriyor.
Amerikan halkının ve siyasi elitin çoğunluğu ise bu girişimi hem ekonomik hem de ahlaki açıdan sorguluyor. Devlet bütçesinde uygulanan tasarruf tedbirleri nedeniyle binlerce kamu görevlisi işten çıkarılmışken, milyonlarca dolarlık füzelerin İran’a gönderilmesi büyük bir çelişki olarak görülüyor.
Trump kazanabilir mi, ama ne pahasına?
Trump bu savaşla yeniden güçlü lider imajını tazelemek istiyor. Ancak siyasi analistler, İran’a yönelik askeri müdahalenin hem ABD'nin mali kaynaklarını tüketebileceğini hem de Trump'ın ikinci başkanlık dönemine mal olabileceğini dile getiriyor. İran’a karşı açılacak bir cephe, yalnızca bölgesel değil, küresel bir istikrarsızlığa neden olma potansiyeli taşıyor.
Netanyahu için bu savaş belki “nükleer İran”ın önlenmesi anlamına geliyor olabilir, fakat ABD için daha karmaşık ve tehlikeli bir denklem söz konusu. İran’ın nükleer kapasitesi zarar görse bile, Trump'ın bu savaşla ne kazandığı ve ne kaybettiği konusu, gelecek seçimlerde net bir karşılık bulacak.
Kaynak: Fehmi Koru / Karar













